Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/14693 E. 2023/6055 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/14693
- Karar No
- 2023/6055
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2352 Esas - 2022/1684 Karar HÜKÜM/KARAR : Hukuki Yarar Yokluğundan Usulden Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/435 Esas - 2022/329 Karar Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı aleyhine Adana Genel İcra Dairesinin 2021/26010 Esas sayılı icra takip dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, alacaklısının eldeki davanın davalısı olduğunu, ilamlı takibe dayanak gösterilen kararın Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/571 Esas - 2021/32 Karar sayılı ilamı olduğunu, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmeden ve karar kesinleşmeden icraya konulduğunu, bu ilama dayanarak alacaklı tarafından 69.000,00 TL'si maddi tazminatı, 10.969,91 TL'si vekalet ücreti ve 2.063,05 TL'si yargılama gideri ile sırasıyla 80.815,07 TL, 627,54 TL ve 118,02 TL yasal faiz olmak üzere toplam 163.593,59 TL alacak için takip başlatıldığını, ilamlı icra takibinin kesinleştiğini ve davacının maaşına ve taşınmazlarına haciz işlemi uygulandığını, ilamlı icra takibine konu edilen alacak ile ilgili davacının borcu bulunmadığından bu menfi tespit davasını açma zarureti doğduğunu, söz konusu alacak ödenmiş olduğundan ödenen borcun tekrar tahsil edilmek istenmesi durumu söz konusu olduğundan davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu, Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/800 Esas - 2014/398 Karar sayılı ilamıyla ..., ... ile HDI Sigorta ve Groupama Sigorta şirketlerine karşı açılan tazminat dosyasında maddi tazminat talebi bakımından davalı HDI Sigorta AŞ. yönünden açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, ... ve ... ile Groupama Sigorta AŞ. yönünden açılan davanın ise kısmen kabul kısmen reddi ile 107.123,96 TL maddi tazminata hükmedildiğini ve 20.000,00 TL manevi tazminatın ... ve ...'ten faiziyle tahsiline hükmedildiğini, kararın davacı ile ... ve Groupama Sigorta AŞ. tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi tarafından davacının ve Groupama Sigorta AŞ.'nin temyiz itirazının reddine karar verildiğini, ... lehine hükmün bozulduğunu, Mahkemece bozma ilamına uyulduğunu ve dosyanın 2018/571 Esas sırasına kaydedildiğini, bu haliyle 2021/800 Esas sayılı dosyanın ... yönünden kesinleştiğini, alacaklı tarafından icra takibi başlatıldığını ve Adana 11. İcra Dairesinin 2014/10788 Esas sayılı icra takip dosyasının borcunun 18/03/2015 tarihinde ödendiğini, yani ilk kararın infaz edildiğini, ilk kararın sigorta şirketleri yönünden kesinleştiğini, hak düşürücü süre yönünden HDI Sigorta AŞ. ve ... ve ... aleyhine açılan dava reddedildiğinden HDI Sigorta AŞ.'nin sorumlu olduğu 100.000,00 TL yönünden Süleyman ve ... yönünden de ödenmesi gereken bir tazminatın söz konusu olmadığını, daha sonra alacaklının Groupama Sigorta AŞ'yle sulh olduğunu ve bu şirket aleyhine açılan davanın konusuz kaldığını, Mahkemenin ikinci kararda kesinleşen hükmü tekrarlamakla yetindiğini, Groupama Sigorta AŞ.'nin sulh nedeniyle ödeme yapmasıyla iki müteselsil borçlunun da sorumluluktan kurtulduğunu, davacının sadece ... için icra takibi başlatmasının bunun açık delili olduğunu, davacının HDI Sigorta AŞ.'nin ödediği 31.000,00 TL tazminatı düşüp geri kalan miktarı icra takibine koymasından sanki HDI Sigorta AŞ.'nin sorumlu olduğu kalan miktar için takip başlattığı izlenimi doğduğunu, oysa ki bu miktarın ödemeyle beraber verilen ibranameyle kesinleşen kararla zaten 100.000,00 TL yönünden tüm tazminat borçluları yönünden sona erdiğini, Groupama Sigorta AŞ. yönünden de sulh ile birlikte tüm tazminat borçluları yönünden tazminatın 100.000,00 TL'lik kısmının da ödenmesi sebebiyle ... yönünden ödenmesi gereken başkaca bir borç kalmadığından icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, hiç kimsenin mükerrer tahsilat yapamayacağını, sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemeyle sigorta ettirenler ve diğer sorumluların sorumluluktan kurtulacağını, kişilerin bunun için sigorta yaptırıp prim ödediğini, ... hakkındaki kararın kesinleşmesi nedeniyle diğerleri hakkındaki yargılama devam ettiğinden her ikisinin son kararda birlikte yer almasından sanki ...'in ödemesi gereken tazminat borcu varmış izlenimi doğduğunu, davacının ilamlı takibe dayanak ilamdan kaynaklanan borcunun bulunmadığının sabit olduğunu, bu nedenlerle Adana Genel İcra dairesinin 2021/26010 Esas sayılı icra takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Adana Genel İcra Dairesinin 2021/26010 Esas sayılı icra takibinin kesinleştiğini, takibe dayanak olan gerekçeli kararın kesinleşmeden icraya konulmuş olmasında hukuken engel bulunmadığını, davacının bakiye borcu bulunduğundan icra işlemlerinin devam ettiğini, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, Adana 7.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen son karara göre davacının sorumluluğunda bulunan bakiye maddi tazminat miktarını tahsil etmek amacıyla Adana Genel İcra dairesinin 2021/26010 Esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, HDI Sigorta AŞ.'nin sorumlu olduğu poliçe teminat limiti olan 100.000,00 TL'den 31.000,00 TL'sini ödediğini, bakiye için müşterek müteselsil sorumlu olan HDI Sigorta AŞ., Groupama Sigorta AŞ., ... ve ... aleyhine açılan davada HDI Sigorta AŞ.'nin yapmış olduğu ödemenin üzerinden 2 yıl zamanaşımı süresi geçtiğinden HDI Sigorta AŞ.yönünden davanın reddedildiğini, ancak 100.000,00 TL poliçe teminat limitinden kaynaklanan ve geriye kalan 69.000,00 TL'den davacı ... ve diğerlerinin müteselsil sorumluluk ilkesi gereği sorumlu olduğunun açık olduğunu, davalı Groupama Sigorta AŞ.'nin ise temyizden sonra açılan 2018/571 Esas sayılı dava görülmekteyken müvekkili ile sulh olduğunu ve Groupama Sigorta AŞ. yönünden bakiye tazminat sorumluluğu kalmadığını, ... yönünden kararın kesinleştiğini ve HDI Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olduğu miktardan bakiye 69.000,00 TL'den davacının her halükarda müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin 2018/571 esas 2021/32 karar sayılı ilamıyla davacı aleyhine tazminata hükmedildiği ve dosyanın henüz temyiz aşamasında olduğu, ilgili ilamın kesinleşmeden takibe konulabilecek ilamlardan olup davalı tarafça ilamlı icra yoluyla icraya konu edildiği, davacının da bu ilamdan kaynaklı borçlu olmadığı ve borcun ödendiğinden bahisle eldeki davayı açtığı, öncelikle davacının borcun ödeme nedeniyle sona erdiğini iddia ve ispat ederek icra mahkemesinde takibin iptalini isteyebileceği, ayrıca alacaklının alacağının ödeme nedeniyle sona erdiği iddia ediliyorsa bu hususun ancak temyiz sebebi yapılabileceği, icra takibine maruz kalmamak için de icranın geri bırakılmasının talep edilebileceği, şu durumda henüz kesinleşmemiş bir ilam nedeniyle başlatılan takipten dolayı davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine Adana Genel İcra Dairesinin 2021/26010 esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı olan Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/571 Esas ve 2021/32 Karar sayılı ilamı olduğunu, anılan kararı henüz kesinleşmediğini ve kesinleşmeden icraya konulduğunu, ilamlı icra takibinin ise kesinleştiğini ve müvekkilinin maaşına ve taşınmazlarına haciz konulduğunu, ancak takibe dayanak alacağın ödendiğini, ödenen borcun tekrar tahsil edilmek istenmesi nedeniyle müvekkilinin eldeki davayı açmakta hukuki yararı olduğunu, icra dosyasına konu yargılama sürecinin ilk olarak Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/800 Esas ve 2014/398 Karar sayılı ilamı ile karara bağlandığını, anılan dosyanın davacısının temyiz incelemesine konu eldeki davanın davalısı olduğunu, mahkemece bu davada HDI Sigorta A.Ş yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, ..., ... ve Groupama Sigorta A.Ş yönünden 107.123,96 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve Groupama Sigorta AŞ'nin poliçe limiti olan 100.000 TL ile sınırlı sorumlu olmasına, 20.000 TL manevi tazminatın da Süleymen Örnek ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, kararın davacı vekili ve davalılar ... vekili ile Groupama Sigorta AŞ tarafından temyiz edildiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından kararın davalı ... lehine bozulduğunu, dolayısıyla müvekkili aleyhine verilen kararın kesinleştiğini, bozma ilamı üzerine Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/571 Esas ve 2021/32 Karar sayılı ilamında müvekkili yönünden ilk kararın kesinleştiği belirtilerek ilk karardaki hükmün aynen tekrar edildiğini, ayrıca davacı alacaklı tarafından mahkemenin ilk kararına istinaden manevi tazminat ve sigorta şirketinin sorumluluğunu aşan miktar yönünden Adana 11. İcra Dairesinin 2014/10788 esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını ve 18.03.2015 tarihinde tüm dosya borcunun ödendiğini, Groupama Sigorta AŞ ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olunan miktar için de Adana 11. İcra Dairesinin 2014/10792 esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, takipsizlik nedeniyle düşen bu dosyanın 2019/16009 esası aldığını, mahkemenin bozma sonrası verilen kararından alacaklı ile Groupama Sigorta AŞ'nin sulh olduğunun ve sigorta şirketine karşı açılan davanın tefrik edilerek davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, dolayısıyla müvekkili aleyhine kesinleşen tazminat miktarlarının tamamının ödendiğini, davalının cevap dilekçesinde icra takibine konu edilen alacak miktarının HDI Sigorta AŞ'nin sorumluluğu kapsamında ödenen 31.000 TL'nin mahsubu ile poliçe limiti gereği ödenmesi gereken bakiye 69.000 TL'nin olduğunun beyan edildiğini, ilamlı icra takibinde dayanak olarak Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/571 esas sayılı dosyası gösterilmiş ise de ilamlı takipte alacağın kökeni ile ilgili belirleme yapılmadığını, cevap dilekçesinde takip dayanağının HDI Sigorta AŞ'nin sorumluluğunu aşan kısım olduğu bildirilmişse de icra takibinde bu hususun belirtilmediğini, davalı tarafından tamamen kötüniyetli olarak icra takibi başlatıldığını, HDI Sigorta AŞ'nin sorumlu olduğu miktara yönelik zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesi ile birlikte bu kısma yönelik müvekkilinin de sorumluluğunun ortadan kalktığını, davalı alacaklının ise olmayan bir borcu ilamlı icraya konu ettiğini, olmadığı kesinleşen bir borcun ilamlı icra ile istenilmesinde borcun olmadığının ancak menfi tespit yolu ile istenebileceğini, sınırlı inceleme yapan icra mahkemesinin bu durumu şikayet yoluyla çözemeyeceğini, ortada icra mahkemesinin yetkisini aşan bir durum olduğunu, uyuşmazlığın ilama aykırılıktan ziyade ilamda olmayan bir alacağın talep edilmesinden doğduğundan menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın mevcut olduğunu, mahkemece dava dilekçesinde gösterilen deliller toplanılmadan karar verildiğinden hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, mahkemece maddi olayın hukuksal çerçevesinin yanlış yapıldığını, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan ilamlı icra takibine konu olan borcun sona ermesi ve talep edilen miktarın ilama aykırı olması nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davacının talebinin icra emrinin, dayanağı olan ilama aykırı düzenlendiği iddiasına yönelik olmasına ve ilama aykırılık nedeniyle yapılacak şikayetin icra mahkemesince incelenebilecek olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.