Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5068 E. 2024/7025 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5068
- Karar No
- 2024/7025
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/690 Esas- 2023/801Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/198 E. - 2021/67 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait 2019/20001 sayılı ve “..." ibareli 43 üncü sınıf kapsamındaki hizmetlere yönelik olarak yapılan marka başvurusuna, davalı ... tarafından 2016/20932 sayılı 29, 30, 31, 35 ve 43 üncü sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler üzerinde “...” ibareli tescilli markasının varlığını göstererek itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığının kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzerlik/karıştırılma ihtimali itirazının haklı bulunduğunu, tescil başvurusunun reddine karar verildiğini, davacı tarafından Markalar Dairesi kararına karşı itiraz edildiğini, YİDK'nın 2020-M-2544 konu sayılı kararı ile Markalar Dairesi Başkanlığınca verilen kararının yerinde gördüğünü ve bu karara karşı yapılan itirazı reddettiğini, oysa taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığını, kişi adlarından oluşan başvuruların benzerlik değerlendirmesinin hemen hemen aynılık eşiğinde yapıldığını, müvekkilinin uzun süredir sektörde yoğun bir faaliyet göstermekte olduğunu, davalının marka başvurusundan çok önce yoğun tanıtım ve kullanımla “...” ibaresini tanınmış bir marka haline getirdiğini, bu ifade yanında görsel farklılık da bulunduğunu, “...” kelimesinin Türkiye’de sıklıkla kullanılan bir özel isim, kişi adı olduğunu, bu kapsamda “...” kelimesinin ayırt edicilik seviyesinin oldukça düşük olduğunu, markalarda yer alan ortak unsur olan “...” ibaresinin hem davalının hem de müvekkilinin ismi olduğunu, davalı yanca da bu isme herhangi bir ayırt edicilik kazandırılamadığını, müvekkilinin eskiye dayalı kullanımları nedeniyle gerçek hak sahibi olduğunun tespiti ile davalı ...'na ait “...” ibareli 2016/20932 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek YİDK'nın 2020/M-2544 sayılı kararının iptaline, bu talebin yerinde bulunmaması halinde, davalının 2016/20932 sayılı ve "..." ibareli markasının 43 üncü sınıf “yiyecek ve içecek hizmetleri sağlanması” hizmetleri yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; başvuruya konu marka, “...” ibaresinden oluşmakta iken, redde mesnet markanın “...” ibaresinden müteşekkil bulunduğunu, davacı başvurusu ile davalı markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu ve markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, davacının, kendi başvurusu derdest iken tanınmışlık ya da kullanım sonucu hak sahipliği yolundaki talebini, kendi başvurusunun reddi kararına itiraz prosedürü içerisinde değil, davalıya ait marka başvurularının ilanı üzerine yapılacak itiraz prosedürü içerisinde gündeme getirmesi ve yapmış olduğu itirazların işbu davadan bağımsız biçimde dinlenip karara bağlanması gerektiğini, 6769 sayılı Kanun'un hak sahibine itiraz etmek dışında, mükerrer tescile imkân verecek şekilde, tescilli markayı hükümsüz kılmadan markasını tescil ettirme olanağı verilmediğini, davacının öncelikli ve gerçek hak sahipliği iddiasını kendi marka başvuru süreci içerisinde dile getirmesinin hukuka uygun olmayıp dinlenebilir olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına tescillenmiş "..." markası ile davacı tarafça başvurulan "..." markası arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, ret kararının kanunun ilgili maddeleri gereği tamamen yerinde bulunduğunu, davacı tarafça iddia edilen "gerçek marka sahipliği” hususunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu 2019/20001 sayı ve "..." ibareli davacı markası ile davalı şahısın itiraza dayanak 2016/20932 tescil numaralı markası arasında benzerlik ve bu benzerlik neticesinde iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davaya konu 2019/20001 sayılı davacı markası açısından, müktesep hak talebinin yerinde olmadığı, 2016/20932 sayılı marka açısından, davacının önceye dayalı kullanımları/kazanılmış hakkı gerekçeleri ile hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, YİDK'nın 2020/M-2544 sayılı kararının yerinde olmadığı, YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğu, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile YİDK'nın 28.03.2020 tarih ve 2020/M-2544 sayılı kararının tescile konu tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu 2016/20932 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine gerekçesiyle karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamına göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının başvurusuna konu 2019/20001 sayılı "..." marka işareti ile davalının itirazına mesnet 2016/20932 sayılı "..." ibareli markası arasında birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, zira 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, kişi adlarının tescilinde dürüstlük ilkesinin gözetilmesi gerektiği, bu kapsamda, bir ad, önceden alınıp marka tescili yapılmış olsa bile, aynı adı taşıyan bir üçünü şahıs tarafından da dürüstlük ilkesine uymak koşulu ile ve gerekli ayırt edici eki alarak marka olarak tescil ettirebilecekleri, bu kapsamda taraf markalarında yer alan ortak “...” ibaresinin her iki taraf marka sahibinin adı olduğu, uzun süredir aynı sektör içinde, aynı bölge içerisinde faaliyet gösterdikleri, diğer yandan davacının YİDK kararının iptali istemi ile birlikte, ayrı bir dava olarak hükümsüzlük talebinde de bulunduğu, ancak markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığı anlaşıldığından, davalı şahıs markası açısından, 43 üncü sınıfta yer alan hizmetlere ilişkin hükümsüzlük nedeninin oluşmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 7 inci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı Kuruma yükletilmesine, 02.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.