Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17880 E. 2023/10080 K. – Trafik Kazası
Konu: Trafik Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/17880
- Karar No
- 2023/10080
- Karar Tarihi
- Konu
- Trafik Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/422 Esas 2021/470 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabulüne/Esastan Kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/127 Esas 2020/912 Karar Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 06.11.2016 tarihinde yolcu olarak bulunduğu aracın, davalı ... tarafından ihtiyari mali mesuliyet sigortası yapılan araç ile karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine yazılı başvuru yapılarak davacının haksız fiil sonucu cismani zarara uğraması nedeniyle duyduğu acı ve üzüntünün giderilmesi bakımından manevi tazminat talep edildiği, bu başvuruya olumlu yanıt verilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını iddia ederek, 150.000,00 TL manevi tazminatın 14.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamında ödeme yapmak için davalı sigortalının kusurlu olması gerektiğini, davacı yan tarafından, dava dilekçesinde her ne kadar müvekkilinin kaza sebebi ile uğramış olduğu manevi zararın ödenmesi talebi ile başvurulduğu belirtilse de, dava öncesi müvekkili şirkete başvuru şartının gereği gibi yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin temerrüde düşmesinin söz konusu olmayacağı gibi, henüz miktarı ve niteliği belirlenmemiş bir alacağa dair talep hakkının borcun muaccel ... getirmesinin de imkânsız olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkili şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusurlu olduğu düşünülse dahi davacının yaralanmasında müterafik kusurunun mevcut olduğunu, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olmadığını, davacının manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, davacının sosyal-ekonomik durumularının araştırılması gerektiğini, davayı ve talebi kabul anlamına gelmemek üzere, dava konusu trafik kazası ile ilgili olarak doğru bir değerlendirme yapılabilmesi için; öncelikle tüm delillerin toplanmasını takiben dosyanın kusur tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, Adli Tıp Kurumu tarafından davacının emniyet kemeri takmaması sebebiyle müterafik kusurunun da araştırılmasını talep ettiklerini, davacı yanın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talebi haksız olduğunu, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre "...Yukarıda izah edilenler, maluliyet raporu, adli tıp raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 06.11.2016 tarihinde dava dışı sürücü Zihni ... yönetimindeki ...... plaka sayılı çekici ve çekiciye bağlı ... plaka sayılı yarı römork ile dava dışı ..... yönetimindeki... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucunda ...... plaka sayılı araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'in yaralandığı, davacının kaza nedeniyle yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık) oranının %9,2 olduğu, iyileşme süresinin 4 ayı bulduğu, bu süre zarfında herhangi bir gelir getirecek işte çalışamayacağı, bu sürenin ise geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirildiği, söz konusu kazanın davalı ... şirketine sigortalı aracın sürücüsü ... ...'ın %85 oranında, dava dışı sürücü .....'in %15 oranındaki kusurlu hareketi sonucu meydana geldiği, kazaya karışan ....plaka sayılı aracın davalı ....... 22.05.2016-22.05.2017 tarihleri arasında 121748919 Maksimum Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, davacının manevi zararlarının tazmininde davalı ... şirketinin Maksimum Kasko Poliçesi kapsamında sorumlu olduğu kabul edilerek..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 75.000,00 TL manevi tazminatın 14.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; arabuluculuk faaliyetini anlaşmazlık ile sonuçlanmasına bağlı olarak 1/2 oranında maktu ücretin davalıya yüklenmesinin hatalı olduğunu, arabulucu ücretinin tamamen davalıdan alınmamasının hatalı olduğunu, manevi tazminatın reddedilen bölümü için davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi ve yargılama giderinin tamamına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının uğranılan manevi elem ve ızdırabı karşılamayacak kadar az olduğunu belirterek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın maluliyetinin Erişkinler İçin Engelilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre tespit edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı verilerle düzenlendiğini ve rasyonel olmadığını, davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığını, davacı için fahiş miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, manevi tazminatın cezalandırma aracı olmadığını belirterek kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada yeniden maluliyet raporu alınmasının gerekmediği, düzenlenen raporun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu belirtilmiş ancak davalının manevi tazminat miktarına yönelik itirazları yerinde bulunmuş, davacının kaza nedeniyle % 9,2 oranında malul kalıp, 4 ay iyileşme süresinin olması ve davalının % 85 kusuru dikkate alındığında manevi tazminatın 15.000,00 TL üzerinden kısmen kabulü gerektiği değerlendirilmiş, yine arabuluculuk görüşmeleri nedeniyle davacı lehine maktu arabuluculuk faaliyeti için vekalet ücreti takdir edilmesinin ve arabuluculuk ücretinin kabul ret oranında davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak, davanın kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın 14.02.2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; hükmedilen manevi tazminatın zararı karşılamaktan uzak olduğunu, müvekkilinde tatmin duygusu yaratacak miktarda olmadığını, zarar vereni de uyarmaktan uzak olduğunu, kusur oranı, davacının genç yaşta yaralandığı ve malul kaldığı dikkate alınmadan gerekçe gösterilmeksizin belirlenen manevi tazminatın az olduğunu, kısmen ret dolayısıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kabul-ret durumuna oranlayarak belirlenmesinin hakkaniyete uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yolcunun, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesini yapan davalı ... şirketinden manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ nun 85 vd maddeleri, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49 uncu, 52 inci, 54 üncü ve 56 ncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, trafik kazası sonucu oluşan maluliyet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ıncı maddesi gereğince hâkimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; olayın meydana geliş şekli, davacı yolcunun kusuru bulunmaması, yaralanma derecesi, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, davacı yararına hüküm altına alınan tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi