Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/14189 E. 2023/1582 K.

Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/14189
Karar No
2023/1582
Karar Tarihi
Konu
Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/392 E., 2021/690 K. HÜKÜM/KARAR : Karar Verilmesine Yer Olmadığına Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri Ali ve ...'in çocukları, diğer müvekkillerinin kardeşi olan ...'e 09.06.2008 tarihinde Hatipli Belediye Başkanlığına ait davalı ...'nın sevk ve idaresindeki iş makinesinin çarpması neticesinde Emrah'ın vefat ettiğini, davalı ...'ün kaza tarihinde Hatipli Belediye Başkanı olduğunu, davalı Hatipli Belediye Başkanlığı'nın (...) araç işleteni olarak sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak davacıların her biri için şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere toplam 4.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, hastane masrafları, cenaze ve defin giderleri olarak 500,00 TL maddi giderin, davacılardan ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, Tuğba Erdem için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve Hatipli Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların oğlu ...'in özürlü olup, özürlüler okuluna gittiğini, davacıların iddia ettiği gibi kendilerine destek olmasının muhtemel olmadığını, kaza yapan iş makinesinin fen işlerinin emrinde çalışan bir araç olduğunu, yapılan yolun da fen işleri tarafından yapılan yol olduğunu, araçta yardımcı eleman veya yol güvenliği için eleman bulundurma sorumluluğunun müvekkili Belediye Başkanının değil, birim amiri olan fen işleri müdürünün ve diğer ilgili personelin görevi olduğunu, Emrah'ı kaza yerinde bırakan davacı annenin asli kusurlu olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... duruşmadaki beyanında; Hatipli Belediyesinde operatör olarak çalıştığını, olay tarihinde yol yapım işinde görev yaptığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.02.2015 tarihli ve 2013/378 Esas, 2015/96 Karar sayılı kararı ile davalılardan ... ve Ahmet Özkan Kütük'ün kamu görevlisi olduğu, kamu görevlilerinin hizmet kusurundan kaynaklanan davaların idareye karşı açılması gerektiği, davalı ... yönünden ise davanın idari yargıda açılması gerektiği gerekçesiyle davalılar ... ve Ahmet Özkan Kütük'e yönelik açılan davanın HMK 'nun 114/1-d ve 115 husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ... Başkanlığına yönelik açılan dava yönünden yargı yolu bakımından görevli mahkeme idari yargı mahkemeleri olduğundan HMK'nun 1141-b ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davacının davasının yargı yeri yönünden usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.03.2016 tarihli ve 2016/2479 Esas ve 2016/3376 Karar sayılı ilamıyla; "2-...kamu araçlarının verdikleri zararlardan dolayı idare, kamu hukuku kurallarına göre değil, “işleten” sıfatıyla özel hukuk kurallarına göre sorumlu tutulabilecektir. Bu durumda, davalı belediyenin işleteni olduğu aracın neden olduğu zararın tazmini isteği ile açılan davanın, bu kuralları uygulamakla görevli adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Yerel mahkemece, açıklanan yasal düzenlemeler gözetilmeksizin davalı ... yönünden yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. 3- Mahkemece her ne kadar davalı araç sürücüsü ... hakkında davalıların olay tarihinde Hatipli Belediyesinde belediyenin yaptığı yol çalışması esnasında çalışan ve "kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi" olarak tanımlanan kamu görevlisi sıfatına haiz oldukları, Anayasa'nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1 maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceği gerekçesi ile husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş ise de; davalı sürücü Serkan haksız fiili işleyen olup, gerek B.K gerekse K.T.K hükümlerine göre müteselsil sorumlu olarak aleyhinde dava açılabileceğinden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 10.07.2018 tarihli ve 2016/226 Esas, 2018/297 Karar sayılı kararı ile "...09.06.2008 tarihinde meydana gelen kazada, mahkememizce kazayla ilgili kusur tespiti yaptırılmış, alınan bilirkişi raporunda ilgili Belediye'nin %50 ( yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, sürücü ..., silindiri ile çalışması esnasında geri manevra yaparken maktulü görmediği, ancak arkadaşlarının ikazı ile maktulün silindirin altında kaldığını anlaması nedeni ile kasıt olmaksızın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84.maddesinin f bendine göre doğrultu değiştirme manevrasını yanlış yaptığı için %25 ( yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu, ağır zeka geriliği olan maktulün, mahallede yol çalışması olduğu halde, tek başına korumasız vaziyette, mahalledeki yol çalışma alanında bulunmasına müsadee etmesi nedeniyle, anne ...'im maktulün bakım ve sorumluluğunu evde bakım ücreti alarak üstlendiği için bakım görevinde yaptığı ihmalkarlıktan dolayı %25 ( yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu, maktulün Adlı Tıp Kurumu ve sağlık raporlarındaki idrak ve anlama yeteneğinin olmadığı, bakıma muhtaç olduğu anlaşıldığından kusurunun olmadığı belirtilmiştir. 2008 yılında geçirmiş olduğu kaza neticesinde ölen ...'in zihinsel ve bedensel durumuna göre 18 yaşından itibaren herhangi bir iş kolunda istihdam edilip edilemeyeceği, ailesine katkısının olup olamayacağı, basit gündelik işlerde ailesine yardımının olup olmayacağı hususunda ATK 3. İhtisas Kurulundan rapor aldırılmış, alınan raporda, ...'in 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi gazetede yayınlanan maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliği Ek-1 bölümü B-1 kapsamında beden çalışma gücünün en az % 60 ını kaybetmiş olduğu, Ordu Devlet Hastanesinin raporuna göre 07.08.2007 tarihinde malul durumda olduğu, sorulduğu üzere küçüğün 18 yaşından itibaren herhangi bir iş kolunda istihdam edilmesinin beklenmeyeceği, basit gündelik işlerde yeterince uyum kursu programı uygulanmamışsa ailesine yardımcı olamayacağının belirtildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacıların cenaze ve defin giderlerine ilişkin taleplerinin ise kısmen kabulü ile 326 TL masrafın 09/06/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir." gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat talebinin reddine, davacıların cenaze ve defin giderlerine ilişkin taleplerinin kısmen kabulü ile 326,00 TL masrafın 09.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacılardan ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, Tuğba Erdem için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın 09.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 11.03.2021 tarihli ve 2021/232 Esas, 2021/1133 Karar sayılı ilamıyla; "1-Davalılardan ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;...Yargıtay’ın vermiş olduğu bozma kararına uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı, bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. Somut olayda, Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 26/02/2015 tarih 2013/378 esas 2015/96 sayılı ilk kararında davalı ... hakkında davanın husumetten reddine hükmetmiş, davacılar vekilinin temyiz talebi üzerine yapılan incelemede bu davalıya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile sadece davalılar ... ve ...’ya yönelik temyiz itirazları bakımından esasa girilerek inceleme yapıldığı açıklanmış, hüküm bozulmuştur. Davalı ... yönünden davanın husumetten reddine ilişkin kararın kesinleşmesi sebebiyle mahkemece bu davalı yönünden yeniden hüküm kurularak maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulması usul ve yasaya uygun değildir. Şu durumda, hakkında husumetten redde dair ilk karar kesinleşen ... yönünden yukarıda açıklanan nedenle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken yeniden hüküm kurularak tazminattan sorumlu tutulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı ... vekili temyiz itirazlarına gelince;...b)Davalı ... kendini vekille temsil ettirmiş, mahkemece maddi manevi tazminat talebinin kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar gözetilerek davalı ... yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı olup hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememizce Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.03.2021 tarih 2021/232 Es. 2021/1133 K. Sayılı ilamına uyulmasına karar verilmiş ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.03.2021 tarih, 2021/232 E, 2021/1133 K sayılı bozma ilamı dışındaki kesinleşen hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve Mahkememizce 26.02.2015 tarih 2013/378 esas 2015/96 sayılı ilk kararda davalı ... hakkında davanın husumetten reddine hükmedilmiş ve Yargıtay ilamında davacılar vekilinin bu davalıya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile sadece davalılar ... ve ...’ya yönelik temyiz itirazları bakımından esasa girilerek inceleme yapılmıştır ve bu yönlerden hüküm bozulmuştur. Davalı ... yönünden davanın husumetten reddine ilişkin kararın kesinleşmesi sebebiyle davalı ... yönünden yukarıda açıklanan nedenle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. " gerekçesiyle Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.03.2021 tarihli, 2021/232 Esas, 2021/1133 Karar sayılı bozma ilamı dışındaki kesinleşen hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların davalı ...'ten talep ettiği maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 6100 sayılı HMK'nun 297 nci maddesinin 2 nci fıkrasında ''...Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir...'' hükmünün bulunduğunu, bu madde ile bir mahkeme hükmünün taşıması gereken yasal şartların düzenlendiğini, temyize konu kararda mahkemenin hükmünün, HMK'nun 297 nci maddesinde düzenlenen nitelikleri taşımadığını, hükmün icra edilebilirliğinin hukuken mümkün olmadığını, kararın Yargıtayın bozma ilamı dışında kalan kısımlarının kesinleştiğini, bozmaya uyan mahkemenin kesinleşen kısımlar için inceleme yapmayacağını ancak bu kesinleşen kısımları aynen hükme bağlamasının gerekli olduğunu, çünkü Yargıtay'ın bozma ilamıyla önceki kararın bozulduğunu ve hukuken geçerliliği kalmadığını, bu nedenle de kesinleşen kısımların bozmaya uyan yerel mahkemece hüküm altına alınmasının gerekli olduğunu, yerel mahkeme kararının içerisinde tazminat kalemlerinin yer almaması sebebiyle hiç bir şekilde hiç bir icra kanalıyla hükmün icraya konulamayacağını, Yargıtay'ın bozma ilamı dışında kalan ve kesinleşen bu kısımlara ilişkin dosyada hukuken geçerli bir karar bulunmadığını, çünkü bozma ilamıyla artık önceki kararın bozulduğunu ve hukuken geçerliliği kalmadığını, mahkeme kararının icra ve infaz kabiliyeti olmaması nedeni ile kabul edilen talepleri yönünden açık ve net olarak hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 inci maddesinin ikinci fıkrası, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci, 45 nci ve 47 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinde; mahkemenin 26.02.2015 tarihli ve 2013/378 Esas, 2015/96 Karar sayılı kararı ile davalılardan ... ve Ahmet Özkan Kütük'e yönelik açılan davanın kamu görevlilerinin hizmet kusurundan kaynaklanan davaların idareye karşı açılması gerektiği gerekçesiyle HMK'nın 114/1-d ve 115 maddeleri gereğince husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ...'na yönelik açılan davanın idari yargı görevli olduğu gerekçesiyle HMK'nun 1141-b ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, davacılar vekili tarafından kararın temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.03.2016 tarihli ve 2016/2479 Esas ve 2016/3376 Karar sayılı ilamıyla davalı belediyenin işleteni olduğu aracın neden olduğu zararın tazmini isteği ile açılan davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği, davalı ... yönünden yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı, davalı araç sürücüsü ...'nın haksız fiili işleyen olup, müteselsil sorumlu olarak aleyhinde dava açılabileceği, anılan davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozma ilamına uyan mahkemenin 10.07.2018 tarihli ve 2016/226 Esas, 2018/297 Karar sayılı kararı ile; davacıların maddi tazminat talebinin reddine, davacıların cenaze ve defin giderlerine ilişkin taleplerinin kısmen kabulü ile 326,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, kararın davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 11.03.2021 tarihli ve 2021/232 Esas, 2021/1133 Karar sayılı ilamıyla, davalılardan ... hakkında husumetten redde dair ilk kararın kesinleştiği, bu nedenle anılan davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken yeniden hüküm kurularak tazminattan sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, davalı ... lehine reddedilen tazminat miktarı gözetilerek vekalet ücretine hükmedilmemesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına, davalı ...'nın diğer temyiz itirazlarının ise reddine karar verildiği, bozma ilamına uyan mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairenin 11.03.2021 tarihli, 2021/232 Esas, 2021/1133 Karar sayılı bozma ilamı dışındaki kesinleşen hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların davalı ...'ten talep ettiği maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma ilamı uyarınca davalı ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olması isabetli olmakla birlikte, diğer davalılar ... ve ...’nın sorumlu olduğu maddi ve manevi tazminat miktarlarının hüküm fıkrasında tereddüt ve şüphe uyandırmayacak şekilde belirlenmemiş olduğu, kararın bu haliyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde tesis edildiği anlaşılmıştır. Şu halde; mahkemece yukarıdaki açıklamalar ve yasal düzenlemeler gereğince davalılardan ... ve ...’nın sorumlu olduğu maddi ve manevi tazminat miktarları hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacılara iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14189, K. 2023/1582, T. 13.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-14189-e-2023-1582-k-26beb4875e5b