Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/22159 E. 2024/2889 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/22159
- Karar No
- 2024/2889
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1179 E., 2021/524 K. HÜKÜM/KARAR : Red/ Red
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, davalıların mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazları 08.11.2013 tarihinde davalı ...'a sattığını belirterek, bu tasarrufların iptali ile taşınmaz üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, öncelikle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddini talep ettiklerini, dava konusu 2 ve 3 nolu bağımsız bölümlerin ... tarafından müvekkiline satıldığını, söz konusu satışın mal kaçırmak veya alacaklıları zarara uğratmak kastı altında yapılmış bir satış olmadığını, müvekkilinin daireleri tapu kayıtlarına güvenerek natamam vaziyette (%30- 35 seviyesinde) satın aldığını, satış bedelinin inşaatın seviyesine ve günün rayiçlerine uygun olduğunu ve satıcıya ödendiğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, davacı vekilinin Akçakoca İcra Müdürlüğünün 2014/276 sayılı dosyası üzerinden alınmış aciz vesikasını dosyaya sunmadığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın hak düşürücü sürede açılmadığı, ivazlar arasında önemli oransızlık bulunmadığı, satışın gerçek olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalının davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı yönündeki iddiasının mahkemece kabulüyle bu yönde hüküm tesis edilmesinin, yasal düzenlemelerle bağdaşmadığını, mahkemece yapılan keşif sonrası hazırlanan ve davaya konu taşınmazların kıymet takdirini içeren bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu,, bilirkişi heyetinde emlak alış/satış değerlendirmesi yapma yetkinliğine sahip bir bilirkişi bulunmadığını, bilirkişilerin davalının beyanı ile bağlı kaldıklarını, davalı ...'ın Akçakoca Adliyesinde bilirkişilik yaptığını ve davalının eşiın yerel mahkeme kaleminde görevli olduğunu, bu durumun HMK'nun 34, 36 ve 45 maddeleri gereğince yasak kapsamında bulunduğunu, kıymet takdiri için yeni bilirkişi görevlendirilmesi taleplerinin mahkemece kabul edilmediğini ve mevcut bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmazların satışının mal kaçırmak kastıyla yapılmadığı, satışın gerçek bir satış olduğu yönünde hüküm tesis edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi'nin davanın hak düşürücü süreden reddinin yerinde olmadığı, ivazlar arasındaki oransızlık nedeni ile iptal için geriye doğru 2 yıllık sürenin geçtiği ancak davacı tarafından davalılar arasında İİK'nun 280./1 maddesine göre arkadaşlık, akrabalık, ticari ilişki veya komşuluk olup olmadığı, üçüncü kişi Hamza'nın borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu ispat edilememiş olup mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı sonuç itibariyle usul ve yasaya uygun olduğundan H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçelerinde belirttikleri nedenleri yineleyerek ,davalıların dava dışı İnşaat Turizm Tekstil Gıda Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketinde 26.03.2003 tarihinden 01.11.2003 tarihine kadar ortak olduklarını belirterek, Ticaret Sicil Gazetesi sunmuş, üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilebilecek kişilerden olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve HMK'nın 145 inci maddesi gereğince tarafların kanunda belirtilen süreden sonra delil göstermesinin mümkün olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.