Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1116 E. 2024/4857 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1116
Karar No
2024/4857
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1373 E., 2021/2009 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü/İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :Denizli Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/511- 2020/59 Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü, I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.12.2016 tarihinde vefat eden ............'un eşi ve çocukları olan davacılar, murisin ticari faliyetleri nedeniyle Garanti Bankası ...............Şubesinden ticari krediler kullandığını, kullanmış olduğu krediler nedeniyle 22.01.2016-22.01.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 25712316 numaralı garantör hayat sigortası, 25.08.2016-25.08.2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 26734146 numaralı uzu süreli eğitim sigortası ve 31.05.2016-07.06.2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 26332373 numaralı kredi hayat sigortası yapıldığını, murisin vefatı üzerine davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak davalı sigorta şirketi tarafından "sigortalının sigortasını yaptırırken pulmoner emboli, koagülasyon bozukluğu, kroner arter rahatsızlığını belirtmediğinden dolayı beyan yükümlülüğünü ihmali ve sözleşme davamında şirkete bildirimde bulunmaması" nedeniyle reddettiğini, 31.02.2016 tarihli 5857262 protokol nolu ...........Üniversitesi Hastanesi raporunda murisin sigorta poliçesi düzenlenirken belirtilen hastalıklarının olmadığını, murisin 13.12.2016 tarihinde rahatsızlanarak......... Sağlık Hastanesine kaldırıldığını ve yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını, ölüm belgesinde kardiyak aritmi (kalp ritim bozukluğu) nedeniyle vefat ettiğini belirtiğini, bu tür sigortaların sigorta teminatının sigorta süresince sabit olduğunu, sigorta süresi içinde ölüm riskinin gerçekleşmesi halinde kredi borçlusunun kredi borcunun ödenmekte olduğunu, tazminatın kalan kısmı ise sigortalının mirasçılarına ödenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin ödemeden kaçınması nedeniyle mirasçıları olası takip ve ferilerinden kurtulmak için bankaya kredi borcunu ödediğini, davalı sigorta şirketi tarafından ödenmeyen tazminat için iş bu davayı açmak sorunda kaldıklarını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla poliçeler kapsamında öngörülen tazminatların şimdilik her birinden 10.000,00'er TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL'nin hak ediş tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın ölümü neticesinde mirasçıları tarafından yapılan başvuru ile beraber gönderilmiş belgeler içerisindeki TÜİK ölüm belgesi ve ....... Hastanesi, ........... Hastanesi, Denizli Özel Sağlık Hastanesi epikriz/sağlık raporlarından pulmoner emboli, koagülasyon bozukluğu ve koroner arter hastalıklarının tanılarının sigorta sözleşmesi akdedilmeden önce, vefattan yaklaşık 1 sene öncesinde konulduğunu, davacıların talebinin teminat dışında kaldığını, zira sigortalının TTK'nın 1435. maddesine göre sözleşmenin yapılmaması veya daha ağır şartlarla yapılmasını gerektiren hususları bildirme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sigortalının imzaladığı poliçelerde yer alan "sigorta adayının sağlık beyan formu" başlığı altında sağlık durumu ile ilgili sorulan sorulara olumsuz yanıt vererek diğer kalp rahatsızlığının bulunduğunu beyan etmediğini, sağlık sorularını doğru doldurmadığı takdirde kendisinin ve varislerinin tazminat ödemesinden yararlanamayacağına dair beyanıyla kabul ve taahhüt ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile "...Adli Tıp Raporunda ölümü ile sözleşme öncesi tanısı pulmoneremboli hastalığı arasında bir illiyet olduğu kanıtlanamadığı sonuca ulaşılmıştır. Bu durumda, davalı tarafın ölüm nedeninin pulmoneremboli, koagülasyon bozukluğu, kroner arter hastalığı olduğunu tıbben ispat edilemediği için davalı sigorta şirketinin ölüm hadisesi nedeniyle meydana gelen rizikodan sorumlu olduğu görüş ve kanaati..." ile davanın kabulüne davacıların 247.500,00 TL (25712316 nolu Hayat Sigortası, 26332373 nolu Hayat Sigortası ve 26734146 nolu Eğitim Sigortası poliçelerinden kaynaklı ) tazminat alacağının 30.000,00 TL'sine hak ediş tarihi (vefat tarihi) olan 13.12.2016 tarihinden itibaren, bakiye miktarına ise ıslah tarihi olan 15.11.2018 itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara 16.12.2016 tarihli veraset ilamına göre miras payları oranında ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; tazminat talep hakkının öncelikle dain mürtehin Garanti Bankası .......... Şubesine ait olduğunu, bu nedenle aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacıların eldeki davayı kısmi dava olarak ikame etmesinde herhangi bir hukuki yararlarının bulunmadığını, kısmı davanın zamanaşımı süresini kesmeyeceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça usulüne uygun bir ıslahın bulunmadığını, tarafı olmadıkları Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/936 Esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunun hükme esas alınmayacağını, Kadın Doğum Uzmanı, Çocuk Hastalıkları Uzmanı ve Patoloji Uzmanı bilirkişiden oluşan heyet tarafından hazırlanan raporun hükme esas alınamayacağını, doktorların uzmanlığı itibariyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, davacıların talebinin teminat dışında kaldığını, çünkü sigortalının TTK'nın 1435. maddesi uyarınca sözleşmenin yapılmaması veya daha ağır şartlarla yapılması gereken hususları bildirme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davayı kabul anlamına gelmemek ile birlikte bir an için illiyet bağının olmadığı düşünülse dahi beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığından tazminattan indirim yapılması gerektiğini, bilirkişi siciline kayıtlı olmayan hesap bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, davacılar için eşit pay oranında hüküm kurulması gerekirken veraset ilamındaki oranlarda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin talep ile bağlılık ilkesi aykırı şekilde davacılar murisinin ölüm tarihi olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sirketin davacıların murisinin sigorta sözleşmesi düzenlenmesinden önce var olan pulmoner hastalığını kasıtlı olarak beyan etmediğinin ve ölüm ile hastalık arasında illiyet bağı bulunmadığının Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilmediği iddia edilip istinaf nedeni yapılmış ise de davacıların murisinin 18.03.2016 tarihli raporunda pulmoner emboli hastalığının izlenmediğinin belirtilmesi, Adli Tıp Kurumu raporunda da pulmoner hastalığının tekrarlayabileceği gibi tamamen iyileşebileceğinin de tıbben bilindiği, sözleşme tarihi itibariyle tam olarak iyileşip iyileşmediğinin tıbben ayrımı yapılamadığı, sözleşme öncesi tanısı konulan pulmoner emboli hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığının belirtilmesi karşısında davalı sigorta şirketinin vefat eden sigortalının sözleşme öncesi tanısı konulan pulmoner emboli hastalığını kasıtlı olarak bildirmediğini ve bu hastalık ile ölüm arasında illiyet bagı bulunduğunu ispat yükü altında olmasına rağmen Adli Tıp Kurumu raporuna bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı..." 14.11.2018 tarihli ıslahın zamanaşımına uğramadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının bilimsel verilere uygun yargı denetimine elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir . C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık konusu dava, hayat sigortası kapsamında murisin vefatı nedeniyle ölüm teminatlarının tahsili istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370. maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 ve 1439. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre, hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 2021 yılı itibarıyla 78.630,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Somut olayda davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, davacılara yönelik temyiz talebi bakımından temyiz sınırının her bir davacı lehine kabul edilen tutar açısından ayrı ayrı belirlenmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile 247.500,00 TL hayat sigortası teminat bedelinin miras hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiş , Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı eş ...'un miras payına isabet eden miktarın 61.875,00 TL’ye tekabül etmesine göre, davacı eş ... lehine kabul edilen tazminat miktarı itibariyle temyiz eden davalı için kesin niteliktedir.Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı vekilince davacı ... yönünden sunulan temyiz dilekçesinin miktar bakımından reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.Davacının murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 22.01.2016-22.01.2017 tarihleri için garantör hayat sigortası, 25.08.2016-25.08.2020 tarihleri için uzun süreli eğitim sigortası, 31.05.2016-07.06.2018 tarihleri için kredi hayat sigortası poliçeleri düzenlenmiş; poliçelerin tanziminden sonra 13.12.2016 tarihinde sigortalı vefat etmiştir. Davalı taraf, sigortalının poliçe tanziminden önce mevcut olan pulmoner emboli hastalığını bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu aykırılık nedeniyle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur. Dosyanın incelenmesinde, davacılar murisinin ölüm belgesinde kardiyak aritmi yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Denizli Tüketici Mahkemesi'nin 2019/512 E. sayılı dosyasında; eldeki dosyanın davacılarının, yine hayat sigortasından kaynaklı tazminat talebi ile Agesa Hayat Emeklilik A.Ş. alehine dava açtığı anlaşılmakla, söz konusu yargılama sırasında alınan 29.03.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun eldeki dosyada hükme esas alındığı görülmektedir. 29.03.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun incelenmesinde ise; mevcut verilerle murisin kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği ve sözleşmesi öncesi tanısı pulmoner emboli hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı belirtilmiş olup İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince de adli tıp raporunda sigortalının sözleşme öncesi tanısı konulan pulmoner emboli hastalığının murisin kasıtlı olarak bildirmemesi ve bu hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu hususunda davalının ispat yükü altında olmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut duruma uygun düşmemiştir. Poliçelerin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 1435 inci maddesi ile, sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Sigorta hukukuna ilişkin genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm, hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Gerek 6102 sayılı Kanun'un 1435 inci maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı Kanun'un 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş; beyan yükümlülüğüne uymamanın kasten ya da ihmalle olması şeklinde ikili bir ayrım yapılmıştır. Sigortalıda poliçe tanziminden önce mevcut olan pulmoner emboli hastalığının, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açık olmasına rağmen murise ait başvuru formu incelendiğinde, formda belirtilen hastalıklara hayır yanıtı verilmiştir. Sigortalıda poliçe tanziminden önce mevcut olan pulmoner emboli hastalığının, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açıktır. Hükme esas alınan 29.03.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu, yukarıda da izah edildiği üzere Denizli Tüketici Mahkemesi'nin 2019/512 E. sayılı dosyanın yargılamasında alınmış olup, söz konusu dosya istinaf incelemesinden geçerek Dairemizin 16.05.2023 tarihli 2022/1117- 2023/6533 sayılı ilamı ile, murisin pulmoner emboli hastalığının bildirilmesi halinde alınacak (alınması gereken) prim ile bildirilmediği için alınan prim arasındaki orana göre proporsiyon hesabıyla ödenecek tazminat bedelinin belirlenmesi gereğine değinilerek hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; murisin sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü ihlâl ettiği; 6105 sayılı Kanun'un 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde kasten beyan yükümlülüğüne uymama hali için yaptırım gerektiğinin düzenlendiği gözetilmek suretiyle; pulmoner emboli hastalığının bildirilmesi halinde alınacak (alınması gereken) prim ile bildirilmediği için alınan prim arasındaki orana göre proporsiyon hesabıyla ödenecek tazminat bedelinin belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin davacı ... yönünden temyiz dilekçesinin hükmün kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer davacılara yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 3.Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer davacılar Muhammet Tutuş ve Ali Baran Tutuş yönünden sunduğu temyiz talebinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1116, K. 2024/4857, T. 16.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-1116-e-2024-4857-k-970a2d3061da