Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/1910 E. 2023/2994 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1910
- Karar No
- 2023/2994
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/311 E., 2018/237 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılar ..., ..., ..., ... , ... vekilleri ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 29.06.2015 tarihli ve 2015/7211 Esas, 2015/9215 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davalı ... , ..., ... mirascıları (..., ..., ...) vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.11.2020 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davalı ... ve davalı ... vekili Avukat ... geldi, davacı adına gelen olmadı, davalı asıl Işılay ve davalı ... vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 07.02.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları takip sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacıyla kendisine ait taşınmalarını diğer davalılara sattığını belirterek, davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri haksız açılan davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.12.2012 tarihli ve 2011/56 Esas, 2012/325 Karar sayılı kararıyla; davalılar ..., ... ve Şerif Oral hakkındaki davanın reddine diğer davalılar hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ..., ..., ..., ... , ... vekilleri ile davalı ... vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ..., ..., ..., ... , ... vekilleri ile davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 29.06.2015 tarihli ve 2015 /7211 Esas, 2015/9215 Karar sayılı ilâmı ile; "... Işılay Tözören'in temyiz dilekçesinin reddine, ....Somut olayda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu taşınmazların satış tarihlerindeki gerçek değerinin belirlenmesi amacı ile yapılan keşifler sırasında dinlenen bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda taşınmazların gerçek değerleri serbest piyasa koşullarında oluşan fiyatlar değil, resmi akit tablolarında belirtilen bedeller baz alınmak suretiyle Amerikan Dolarının satış tarihlerindeki karşılığı olan değer taşınmaz satış değeri olarak belirlenmiştir. Ayrıca borçlu davalı ile doğrudan işlemde bulunan ve 3. kişi konumundaki davalılar dışındaki dördüncü, beşinci ve altıncı kişi konumundaki davalılar yönünden ancak kötü niyetli olduklarının diğer bir anlatımla borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanması halinde haklarındaki davanın kabulü gerekirken sadece ivazlar arasındaki fahiş fark bulunması nedeniyle haklarındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece dava konusu taşınmazların satış tarihlerindeki gerçek piyasa rayiçlerinin saptanması için yerinde uzman kişilerden oluşacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak taşınmazların gerçek değerlerinin belirlenmesi, ivazlar arasında fahiş fark ve tazminatın belirlenmesinde gerçek değerin esas alınması, borçlu ve borçlu ile doğrudan İşlem yapan davalı 3. kişi dışındaki davalılar (4.kişi, 5.kişi, 6.kişi) yönünden davanın kabul edilebilmesi için kötü niyetli olduklarının kanıtlanması gerektiğinin göz önünde tutulması, davacı tarafa cebri icra yetkisi verilmesi halinde ayrıca tazminata hükmedilemeyeceğinin düşünülmesi, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar evrilmiş olması doğru bulunmamıştır. " gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan dairenin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçıları (... ve ...) hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... , ... , ... mirascıları (..., ..., ...) temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... temyiz dilekçesinde; davacının borçlunun borcu karşılayacak mallarını haczettiği halde ,yeniden dava açılarak alacağın çok üzerinde bir bedelin tahsil edilmeye çalışılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, müvekkil aleyhine açılan davada ilk kararda hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinde müvekkilinin ismi geçmediğinden, bu karar kesinleşmiş olduğu, son verilen kararda müvekkili hakkında karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. 3.Davalı ... mirascıları vekili temyiz dilekçesinde; davacı alacaklı ile müvekkillerinin 2013 yılında sulh olduklarından, haklarındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talip etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, davalı ... hakkındaki kararın önceden kesinleşmiş olmasına, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı ...'ı da kapsaması nedeniyle anılan davalıların temyiz istemlerinin tümü, 06.05.2013 tarihli sözleşmenin Sulh sözleşmesi niteliğinde olmaması nedeni ile davalı ... vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. İİK'nın 283/2 maddesine göre davanın bedele dönüşmesi halinde, sadece iptaline karar verilen dava konusunun bedeli ve takip konusu alacak ve ferileri ile sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerekir. Bu bedel üzerinden faiz yürütülmesi mümkün olmadığı halde yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... ve davalı ... vekilinin tüm, davalı ... mirascıları vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davalı ... mirascıları vekilinin mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendi (a) fıkrasında yer alan "23/12/1998 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte" ibaresinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, İstek halinde peşin alınan temyiz harcının davalılar ...'a iadesine, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz giderinin temyiz eden davalı ... ve ...'a iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.