Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18414 E. 2023/12629 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/18414
Karar No
2023/12629
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1019 E., 2021/612 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının aracını davalı sigortaya kasko sigortası yaptırdığını, davacıya ait olan ve sürücü yönetimindeki araç 14.04.2015 tarihinde seyir halinde iken yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası geçirdiğini, araç içerisinde sürücü ile birlikte müvekkili ... ve yanlarında bulunan iki arkadaşlarının da yaralandığını, söz konusu kazaya ilişkin Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/8661 soruşturma sayılı dosyasından şüpheli ile ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini, olaydan sonra davalı ... tarafından hasar tespiti için ekspertiz raporu yaptırıldığını ve aracın pert-total olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın aracın pert-total olmadığı yönündeki ihtimali cevabına karşın yaptırılacak tespit ile aracın pert-total olduğunu, kaza tespit tutanağında araç sürücüsünün şüpheli olması nedeniyle tespit edilemediğinden dolayı davalı tarafın aracın kasko bedeline dayalı kaza tarihindeki rayiç bedelini ödemeden kaçındığını, bu nedenle de Kocaeli Tüketici Mahkemesi'nin 2015/74 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti istendiğini belirterek davacıya ait araç pert-total olduğundan kaza tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin tazminine karar verilmesini talep etmiş; 16.10.2019 tarihli dilekçesiyle talebini 130.000,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddini, bu talepleri kabul görmemesi ve işin esasına geçilmesi halinde ise öncelikle Kocaeli Tüketici Mahkemesi'nin 2015/74 D.İş sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinde açıklan davada görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 130.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 20.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde;davacı vekili dava dilekçesinde belirsiz alacak davası açtığını açıkça belirtmeyip fazlaya ilişkin haklarının saklı tuttuğunu, huzurdaki davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerektiğini, söz konusu dava kısmi dava olarak ikâme edilemeyeceğinden, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın kısmi dava şeklinde ikâme edilmesinin dahi mümkün olmadığını, yerel mahkemenin söz konusu davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiğini, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılma imkanı bulunmadığını, davacının dava devam ederken mahkemeye ibraz etmiş olduğu ıslah dilekçesiyle talep miktarını 130.000,00 TL'ye yükselttiğini, söz konusu işlemin ıslah zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kaza anında araç sürücüsünün değil ... olduğunu, ... araç kullanırken alkollü olduğundan hasarın teminat dışı olduğunu, işbu davada ispat yükünün davacıya geçmesi gerektiğini, şoför koltuğunda bulunan kan örneklerinin kime ait olduğunun tespiti için delil tespiti çalışması yapılmadığı, söz konusu kan ve doku örneklerinde dna moleküllerine rastlandığını, söz konusu moleküllerin davacıya ait olup olmadığının saptanması için davacıdan kan ve doku vermesi istense de davacının kan vermeye yanaşmadığını, bu nedenle ispat yükünün davacı tarafa yüklenmesi gerektiğini, mahkemece hükmedilen faiz türüne ve başlangıç tarihine de itiraz ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davalı tarafça ıslah dilekçesine karşı yasal süresi içerisinde zamanaşımı def’i ileri sürülmüş olup, mahkemece bu def'inin kabul edilmediği, davacı vekilinin dava dilekçesinin hiç bir yerinde belirsiz alacak davasından söz etmediği, hukuki dayanak olarak HMK'nın 107 nci maddesine dayanmadığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kısmi dava açtığı, ıslah talebinin KTK'nın 109-(2) maddesi kapsamında değerlendirilmeyeceği, zira kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan taleplerde uzamış ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığı, zira davanın dayanağının taraflar arasındaki sözleşme olduğu, bu davanın 6102 sayılı TTK’nın 1420 ncı maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, trafik kazasının 14.04.2015 tarihinde meydana geldiği, bu itibarla ıslah tarihi olan 16.10.2019 tarihine kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu süre içerisinde zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşıldığından ıslah edilen kısım için davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı dava dilekçesinden talep edilen 100.000,00 TL'lik kısım yönünden yapılan incelemede; ilgili yasa hükümleri, sigorta genel şartları gereği ve belgeler nazara alındığında; kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da somut olayın özellikleri, kazanın meydana geliş biçimi, aracın sol ön kapısının tamamen içe doğru göçük ve ezik olmasına rağmen davacıya ait aracın sürücüsü olduğu iddia edilen 'ın hiç yaralanmamış olması ve tam tersi hiç darbe alınmayan sağ ön koltukta oturan davacı ...'ın sol ayağının kırılması, davacı ...'ın olay esnasında alkollü olduğunun sabit bulunması, davacı ...'ın ayağının kırılma şekline ilişkin yukarıda açıklanan çelişkili beyanlar, kaza tespit tutanağı içeriği, aynı araç içinde bulunduğunu iddia eden şahısların kazadan hemen sonra birbirleri arasındaki telefon görüşme kayıtları gözetildiğinde; davacının alkollü olması sebebiyle davalı şirketin ödeme yapmayacağı düşüncesiyle kaza yerinde olmayan 'ın sürücü olarak gösterilmesi suretiyle kazanın oluş şekli ve doğan zararı olduğu gibi ve doğru biçimde bildirme yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalının da üzerine düşen kaza sonrası oluşan zararı ödeme yükümlülüğünden kaçınmasının edimlerinin karşılıklı yerine getirilmesi gerekliliği sebebiyle kasko sözleşmesi içeriğine uygun olduğu, davacının doğru ihbar mükellefiyetini yerine getirmediğinden ispat yükünün yer değiştirmesi sebebiyle rizikonun teminat içinde olduğunun ispat edilememiş olmasına göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının dava dilekçesinde talep ettiği 10.000,00 TL'lik kısım yönünden davanın esastan reddine, ıslah dilekçesi ile talep edilen 120.000,00 TL'lik kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olduğunu, kazanın teminat dışı olmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından kasko poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu pert total bedeli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409, 1420, 1446 ve 1459 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/18414, K. 2023/12629, T. 27.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-18414-e-2023-12629-k-db9f24f2e483