Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1270 E. 2022/13660 K.

Konu: İlk Derece Mahkemesinde Görülen Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1270
Karar No
2022/13660
Karar Tarihi
Konu
İlk Derece Mahkemesinde Görülen Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne ilişkin kararın, süresi dışında davacı vekili ve süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ve zorunlu trafik sigortası olmayan aracın yaptığı kaza neticesinde belinde kırıklar oluştuğunu, aldığı rapor ile %29 oranında malul kaldığının belirlendiğini, davalı ödeme yapmışsa da yeterli olmadığını, belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacıya ödeme yaptıklarını ve sorumluluklarının kalmadığını, yapılan ödemenin hesaplanacak tutar ile karşılaştırılması gerektiğini, davacının maluliyet oranının %13 olarak kabul edilmesini talep ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 6.754,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 45.701,48 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 03.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile 6.754,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 106.757,45 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 113.512,13 TL maddi tazminatın 03.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine dair verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1)Davacı temyizi yönünden; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.10.2021 tarihli karar, temyiz eden davacıya 30.11.2021 tarihinde Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesinin davacı vekili tarafından yasal süre geçirildikten sonra (25.12.2021 tarihinde) verildiği ve temyiz defterine kaydedildiği görülmektedir. Tebligat Kanunu'nun 21. maddesindeki usule uygun biçimde karar tebliğinin yapıldığı da dikkate alındığında, temyizin yasal süreden sonra yapıldığı kabul edilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı ... vekilince süresinden sonra verilen temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir. 2)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3)Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK.’nun 51 ve 52 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK’nın 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyecektir. Bu madde uyarınca hakim, öncelikle zarar gören kişinin/kişilerin maluliyet oranına, yaşına, bakiye ömrüne ve gelirine göre zararını tespit edecek ve bundan birlikte kusuruna isabet eden kısmı çıkaracaktır. Daha sonra Karayolları Trafik Kanunu’nun 87.maddesi gereğince eğer yaralanan kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa gerek öğreti gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere TBK’nın 51. madde uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapacaktır. Son olarak da zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK’nın 52. maddesine göre, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.03.2012 2011/4-824 E., 2012/134 K.; Yine HGK 16.03.2016 Tarih 2014/1018 E., 2016/326 K.). Yani, TBK’nın 51 ve 52. maddelere göre nihai tazminatı belirlemedeki indirimler; 1-Trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa (birlikte kusur) bu oranda indirim yapılması, 2-Hatır taşıması varsa TBK 51 ve KTK 87. maddeleri uyarınca indirim yapılması, 3-Zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasında kusuru varsa (müterafik kusur) kalan tazminattan bu sebeple indirim yapılması biçiminde olmalıdır. Zarar görenin birlikte kusuru, hatır ve müterafik kusur indirimleri yapıldıktan sonra sorumlular tarafından bir ödeme yapılmış ise ödenmesi gereken tazminattan en son bu ödemelerin mahsubu ve hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesi gerekir. İlgili Kanun maddeleri incelendiğinde kusur, hatır ve müterafik kusur bir indirim sebebi olarak sayılmasına karşın zarar sorumlularınca yapılan ödemeler bir indirim nedeni olarak gösterilmemiştir. Kaldı ki ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim sebebi olmayıp Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği gibi borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulu 03.05.2017 Tarih 2017/2097 E., 2017/894 K.). Somut olayda, ilk derece mahkemesi tarafından alınan 05.10.2018 tarihli aktüerya raporunda davacı zararı 219.363,33 TL olarak hesaplanmış, bu miktarın üzerinden %20 müterafik kusur indirimi, %20 hatır taşıması indirimi yapılmış, davalının ödediği miktarın güncel hali olan 85.916,51 TL'nin tenzili ile bakiye 52.456,16 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 6.754,68 TL geçici iş göremezlik tazminatına karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, hesaplanan 219.363,33 TL tazminat miktarından davalının ödemiş olduğu miktarın güncel değeri olan 85.843,00 TL tenzil edilmiş, davalının hatır taşıması indirimi hususunda savunması olmadığından kalan miktar üzerinden %20 müterafık kusur indirimi yapılmış, davacı ıslahı da dikkate alınarak bakiye 106.757,45 TL sürekli iş göremezlik ve 6.754,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 113.512,13 TL tazminata karar verilmiştir. Şu halde; yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak mahkemece, hesaplanan zarar bedelinden (219.363,33 TL) önce müterafik kusur indirimi yapılması ve sonrasında davalı tarafından yapılan ödemenin güncel değirinin düşülmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin de ilk derece mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve davalıya geri verilmesine 02.11.2022 tarihinde Başkan ...’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY Borçlar kanunu haksız fiil tazminatını düzenlerken (T.B.K. 49 ve devamı maddeleri) zararın ispatı ve belirlenmesinin (50. md.) nasıl olacağını açıklamış, tam olarak ispat edilememesi halinde hakimin bu zararı belirleyeceğini öngörmüştür. Zarar belirlenirken bir takım veriler kullanılacaktır. (Türüne göre zararın kapsamı- gelir -kusur ödeme varsa vs.) Ayrıca haksız fiil sorumlusu tarafından ödemenin denkleştirici adalet gereği zarardan düşürülmesi gerekecektir. Bütün bu hesaplamalar (zararın belirlenmesi) H.M.K. 266 md. uyarınca genellikle bilirkişi marifetiyle olacaktır. Hakim önüne gelen zarardan somut olaya ve savunmaya göre (hatır taşıması) zararı artırıcı nedenler varsa (müterafik kusur) bununla ilgili bilgi ve belgeleri değerlendirip kendisi tazminatı belirleyecektir. TBK. 51. md. başlığı "tazminat ve belirlenmesi" 52. maddesi ise "tazminatın indirilmesi" ile ilgilidir. Bu maddelerin gerekçelerine bakıldığında bizzat hakimin değerlendireceği konulardır. Zararın belirlenmesi sırasında T.B.K.- 51-52 (43-44) maddeleri uygulanarak bilirkişiden rapor alırsak hakimin takdirinde olan hususlarda bilirkişi raporuna değer vermiş oluruz. Bu husus tazminat hukuk eserlerinde de (M. Reşit Karahasan) incelenmiş, zarar ile tazminat arasındaki fark şu biçimde açıklanmıştır. "Borçlar hukukunda zarar ve tazminat kavramlarının ayrı ayrı yeri ve sonuçları vardır. Zarar, malvarlığındaki eksilmeyi, tazminat ise sorumluluğun kapsamını tespit eder. Bu nedenle tazminat zarar miktarına eşit olabileceği gibi, ondan eksik de olabilir. B.K 43-44 maddeleri ile getirilen düzenleme sorumlunun zararı ne ölçüde yükleneceğini belirlemek içindir. Bu nedenle davalı ödemesi de göz önünde tutularak zarar kesin olarak belirlendikten sonra B.K. 43-44 maddelerinin somut olay içinde tartışılması ve araştırılması gerekir. Şayet olay içinde belirtilen yasa hükümlerine uygun indirim sebeplerinin varlığı tespit edilirse tazminat, başka bir deyişle hükmedilecek miktar zarardan az olacaktır." 17. ve 4. H.D önceki içtihatları bu yöndedir. Ayrıca 6100 Sayılı HMK'nın 366 ncı maddesi yollamasıyla 348 inci maddesinin 1 inci fıkrasının 1 inci cümlesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. Somut olayda bölge adliye mahkemesince tazminat hesabında önce davalı tarafça yapılan ödeme tenzil edilip daha sonra müterafik kusur indirimi yapılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun (3) numaralı bentteki bozma gerekçesine, yine davacı tarafa davalı tarafın temyiz dilekçesinin 22.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça ise temyize cevap ve temyiz talepli dilekçenin 26.12.2021 tarihinde verildiği, dolayısıyla katılma yoluyla temyiz dilekçesinin iki haftalık yasal süresi içerisinde sunulduğu, bu nedenle davacının katılma yoluyla temyiz dilekçesinin içeriğinin esastan incelenmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (1) numaralı bentteki süreden red gerekçesine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1270, K. 2022/13660, T. 02.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-1270-e-2022-13660-k-d306dbe9d355