Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/20556 E. 2024/3745 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/20556
- Karar No
- 2024/3745
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/603 E., 2021/655 K. HÜKÜM/KARAR : Red /Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/70 E., 2020/469 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, davalıların mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 08.08.2016 tarihinde davalı ...'ye devrettiğini, taşınmazın devrine rağmen borçlu ve ailesinin kullanımında olduğunu belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde, çocuklarının iş nedeniyle borçlandığını, ...'nin çocuklarının borçlarını ödeyebilmesi için adına kredi çekeceğini, kredi ödendikten sonra tapuyu devredeceklerine söz verdiğini ancak ...'nin kredi çekmediğini, o dönem yoğun borçlanma olması nedeniyle söz konusu gayrimenkulün ... üstüne kayıtlı olmasına müsaade ettiğini, devir nedeni ile bir bedel almadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın kötü niyetle açıldığını, borçlunun başka taşınmazları olmasına rağmen doğrudan bu taşınmaz ile ilgili davanın açıldığını, davacı alacaklının borçlunun bacanağı olduğunu, asgari ücretle çalıştığını, 580.000,00 TL borç verebilecek ekonomik gücü olmadığını, müvekkilinin taşınmazı borçlunun borçlarına karşılık devir alındığını, daha sonra taşınmazı geri alabilmek için değişik yollara başvurduğunu, müvekkili hakkında şikayet dilekçesi verdiğini, ancak Cumhuriyet Savcılığının takipsizlik kararı verdiğini, bu kez alacaklı ve borçlunun anlaşarak bu takibi yaptıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...davacı ... ile davalı ...'nın oğlu ...ın bacanak olduğu, davalı ...'nın 07.06.2018 tarihli beyanında 2-3 yıl önce iş yerine 120.000,00 USD'lik tezgah için İsmail'den 450.000,00 TL borç aldığı beyanı, davalı ...'nın oğlu ...ın tanık olarak dinlendiği 15.11.2018 tarihli celsede davacı ...'den 2013 - 2014 yıllarında 700.000,00 TL borç aldıklarına yönelik beyanlar değerlendirildiğinde davalı ...'ya göre borç 2015 - 2016 yıllarında 450.000,00 TL olarak alınmış, davalı ...'nın oğlu ...a göre 2013 - 2014 yıllarında 700.000,00 TL borç alınmıştır. Bonun tanzim tarihi 01.06.2016, vade tarihi 01.09.2016 olup takip tarihi 27.03.2017'dir. Davacı ...'in 1993 yılından beri asgari ücret ile çalışan birisi olduğu, bankalardan gelen müzekkere cevapları incelendiğinde davacının banka hesaplarında cüzi miktarda paralarının olduğu görülmüştür. Davacı ...'in ticaret yapmadığı, davalı ...'ya 01.06.2016 tarihinde 580.000,00 TL'lik bonodan kaynaklı alacağı için borç vermesine dosya içeriği gözetildiğinde Mahkememiz itibar etmemiştir. Netice itibariyle davacı ...'in, davalı ...'dan gerçek bir alacağının olmadığına, tasarrufun iptali davası açabilmek için her zaman düzenlenmesi mümkün olan protesto edilmemiş bononun düzenlendiğine Mahkememiz kanaat getirmiştir. Hayatın olağan koşuluna göre 2016 yılı itibariyle hiçbir teminat alınmaksızın 580.000,00 TL borç verilmesine Mahkememiz itibar etmemiştir. Kaldı ki davacı ...'in 580.000,00 TL borç verebilecek düzeyde ekonomik durumunun olmadığı toplanan delillerden anlaşılmıştır. Bu sebeple diğer davalı ...'ın, ...'den aldığı taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ya da tasarrufun iptalinin kabulü için gerekli olan diğer hususların bir önemi kalmamıştır. Neticede Mahkememiz davacının alacağını gerçek bir alacak olarak görmediği..." gerekçesi ile davacının davasının reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf etmiştir. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik incelemeler ile karar verildiğini, dosya kapsamında dava konusu olan satış ve buna bağlı olarak yapılan devrin borçlunun alacaklıya olan borcunu ödememek kastı ile yapılan kötü niyetli bir işlem olduğunu, devir işleminin alacaklı müvekkilini zarara uğratmak ve mal kaçırmak maksadı ile yapıldığını, taşınmazın gerçek değerinden çok daha düşük bir bedelle diğer davalı ...'ye devredildiğini, yapılan dava konusu işlemin iptali gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin müvekkilinin borludan alacağının gerçek bir alacak olmadığı kanaati ile davayı reddettiğini ancak herhangi bir ihtilaf halinde hamilin davasını ancak kıymetli evraka dayandırabildiğini, temelde yatan asıl borç ilişkisinin varlığını ve mahiyetini ispat zorunda olmadığını, geçerli bir temel münasebetin bulunmadığının veya buna ilişkin def'ilerin ispatı meselesinin borçluya yüklenildiğini, bu prensibin en üst seviyede uygulanan senetlerin kambiyo senetleri olduğunu, bu kapsamda kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesinin de dosya bakımından dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin davalıdan alacağı olduğunun icra takibine konu bono ile sabit olduğunu, gerçek bir alacak olup olmadığının ispat yükünün tamamen davalılara ait olduğunu, davalıların dosya kapsamında hiçbir ispatta bulunmadıklarını, soyut bir kanı ile davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddi karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçelerinde belirttikleri nedenleri yineleyerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.