Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/25309 E. 2023/13766 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/25309
- Karar No
- 2023/13766
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/905 E., 2021/1524 K. DAVALILAR :1-... vekili Avukat ... 2-Allianz Sigorta A.Ş. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 10.11.2016 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü/İstinaf başvurusunun kısmen kabulü-Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/876 E., 2019/84 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 31.07.2016 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın, ...’ın sevk ve idaresindeki araca çarparak ...’ın ölümüne neden olduğunu kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsünün hızlı seyretmesi ve 13,7 metre fren izi olmasına rağmen sürücüye tali kusur verildiğini, kusur oranını kabul etmediklerini, kazadan sonra olay yerinden kaçan davalı sürücünün alkollü olduğunu, davacının müteveffanın oğlu olup baba-oğul birlikte yaşadıklarını belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketinden temerrüt tarihinden ve poliçe limitiyle sınırlı olarak, davalı ...’den kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’den kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, kazanın oluşumunda davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, olay yerine polisler geldikten ve gerekli belgeleri onlara verdikten sonra can güvenliği nedeniyle olay yerinden ayrılmak durumunda kaldığını, alkollü olmadığını, aksine müteveffanın alkollü ve kusurlu olduğunu, maddi tazminat koşullarının somut olayda mevcut olmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde; eldeki davadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmadığından dava şartının bulunmadığını, kusur durumunun ve zararın davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, temerrüde düşürülmedikleri için faizin ancak dava tarihinden ve yasal faiz olarak istenebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/12 E. Sayılı dosyasının bir örneğinin dosya kapsamına alındığı, soruşturma dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda anılan kazanın meydana gelişinde ölenin asli, şüphelinin ise tali kusurlu olduğunun bildirildiğinin görüldüğü, bu durumun dosya içine giren 31.07.2016 tarihli kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu, dosya kapsamında kusura ilişkin alınan 09.07.2018 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinden meydana gelen kazada araç sürücüsü ...'ın %75, davalı sürücü ...'nin ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının sosyal-ekonomik durum araştırmasına göre lise eğitimini bitirmiş, Dışişleri Bakanlığı'nda hizmetli (kadrolu) gece bekçiliği yaparak emeği ile çalışan, 18 yaşını ikmal etmiş bir kişi olduğu, bu durumda davacının destek gören sıfatı bulunmadığından destekten yoksun kalma tazminatına da hak kazanmasının mümkün olamayacağı, kazanın meydana geliş biçimi, tarafların kusur oranları, sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak manevi tazminat tutarının takdir edildiği gerekçesiyle davacının maddi tazminata yönelik davasının reddine, davacının manevi tazminata yönelik davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 31.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, kusurun tamamen davalıda olduğunu, kolluk marifeti ile yapılan tespitten anlaşılacağı üzere davacının müteveffa babası ile birlikte yaşadığını ve bu bağlamda herhangi bir kira bedeli ödemediğini, ayrıca evin tüm alışverişinin de müteveffa tarafından yapıldığını, müteveffanın her ay düzenli olarak tek mirasçısı olan davacıya 500,00 TL para verdiğini, bu bağlamda davacının müteveffanın desteğinden yoksun kaldığının açık olduğunu, manevi tazminatın düşük takdir edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında ve davacının destek gören sıfatı bulunduğunu ispatlayamaması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebinin reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, manevi tazminatın ise düşük takdir edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının maddi tazminata yönelik davasının reddine, davacının manevi tazminata yönelik davasının kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve cenaze gideri talebi hakkında olumlu/olumsuz karar verilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; manevi tazminatın yüksek takdir edildiği, kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalının işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu muris sürücünün ölümü nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, manevi tazminatın TBK'nun 56 ncı maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde belirlenmiş olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalı ...'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 19.12.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.