Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/11758 E. 2025/2843 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/11758
- Karar No
- 2025/2843
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/346 E., 2023/539 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.10.2024 tarih ve 94660652-105-34-2856-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108573 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108573 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/11/2023 tarihli ve 2023/346 esas, 2023/539 sayılı kararının aşağıda belirtilen gerekçe ile kanun yararına bozulması halinde mahkemesince verilecek kararın istinaf olağan kanun yoluna tabi olacağı gözetilerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231/11. maddesi hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmeyerek 5237 sayılı Kanun'un 125/1 ve 52. maddelerinin uygulanması suretiyle sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde, 2- Kabule göre de; Sanığın 24.09.2018 tarihli savunmasında, katılanın Cumhurbaşkanına hakaret ettiği için tepki göstermek için yargılama konusu sözleri sarf ettiğini beyan etmesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 25.11.2021 tarihli ve 2019/1971 esas, 2021/2959 sayılı kararı ile sanığın durumunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 129. maddesi uygulama olanağının tartışılması zorunluluğu olduğu şeklindeki bozma gerekçesi birlikte nazara alındığında, yapılan yargılama neticesinde eylem tarihinde veya öncesinde katılanın Cumhurbaşkanına hakaret içeren bir söyleminin olup olmadığı, sanık tarafından sarf edilen sözlerin bu söyleme tepki olarak söylenip söylenmediğinin araştırılarak kararda tartışılması gerekir iken, sanığın belirtilen hususla ilgili dosyaya delil sunmadığı şeklinde yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verişmesinde, isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nın “hakaret” başlıklı 125. maddesinde; “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmü yer almaktadır. Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İncelenen somut olayda; sanığın twitterda katılana hitaben yazdığı kabul edilen sözlerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olması karşısında; hakaret suçunun unsurları itibariyle oluşmadığının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Kanun yararına bozma istemi hakkında bu aşamada KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA, 2. Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedenleri açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, Dava dosyasının, Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.