Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/17051 E. 2023/12326 K.

Konu: Haksız El Koymadan Kaynaklanan Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/17051
Karar No
2023/12326
Karar Tarihi
Konu
Haksız El Koymadan Kaynaklanan Maddi Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1167 Esas 2022/1490 Karar HÜKÜM/KARAR : Kabul-Yeniden Hüküm Tesisi- Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki haksız el koymadan kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun süre nedeniyle reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm tesisine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu plakalı 1992 model Ford marka, Cargo 2520 tipinde tanker kamyon vasıflı aracın dava dışı sürücü nezaretinde akaryakıt taşıması yapılırken 04.07.1999 tarihinde Dilucu Gümrük Müdürlüğünde muhafaza altına alınarak Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1999/209 esas nolu dosyasında devam eden tahkikat için işleme tabi tutulduğunu, ceza yargılaması sonucu dava dışı Yasin Çelik hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, ceza mahkemesi kararında muhafaza altında bulunan aracın karar kesinleştiğinde sürücüsü'e iadesine, aracın tasfiyeye tabi tutulmuş olması halinde ise satış bedeli ve temerrüt faizinin hak sahibine ödenmesine yönelik karar verildiğini, Van Tasfiye İşletme Müdürlüğüne yapılan başvuru sonucunda aracın müdürlükçe yapılan açık ihalede tasfiyesinin gerçekleşmiş olduğunu, dava konusu araca haksız ve hukuka aykırı olarak el konulduğunu, muhafaza altına alınmasına ilişkin 04.07.1999 tarihinden aracın teslim edilmesine ilişkin mahkeme müzekkeresinin yazıldığı 29.01.2018 tarihine kadarki sürede davacının aracını kullanamadığını, aracı kullanamamaktan kaynaklanan zararı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 581.850,00 TL kazanç kaybı tazminatının el koyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacı tarafından Doğu Anadolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Van Tasfiye İşletme Müdürlüğüne satış bedelinin teslimine ilişkin talepli herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, davacının talebinin fahiş olduğunu, davaya konu el koyma işlemi nedeniyle davalıya husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait araca kaçakçılık yapıldığı iddiası ile el konulduğu, dava dışı sanıklar hakkında yapılan yargılama sonucu ceza davasının zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırılmasına karar verildiği, aracın sahibine iadesi için 29.01.2018 tarihinde Şanlıurfa 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 1999/209 esas sayılı dosyası kapsamında müzekkere yazıldığı, ancak idare tarafından 25.07.2008 tarihinde satılarak 7.000,00 TL bedelle tasfiye edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda dava konusu araç hakkında davalı İdare tarafından uygulanan el koyma ve tasfiye kararının haksız olduğunun anlaşıldığı, yapılan işlemler neticesinde davacının zararının oluştuğu, aracına el konulmasından dolayı kazanç kaybına uğradığı, davalının bu zarardan sorumlu olduğu, zarar bedelinin dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ile belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 581.980,54 TL'nin davanın açıldığı 09.07.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararında faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin haksız el koyma tarihi olarak düzeltilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesince; İlk Derece Mahkemesince husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça katılma yoluyla istinaf dilekçesi niteliğinde sunulan istinaf başvuru dilekçesinin iki haftalık başvuru süresi geçtikten sonra 24.08.2021 tarihinde verildiği, bu süre sona erdikten sonra yapılan istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerektiği, davacı vekili her ne kadar haksız el koyma tarihi olan 04.07.1999 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirtmiş ise de, dosyaya sunulan 25.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda her yıl için ayrı ayrı uğranılan kazanç kaybı miktarı hesaplanmış olup, her yıl için tespit edilen kazanç kaybına her yılın sonundan itibaren faiz işletilmek suretiyle tahsili gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, kararın faiz başlangıç tarihleri açısından düzeltilmesi gerektiği, ayrıca dava dilekçesinde 581.850,00 TL'nin tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olmasına rağmen yargılama aşamasında davacı tarafça herhangi bir ıslah talebi olmamasına ve arttırılan miktar için harç yatırılmamış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un (HMK) 26 ncı maddesi hükmüne aykırı olarak talep aşılarak bilirkişi raporu doğrultusunda 581.980,54 TL alacağın tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, kararın bu yönüyle de düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.03.2021 gün ve 2018/452 esas, 2021/218 karar sayılı kararının kaldırılmasına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin 1 inci fıkrası (b) bendinin 2 nci maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; davanın kısmen kabulü ile, 581.850,00 TL maddi tazminatın (7.865,00 TL'sinin 31.12.1999 tarihinden, 18.000,00 TL'sinin 31.12.2000 tarihinden, 18.600,00 TL'sinin 31.12.2001 tarihinden, 20.400,00 TL'sinin 31.12.2002 tarihinden, 22.800,00 TL'sinin 31.12.2003 tarihinden, 24.792,00 TL'sinin 31.12.2004 tarihinden, 26.796,00 TL'sinin 31.12.2005 tarihinden, 28.596,00 TL'sinin 31.12.2006 tarihinden, 30.000,00 TL'sinin 31.12.2007 tarihinden, 31.800,00 TL'sinin 31.12.2008 tarihinden, 33.000,00 TL'sinin 31.12.2009 tarihinden, 34.392,00 TL'sinin 31.12.2010 tarihinden, 36.396,00 TL'sinin 31.12.2011 tarihinden, 37.200,00 TL'sinin 31.12.2012 tarihinden, 39.000,00 TL'sinin 31.12.2013 tarihinden, 40.596,00 TL'sinin 31.12.2014 tarihinden, 41.592,00 TL'sinin 31.12.2015 tarihinden, 42.600,00 TL'sinin 31.12.2016 tarihinden, 43.800,00 TL'sinin 31.12.2017 tarihinden, 3.625,00 TL'sinin 29.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; verilen el koyma ve tasfiye kararlarının usul ve yasaya uygun olarak yerine getirildiğini, ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, bu nedenle beraat yönünde hüküm kurulmadığından el koyma kararının haksız olduğundan bahsedilemeyeceğini, dolayısıyla ortada kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil olmadığından davanın reddi gerektiğini, el konulan araç davacıya ait olduğundan davacının iyiniyetli üçüncü kişi olarak aracın kendisine teslimini her zaman isteyebilmesinin mümkün olduğunu, ancak davacı tarafça bu yöndeki talebin karar kesinleştikten sonra yapıldığını, davacının iyiniyetli olmadığını, talep edilen bedelin fahiş olduğunu, el konulan aracın her ay aralıksız çalıştırılarak yapılan hesabın hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere bir miktar hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, aleyhe olan yargılama giderlerini de kabul etmediklerini belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının maliki olduğu araca haksız el konulması nedeniyle uğranılan kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/17051, K. 2023/12326, T. 21.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-17051-e-2023-12326-k-660c95b29be4