Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17564 E. 2023/10078 K. – Trafik Kazasın

Konu: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17564
Karar No
2023/10078
Karar Tarihi
Konu
Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/748 Esas 2021/697 Karar HÜKÜM/KARAR :Davanın Kabulüne/İstinaf Başvurusunun Esastan Kabulüne ve Davanın Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/334 Esas 2020/60 Karar Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.08.2015 tarihinde davacının yolcu olduğu ve davalı ... tarafından Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yapılan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını iddia ederek bu kaza nedeniyle oluşan maluliyet zararının giderilmesi için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, bu talebini 19.12.2019 tarihinde 218.000,00 TL' ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının maluliyetinin ve maluliyetin kaza ile illiyetinin belirlenmesi açısından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının müterafik kusurunun tespiti ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere göre " Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davalı sigortacı tarafından zorunlu karayolu taşımacılık mali mesuliyet sigortası yapılan aracın sürücüsünün %100 oranındaki kusuru ile sebebiyet verdiği kazada davacının yaralandığı, geçici ve sürekli iş gücü kaybına uğradığı, oluşan zarardan davalının sigortacı olarak ve poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğu, dava tarihinden sonra 72.000,00 TL ödeme yapıldığı, az önce değinildiği gibi bu ödeme için ibraname düzenlendiği, ibranamede davadan feragat edileceğinden bahsedildiği, ancak KTK'nın 111.maddesinde belirtilen 2 yıllık süre içinde anlaşmanın iptalinin istendiği, ibranamenin makbuz hükmünde olduğu, keza yapılan ödeme ile gerçek zarar arasında fahiş fark bulunduğu anlaşıldığından davanın bakiye poliçe limiti olan 218.000,00 TL üzerinden kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile davanın kabulüne, 218.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu olay nedeniyle doğmuş ve doğacak tüm alacaklarını müvekkili şirkete temlik ettiğini kabul ettiğini, asilin onayının alınmaması, talimatlarına uyulmaması gibi durumlar mevcutsa, vekalet ilişkisinin kötüye kullanıldığı iddiası söz konusuysa bu durumun davacı asil ile vekili arasında çözümlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin bu durumdan sorumlu tutulamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Bu noktada mahkemesince davacının dava açarken talep etmiş olduğu kalıcı iş görmezlikten kaynaklı zararına karşılık olmak üzere davacının ıslah dilekçesi ile talep etmiş olduğu 218.000,00 TL maddi tazminat davacının yargılama sırasında davalıyı ibra etmiş olması ve ibra sırasında fazlaya dair haklarını saklı tutmamış olması nedeni ile bu kısım yönünden davalı ... şirketinin ibra edilmiş olması nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği halde ibraname dikkate alınmaksızın ve 2019 yılı verileri kullanılmak sureti ile hesaplanan hesap bilirkişi raporuna üstünlük verilerek davanın kabulü doğru olmamıştır." gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; azledilmiş vekil ile yapılan ibraname ve feragatin hüküm doğurmayacağını, yapılan ibranamede anlaşılan miktarın hesaplanan miktarın dörtte biri olduğunu, sigorta şirketi yönünden aşırı yararlanma teşkil ettiğini, eski vekilin 31.08.2018 tarihinde imzalanan ibranameyi mahkemeye bir yıl sonra 16.07.2019 tarihinde sunduğunu, Adli Tıp Kurumu raporu ile maluliyet yüksek belirlenince apar topar mahkemeye sunulduğunu, eski vekil hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin sulh-ibranameden haberi olmadığını, imzalamadığını, sigorta şirketinin de kötüniyetli olduğunu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ibraname dikkate alınmazsızın hesap raporu üzerinden karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Zorunlu Karayolu Yolcu Taşımacılığı Mali Mesuliyet Sigortası yapılan aracın karıştığı kazada yolcunun yaralanması ve malul kalması üzerine oluşan iş göremezlik tazminatının tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371, 313, 314 ve 315 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ nun 85 vd. maddeleri, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’ nun 49 uncu, 51 inci, 54 üncü maddeleri, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 17 ve 18 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, dava 2017 açılmış olup yargılama sırasında davacı ve davalı arasında 31.08.2018 tarihinde İbraname ve Sulh Anlaşması başlıklı belge ile sulh olunmuş, bu sulh davalı vekili tarafından 20.11.2019 tarihinde mahkemeye sunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi tarafından sunulan İbraname ve Sulh Anlaşması başlıklı belge makbuz hükmünde kabul edilerek hesaplanan tazminattan düşülerek tazminatın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının davalıyı ibra etmiş olması ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiştir. Sulh; 6100 sayılı Kanun' un 313, 314 ve 315 inci maddelerinde; “Sulh; MADDE 313- (1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Sulhun zamanı; MADDE 314- (1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Sulhun etkisi; MADDE 315- (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Sulh mahkeme önünde yapılabildiği gibi mahkeme dışında da yapılabilir. Mahkeme dışı sulh diğer sözleşmeler gibi, tamamen maddi hukuk hükümlerine tabidir. Sulh, karar kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir. Tarafların sulhe göre karar verilmesini talep etmemeleri, sulhün geçersizliği sonucunu doğurmaz. Buna göre; Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanunun 315 inci maddesi hükmü gereğince "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/17564, K. 2023/10078, T. 02.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-17564-e-2023-10078-k-ea07e69cd963