Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3218 E. 2023/4802 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3218
- Karar No
- 2023/4802
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/114 D.İş SAYISI : 2022/İHK-2962 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun reddi - itirazın reddi SAYISI : K-2021/157613 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun reddine verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. ... kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.12.2013 tarihinde, davalının zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortaladığı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında karşı taraf araç sürücüsü olan davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.843,00 TL sağlık kurulu rapor ücretinin 13.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının maluliyetinin oluşmadığını, sunulan maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, başvurunun usulden reddi gerektiğini, davacının yolcu konumunda bulunduğunu, hatır taşıması yapıldığını, istiap haddi aşılmışsa müterafik kusur indirimi gerektiğini, sürücü alkollü olduğundan ayrıca müterafik kusur indirimi gerektiğini, davacıya dava konusu olaya ilişkin olarak Soyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, tedavi giderlerinin teminat kapsamında olmadığını, ceza soruşturması bulunup bulunmadığının araştırılmasını, ticari faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek başvurunun reddini istemiştir. III. ... KARARI ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dosyaya sunduğu İstanbul Medeniyet Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 10.04.2021 tarihli rapor ile davacının %6,3 oranında malul kaldığının belirtildiği, dosya içerisine alınan Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yapılan yargılama sırasında aynı yönetmelik hükümlerine göre alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Bölümü'nün 16.11.2015 tarihli raporu ile davacının kaş hizasında 10 cm ebadında yara izi mevcut olduğu ve bunun sekel mahiyetinde olmadığı belirtilmiş olduğundan her iki raporun değerlendirilerek çelişkinin giderilmesi için alınan 21.10.2021 tarihli rapor ile davacının maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; dosyaya ibraz edilen 10.04.2021 tarihli rapor ile davacının %6,3 oranında malul kaldığının belirlenmiş olduğu, ... tarafından aldırılan 21.10.2021 tarihli rapor ile oluşan çelişkinin giderilmesi gerektiğini belirterek ... kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya ibraz edilen 10.04.2021 tarihli rapor ile davacının %6,3 oranında malul kaldığının belirlenmiş olduğunu, ... tarafından aldırılan 21.10.2021 tarihli rapor ile oluşan çelişkinin giderilmesi gerektiğini, ... kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık davalı sigorta şirketi tarafından; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve adli rapor gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından aynı olaya ilişkin Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/533 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığı, anılan dosyada maluliyet raporu alındığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Bölümü'nün 16.11.2015 tarihli raporu ile davacının kaş hizasında 10 cm ebadında yara izi mevcut olduğu ve bunun sekel mahiyetinde olmadığının belirtilmiş olduğu, mahkemece 06.03.2017 tarihli 2017/70 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 150 inci maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrasında "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Somut olayda, aynı olaya ilişkin davacı tarafından Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/533 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığı dikkate alındığında 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası gereğince başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 03.04.2023 tarihinde Başkan ...'ın ve Üye ...'nin karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sigortacılık Kanunu'nun 30/14. maddesinde “Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz.’’ düzenlemesi yer almakta olup bu düzenleme özel bir dava şartıdır. Aynı taraflar arasında aynı konuda açılan derdest davalar ile kesin hüküm oluşturan davalar madde kapsamında değerlendirilmelidir. Davanın açılmamış sayılması kararı nihai bir karardır. Yargıtay HGK'nın 07/02/2001, 20-100/108 sayılı kararında da belirtildiği gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150 nci maddesine göre, davacının açılmamış sayılacağı kararı yasanın emredici nitelikte hükmü gereği olup başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden yürürlük kazanır. Davanın açılmamış sayılması, bu konuda herhangi bir davanın bulunmadığı anlamına gelir. Bu sebeple daha önce açılan fakat HMK'nın 150/6 ncı maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılan dava dolayısıyla daha önce ortaya çıkmış bulunan sonuçlar (örneğin zamanaşımı kesilmesi veya sürenin durması gibi) açılacak olan ikinci dava bakımından kesinlikle dikkate alınmaz. Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır (HMK'nın 150/7). Bu sebeple açılmamış sayılan davada verilen dava dilekçesindeki talep miktarı sonradan açılacak davalar bakımından önleyici veya sonuç doğurucu etki meydana getirmez. Maddi hukuk bakımından açılmamış sayılan davanın mevcut kabul edilmemesi gerekir. Somut olayda; davacı tarafından davalıya karşı sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle açılan Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/533 Esas sayılı dosyasında HMK'nın 150 nci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden, bu karar kesin hüküm sonuçlarını doğurmayacağından, maddi hukuk bakımından dava mevcut ve mahkemeye intikal etmiş kabul edilemeyecektir. Davaya konu alacağın sigorta tahkim yargılamasına konu edilmesine hukuki engel bulunmadığından, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesiyle, davacının sunduğu maluliyet heyet raporuyla hakem heyetinin tek uzmandan aldığı maluliyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi konusunda rapor alınması ile karar verilmesi için ... kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum. KARŞI OY Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından aynı olaya ilişkin Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/533 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığı, mahkemece 25.10.2016 tarihli ve 2017/70 Karar sayılı kararı ile dava dosyasının takip edilmeyerek işlemden kaldırıldığı, dosyanın 3 aylık yenileme süresi içinde yenilenmediği anlaşıldığından 6100 sayılı Kanun'un 150 inci maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere davacı, tahkim komisyonu ya da mahkemeye başvuru yolu ile tazminat talebine ilişkin seçimlik hakkını öncelikle mahkemeden yana kullansa dahi mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması sebebiyle tazminat talebini nihai olarak sonuçlandıracak nitelikte bir karar verilmediği aşikardır. Bunun yanında davacının, davanın açılmamış sayılmasına dair karardan sonra tazminat talebini tahkim komisyonu kanalıyla talep etme hakkı da bulunmaktadır. Şu durumda, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası gereği mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıktan söz edilemeyeceğinden işin esasına girilerek kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.