Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2009/10913 E. 2010/6383 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/10913
Karar No
2010/6383
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...'ne izafeten Sağlık Bakanlığı ve ... aleyhine 09/02/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 24/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Davacının, davalılardan Sağlık Bakanlığı'na ilişkin temyiz itirazı yönünden; dava, yanlış tedavi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davalıya ait hastanede guatr ameliyatı geçiren davacı, ses tellerinin zedelenmesi nedeniyle kısık sesle konuşabilecek ve nefes almakta zorlanacak biçimde zarara uğradığını belirterek, uğradığı maddi ve manevi zararının davalı doktor ile diğer davalı Sağlık Bakanlığı’ndan alınmasını istemiştir. Yerel mahkemece, olayda davalı doktorun kusuru bulunmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir. Sağlık Bakanlığı, bir kamu tüzel kişiliği olup kamu kuralları çerçevesinde işlerini yürüten hastanelerin eylem ve işlemleri de kamusal nitelikteki kamu hizmeti kavramı içerisinde değerlendirilir. Dava konusu olayın ileri sürülüş ve gerçekleşme biçimine göre, davanın anılan davalıya yönelmesinin nedeni de kendisine bağlı hastanenin hizmet kusuru nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasıdır. Davalı idarenin hizmet kusurundan doğan tam yargı davası niteliğindeki davaları görüm ve çözüm yeri ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idari yargı yeridir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalılardan Sağlık Bakanlığı yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerektiği gözetilmeyerek işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Davacının, davalılardan Doktor ...'e yönelik temyiz itirazına gelince; yerel mahkemece benimsenen ve adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; tüm tıbbi işlemlerin yasal tıbbi kurallara uygun olarak gerçekleştirildiği, dosyadaki belgelere göre davalı doktorun ihmali, cerrahi hata ya da özen yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin tıp biliminin kabul edilebileceği nesnel (objektif) herhangi bir kanıt saptanmadığı belirtilmişse de alınan rapor, eldeki uyuşmazlığın çözümünde yeterli değildir. Yerel mahkemece, üniversite hastanelerinden seçilecek konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan alınacak bir rapor ile davalılardan Doktor ...'in meydana gelen olayda kusuru bulunup bulunmadığı belirlenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan Sağlık Bakanlığı yönünden; (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle diğer davalı ... yönünden BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/05/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır. Anayasa’nın 129/5. maddesindeki “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir” hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne 2.bent yönünden katılmıyoruz. 27/05/2010

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/10913, K. 2010/6383, T. 27.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2009-10913-e-2010-6383-k-58ac0f40f6b4