Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/17194 E. 2025/15214 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/17194
- Karar No
- 2025/15214
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1825 E., 2022/1574 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/4 E., 2021/327 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 18.08.2017 tarihinde davalı ... nezdinde trafik sigortalı olan, davalı ...'a ait aracın davalı ...'ın sevk ve idaresinde iken yaya konumunda bulunan davacıların murisi ...'a çarpmasıyla meydana gelen trafik kazası neticesinde davacıların murisinin hayatını kaybettiğini belirterek davacı ... ... için 70.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılardan ... ... ve ...'ın murisin ölümü ile destekten yoksun kalmaları nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi gereğince artırılmak üzere davacı ... ... için 100,00 TL ve davacı ... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.06.2021 tarihli değer artırım dilekçesiyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebini davacı ... ... yönünden 291.557,07 TL'ye, davacı ... yönünden 2.218,47 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; öncelikle kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, henüz kesinleşmeyen ceza dosyasında alınan kusur oranının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yeniden kusur raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davalının aracın maliki olduğunu, diğer davalı ...'ın ise sürücüsü olduğunu, ceza dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda sürücünün asli, müteveffanın tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kusur oranını kabul etmediklerini, müteveffanın kazada asli ve ağır kusurlu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 86.maddesine göre, mücbir sebep ya da zarar gören veya 3. kişinin ağır kusurunun bulunduğu hallerde illiyet bağının kesilmesi sebebiyle işletenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, somut olayda müteveffanın kazanın meydana gelmesinde tek ve ağır kusurlu olmasının davalı bakımından illiyet bağını kestiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ... ... ve ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile ... ... için 291.557,07 TL, ... için 2.218,47 TL olmak üzere toplam 293.775,54 TL'nin -davalı ... bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak ve 14.02.2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek kaydıyla- diğer davalılar bakımından ise haksız fiil tarihi olan 18.08.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL'nin davalılar ... ve ...'dan haksız fiil tarihi olan 18.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat talebinin kabulü ile her biri için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL'nin davalılar ... ve ...'dan haksız fiil tarihi olan 18.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Sigorta A.Ş ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sigorta A.Ş vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müteveffa yaya ...'ın meydana gelen kazada tek ve ağır kusurlu olması nedeniyle müvekkilinin sorumluluğu bakımından illiyet bağının kesildiğini, dosya kapsamında alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunmakta olup kaza tespit tutanağı ve kazanın meydana geliş şekli incelendiğinde müteveffanın asli kusurlu olarak tespit edilmesi gerektiğini, fahiş miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili temyiz dilekçesinde; kusur itirazlarının dikkate alınmadığını, çelişkili kusur raporu üzerinden hüküm kurulduğunu, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsüne kusur izafe edilmediğini, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, aktüer bilirkişi raporunda %1,8 teknik faiz yöntemiyle hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın yaptığı trafik kazası sonucu hayatını kaybeden desteğin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
1.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin davacılardan ... ve ... 'a yönelik temyiz itirazları yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı her bir davacı bakımından ayrı ayrı belirlenecektir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarlar, davacı ... için 2.218,47 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 32.218,47 TL, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminat olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin davacılar ... ve ...'a yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... Sigorta A.Ş vekili ve davalı ... vekilinin davacı ... ... (...) için aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin davacı ... ... (...)'a yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince; a. Dairemizce kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. Somut olayda, desteğin annesinin hayatta olduğu nüfus kayıtlarından anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamada annenin payının ayrılmaması doğru olmadığından desteğin annesine de pay ayrılmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelenmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. b.Davacı ... ... (...), davaya konu trafik kazasında hayatını kaybeden eşi ...'ın desteğinden mahrum kaldığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuştur. Destekten yoksun kalma iddiası ile açılan dava, ölümden sonraki süre boyunca doğacak zararın tazmini talebini kapsamaktadır. Bu nedenle yargılama boyunca davacının değişen durumu tazminatın belirlenmesi yönünden etkili olacaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için her şeyden önce destek alma hakkı olan kişinin, destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; dul kalan eşin yeniden evlenmesi halinde destekten yoksun kaldığı sürenin önceki eşin ölüm tarihi ile davacının yeniden evlenme tarihi arasındaki süreye göre hesaplanması gerekmektedir. UYAP sistemi üzerinden davacının güncel nüfus kaydının incelenmesinde, davacı ... ... (...)'un 29.01.2024 tarihinde, desteğin ölümünden sonra evlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı eşin evlendiği hususun göz önünde bulundurularak desteğin ölüm tarihi ile davacının yeniden evlendiği tarihe kadarki gerçek zararının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken davacının yeniden evlendiği tarihten sonraki dönem için de tazminat hesabı yapılmış olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin davacılardan ... ve ...'a yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin davacı ... ... (...)'a yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3.Yukarıda (3.a ) ve (3.b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin davacı ... ... (...)'a yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 4. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ... ve ... Sigorta A.Ş.'ye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemene gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.