Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/3695 E. 2024/8592 K. – Cumhurbaşkanına
Konu: Cumhurbaşkanına Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3695
- Karar No
- 2024/8592
- Karar Tarihi
- Konu
- Cumhurbaşkanına Hakaret
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/395 Değişik iş SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret KARAR : İtirazın kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2023 tarihli ve 2019/865 esas, 2023/476 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli ve 2023/395 değişik iş sayılı kararının ... Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2024 gün ve 2024/31810 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; sanığın, Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiasıyla ilgili olarak açılan kamu davası sonunda, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakıldığı, bu karara yönelik itirazın, sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı isteyip istemediğinin sorulmadığından bahisle kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de; Münih Başkonsolosluğunun 01/06/2021 tarih ve 3072 (A) sayılı vekaletnamede; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmeye" şeklinde sanığın müdafiiliğini üstlenen Avukat ...'e bu yetkinin verildiği ve 09/05/2023 tarihli celsede hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ettiğini açıkça belirttiği, mahkemesince de bu beyana itibar edilerek karar verildiği nazara alındığında, müdafiinin vekaletnamesinde özel yetki olması ve son olarak bu hususta müdafiince beyanda bulunulması sebebiyle müdafiinin beyanına itibar edilmesi gerektiği cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkasında "(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki ... getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Uygulamada “sanığın kabul etmesi” ibaresi, sanığın itirazının bulunmaması şeklinde yorumlanmaktadır. Diğer bir deyişle sanıktan sorulmadığı halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar sanığa tebliğ edildiği halde itirazda bulunulmamış ise, objektif koşulların gerçekleştiği kabul edilmektedir. Maddede açıkça “sanığın kabulü” ibaresine yer verildiğinden, bu husus öncelikle hazır bulunan sanıktan sorulmalıdır. Sanığın savunması önceden alınmış ve bu husus sorulmamış ise, adil yargılama yapılmasının bir uzantısı olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun ne olduğu ve sonuçları açıklamalı bir yazıyla sanığa bildirilebilecektir. Ancak genel hükümlere göre yürütülen yargılamalarda yasada tebligat yapılmasına ilişkin açık bir hüküm ve zorunluluk bulunmadığından, bilgilendirme amacıyla yapılan bu tebligat sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde yorumlanmamalıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanıktan sorulamadığı durumlarda, bulunması halinde müdafiinden de sorulabilecektir. Ancak bu hususta sanık ile müdafiinin iradesi çatıştığında, yasada açıkça “sanığın kabulü” ibaresine yer verildiğinden, sanığın iradesine üstünlük tanınacaktır. İnceleme konusu somut olayda; sanığın Cumhurbaşkanına hakaret suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında genel hükümlere göre yapılan yargılamada Yerel Mahkemece 31.05.2023 tarihinde atılı suçtan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 31.05.2023 ve 07.06.2023 tarihlerinde süresi içerisinde sanık müdafii tarafından itiraz edilmesi üzerine mercii Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanıp uygulanmayacağı konusunda açıkça beyanının alınması gerektiği, sanığın beyanı alınmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına rızası olup olmadığı sorulmadan karar verildiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar sanığın yurtdışı talimat ifadesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğine dair açıkça beyanda bulunmamış ise de 09.05.2023 tarihli celsede hazır bulunan sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiklerini belirtmesi, itirazın sanığın beraat etmesine yönelik yapılması ve müdafiin vekaletnamesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını geri bırakılmasını talep etmeye" yetkisinin mevcut olduğunun anlaşılması karşısında; itirazın reddi yerine sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğinin sorulmadığından bahisle yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli 2023/395 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2024 tarihinde karar verildi.