Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/11145 E. 2023/5686 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/11145
- Karar No
- 2023/5686
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/103-2021/103 SAYISI : 2020/İHK-23670 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü-İtirazın Kısmen Kabulü SAYISI : K-2020/69537 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine, davacının itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir. ... kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketinin zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın, 28.10.2018 tarihinde yaya konumundaki davacının çocuğuna çarpması ile meydana gelen trafik kazası sonucu davacının çocuğunun vefat ettiğini ve davacının destekten yoksun kaldığını, davalı ... tarafından zararın karşılanmadığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ; 30.08.2020 tarihli bedel artırım dilekçesiyle dava değerini 46.571,51 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, kusuru kabul etmediklerini, avans faizi talebinin haksız olduğunu ve 1/5 oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazadaki %75 oranındaki kusuru ve aktüer raporu ile tazminatın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemine göre usulünce hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 46.527,51 TL'nin 26.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; kusur tespitinin hatalı olduğunu, desteğin muhtemel yaşam süresinin hatalı belirlendiğini, desteğin evlenme ihtimalinin olmadığını, avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, kusuru kabul etmediklerini, faiz başlangıç tarihinin hatalı tespit edildiğini, davacı lehine vekalet ücretine tarifeye göre belirlenen ücretin 1/5'i oranında hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının desteğinin meydana gelen kazada %25 oranında kusurlu, davalı taraf sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu tespitinin isabetli bulunduğu, hesaplama yönteminin Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, nispi tam vekalet ücretine hükmedilmesinin uygun bulunduğu, ancak kazaya karışan aracın türünün ticari olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleri ile davalı vekilinin itirazlarının reddine, davacı vekilinin itirazlarının kısmen kabulü ile ... kararının düzeltilmesine, hükmedilen tazminat tutarına yasal faiz yerine avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının desteğinin %25 kusurlu olduğu tespitini kabul etmediklerini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamasının hatalı yapıldığını, yargılama giderlerine ilişkin hatalı hüküm kurulduğunu belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, kusuru kabul etmediklerini, hükmedilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, davacı lehine vekalet ücretine 1/5 oranında hükmedilmesi gerektiğini belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, başvurunun usule uygun olmasına, kusur değerlendirmesinin isabetli bulunmasına, faizin türü ve başlangıç tarihinin doğru belirlenmesine ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Trafik kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Diğer yandan; Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile KTK'nın 90 ıncı maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir." bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir. Somut olayda; davacının hak kazanabileceği destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için alınan ve ... tarafından da karara esas kabul edilen aktüer raporunda, TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre ve % 1,8 teknik faiz uygulanarak işleyecek devre bakımından "devre başı ödemeli belirli süreli rant" yöntemi kullanılarak tazminat hesabı yapıldığı, ... tarafından da TRH 2010 ve % 1,8 teknik faiz esasıyla hesap yapılan tazminata göre karar verildiği görülmektedir. Dairemizin içtihatları gereği, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılması yerinde olmakla birlikte % 1,8 teknik faiz ve işleyecek devre bakımından "devre başı ödemeli belirli süreli rant" yöntemi kullanılması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı için, TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılması gerektiği dikkate alınmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3.Davalı vekilinin diğer temyiz sebeplerinin incelenmesinde; a-Destekten yoksun kalma tazminatına esas zararın tespitinde; destekten yoksun kalanlara, ölenin sağlığında sağlamış olduğu/olacağı yardımın miktarı doğru şekilde belirlenmelidir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; desteğin çocuğu yok ise gelirini eşi ile eşit paylaşacağı kabul edilerek gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı; desteğin çocuğu var ise destek ile eşin 2’şer, her bir çocuğun 1’er pay alacağı; desteğin eşi, çocuğu, ana ve babası var ise destek ile eşin 2’şer, çocuklar ile ana ve babanın 1’er pay alacağı kabul edilmektedir. Türk aile yapısıyla da uyumlu olan bu sistemde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri (özellikle çocuklar) arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, azaldıkça gelirden alınacak pay artmaktadır. Yine istikrarlı uygulamamız gereğince; çocukların pay dağılımından çıkması durumunda, bu çocuğun payı destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılmakta, ana ve babaya verilmemektedir. Ana ve babadan birinin pay dağılımından çıkması hâlinde ise payı diğerine aktarılmakta, ana ve baba ile çocukların tamamının pay dağılımından çıkması durumunda ise desteğin gelirini eşi ile eşit paylaşacağı varsayımı ile gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı kabul edilerek tazminat hesaplanmaktadır. Destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş, çocukları ile sağ olan ana ve babasına ayıracağı varsayıldığından destekten yoksun kalanlardan bir kısmının destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmadığı durumda, talepte bulunmayan kişilerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir. Somut olayda; desteğin evlilik dışı 01.11.2017 doğum tarihli Hiranur Karademir isimli bir çocuğunun olduğu ve bu halde hükme esas alınan aktüer raporunda desteğin ilk çocuğunun 39 yaşında doğacağı varsayımının gerçeklikle örtüşmediği, destek 32 yaşında iken doğan Hiranur Karademir'e pay ayrılmadığı anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince, eldeki uyuşmazlıkta destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmayan ve sağ olan çocuğun payı da ayrılarak destek paylarının belirlenmesi, daha sonra Dairemizin yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. b- Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının davacı yararına, (3-a) ve (3-b) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.