Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23051 E. 2023/2428 K. – Basın Yoluyla
Konu: Basın Yoluyla Kişilik Haklarının İhlali Nedeniyle Manevi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/23051
- Karar No
- 2023/2428
- Karar Tarihi
- Konu
- Basın Yoluyla Kişilik Haklarının İhlali Nedeniyle Manevi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2487 E., 2021/1443 K. HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Davanın Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/7 E., 2019/93 K. Taraflar arasındaki basın yoluyla kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hamile kadını tekmeleme olayında Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/7866 soruşturma sayılı dosyasından verilen talimat ile 08.12.2016 tarihinde göz altına alınıp daha sonra Turgutlu Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/214 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığını ancak daha sonra ortaya çıkan güvenlik kamerasında olay sırasında kullanıldığı iddia edilen araç ile müvekkiline ait aracın farklı olduğunun ve müvekkiline ait aracın olay günü ikamet adresinde olduğunun tespit edilmesiyle Turgutlu Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/2640 D.İş sayılı kararı ile serbest bırakılıp Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15.12.2016 tarihli kararı ile de hakkında takipsizlik kararı verildiğini, yayınlarda müvekkilinin yüzünün gizlenmeden verildiğini, yapılan haberler nedeniyle müvekkilinin bir çok olumsuz yorum ve hakarete varan ifadelere maruz kalmasına sebebiyet verildiğini, müvekkilinin suçsuzluğunun kanıtlanıncaya kadarki süreçte gerek kimlik bilgilerinin gerekse fotoğraflarının kamuoyu ile paylaşılmasından dolayı saygınlığının azaldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; basında yer alan bir haber sebebiyle tazminata hükmedilebilmesi için görünür gerçeklik, güncellik, özle biçim dengesi ve kamu yararı ilkelerinin tamamı bakımından hukuka aykırılığın gerçekleşmesi gerektiğini, mağdurun hamile bir kadın olması, saldırının oluş şekli ve sebebi nazara alındığında davaya konu haberin hukuka uygun olduğunun anlaşılacağını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberde davacının yüzünün görünecek şekilde haberin yapıldığı, haber kanalının eyleminin habercilikle bağdaşmadığı, soruşturması yürütülen bir dosyada masumiyet karinesinin ihlal edildiği dava konusu haberin basın özgürlüğü kapsamında kalmayacağı, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; haberin müvekkilinin yüzünün açık bir şekilde yer aldığı görüntülerle birlikte verildiğini, haberin bu şekli ile anayasal güvence altındaki masumiyet karinesinin dikkate alınmadığını, davacının kişilik haklarının zedelendiğini, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu belirtmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu haberin yapıldığı tarihte ülke çapında infial uyandıran bir olayın ve bu olay nedeniyle yaşanan adli sürecin aktarıldığını, dava konusu yayınların davacı asilin ... 'ye saldırması iddiasıyla göz altına alınması, ardından tutuklanmasına yönelik kolluk güçlerinin ve adli makamların işlemlerinin kamuoyuna duyurulmasından ibaret bir maddi vakanın izleyicilere aktarılması niteliğinde olduğunu, görünürdeki gerçekliğe uygun bir haber nedeniyle davalı şirketin manevi tazminata mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ...'in dava konusu programın yapımcısı olması nedeniyle husumet itirazında bulunulmadığına yönelik mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberin adli bir olaya ilişkin olduğu, güncel ve verildiği tarihteki görünür gerçeğe uygun bir yayın olduğu basının soruşturma makamları dışında ayrıca maddi gerçekliği araştırmasının beklenemeyeceği, olayın niteliğinden dolayı toplumsal ilginin de bulunduğu, davacının ismi ve görüntüsü suç şüphelisi olarak basında yer aldıktan iki gün gibi kısa süre sonra suçun şüphelisi olmadığının tespit edilerek suçun şüphelisi olmadığı yönünde de yazılı ve görsel medyada yayın yapılmış olması göz önünde tutulduğunda kimliğinin ve fotoğrafının yayınlanmasının suçsuzluk karinesini ihlal ettiğinin kabul edilemeyeceği, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, haber verilirken kullanılan ifade şeklinin sert eleştiri sayılabilecek ağırlıkta olduğu, başka bir deyişle özle-biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, bu itibarla dava konusu yayının davacının kişilik haklarına hukuka aykırı şekilde zarar verecek nitelikte olduğunun kabulünün mümkün görülmediği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının açtığı manevi tazminat davasının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; husumet nedeniyle ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, yapılan haberde müvekkilinin yüzünün açık bir şekilde yayınlandığını, "daha önce de saldırı suçundan işlem gördüğü" gibi mesnetsiz ifadeler kullanılarak açıkça hakaret niteliğinde bir üslup kullanıldığını, müvekkilinin daha önceden başka bir kadına aynı olayı tekrarladığı gibi asılsız bir iddianın ileri sürüldüğünü, açıkça haber verme amacının aşıldığını, kamuoyunu kışkırtma amacıyla yapılmış bir yayın olduğunu, müvekkilinin tacir olması nedeniyle İzmir ve Manisa bölgesinde oldukça tanınan bir kişi olduğunu, söz konusu haksız fiille meydana gelen manevi zararın ağırlığı gözetilerek uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, basın yoluyla 09.12.2016 ve 10.12.2016 tarihlerinde yapılan haberlerin veriliş şekli ve içeriğinde yer alan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği, buradan varılacak sonuca göre davalıların manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu’nun 24 üncü maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 58 inci maddesi, 5187 sayılı Basın Kanunu. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.