Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/1752 E. 2023/10420 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1752
Karar No
2023/10420
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1788 E., 2020/3610 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/ İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/217 E., 2020/120 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ......., Tekstil Nakış San. ve Tic. AŞ. firmasına, davacı banka tarafından kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredi sözleşmesinde davalılar ... ve ...'nun müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, borçluların borçlarını ödememeleri üzerine İstanbul 3. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, borçluların haczi kabil malının bulunamadığını, ancak davalı borçlu ...'nun, İstanbul ili ....., İlçesi, ...... mah. 675 ada 47 parselde kayıtlı 5. katta bulunan 24 numaralı bağımsız bölümünü davalı ...'a devrettiğini, yine davalı borçlu ...nun da, İstanbul ili ....., ilçesi, .........., Mah. 2070 ada, 16 parselde kayıtlı 6400/228800 arsa paylı 4. kat 20 numaralı bağımsız bölümünü diğer davalı ...'a devrettiğini, bu devirlerin muvazaalı olduğunu, mal kaçırmak amacıyla yapıldığını, bu kadar kısa sürede söz konusu el değiştirmenin mümkün olamayacağını, taşınmazların değerlerinin çok altında satıldığını belirterek; bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar Mehmet Urfalıoğlu ile ... vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Didim Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, iptal davası açılabilmesi için kesin veya geçici aciz vesikasının bulunması gerektiğini, davalıların kötüniyetli olmadığını, alacaklılardan mal kaçırma kasıtlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun iptali davalarında kat'i aciz vesikasının ve geçici aciz vesikasının olması gerektiğini, ancak davacıların anlatımından bunların mevcut olmadığını, müvekkilinin söz konusu yerin bedelini ödeyerek satın aldığını, davalıları tanımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalılardan ... cevap dilekçesinde; davalı ... ile hiç bir akrabalık bağı olmadığını, borçlu olduğunu da bilmediğini, aldığı binanın 50 senelik bir bina olduğunu, taşınmazın değerinin 400.000,00 TL olmadığını, parayı davalı ...'nun hesabına yatırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazların satışında muvazaa olgusunu ortaya koyacak şekilde farkın mevcut olmadığı, nüfus kayıtlarına göre de tasarufun tarafları arasında herhangi bir akrabalık ve yakınlığın mevcut olmadığı, bu nedenlerle alıcı davalıların, borçlunun durumunu bilebilecek durumda olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; başka alacaklılar tarafından aynı tasarruflar için açılan iptal davalarının eldeki bu davayı etkilemeyeceğini, bu davanın farklı olduğunu, davalı Ergün Tosun'un cevabında Kartal'daki bir dairesini takas olarak verdiğini kabul ettiğini, bu nedenle tasarrufun İİK 279/2 maddesi uyarınca iptale tabi olduğunu, harici ödemelerin bu taşınmaz için yapıldığının ispatlanamadığını, edimler arasında misli fark bulunduğunu, abonelik kayıtlarının satıştan sonraya ait olduğunu, aidat ödemelerinin ise şaibeli bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılara yapılan satışlarda misli fark olmadığı gibi davalı alıcıların borçluların durumlarını bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamadığı, aynı tasarruflara ilişkin başka alacaklılar tarafından açılan ve Yargıtay incelenmesinden geçen davaların eldeki bu dava için kesin hüküm oluşturmasa da güçlü delil niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle usul ve yasaya uygun olan mahkeme kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı 3. kişiler tarafından davalı borçlular hesabına yapılan ödemelerin dikkate alınması ile taşınmazların tapuda gösterilen değerleri ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değerleri arasında mislini aşan bedel farkının bulunmamasına ve davacı tarafından davalı 3. kişilerin davalı borçluların mali durumu ile ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamamasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1752, K. 2023/10420, T. 09.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-1752-e-2023-10420-k-d4d56e503276