Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/8898 E. 2025/4051 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8898
- Karar No
- 2025/4051
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1022 E., 2021/97 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın 30.04.2019 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olup kesinleşmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanarak hakkında hakaret suçundan mahkumiyete dair verilen karara yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık hakkında düzenlenen iddianamede sevk maddelerinde 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinin bulunmamasına ve sanığa ek savunma hakkı verilmemesine rağmen hükümde uygulanarak 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırılık oluşturduğuna, sanığın 8.840,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına rağmen sonuç kısmında 7.080 TL adli para cezası denilmesi suretiyle hüküm içerisinde çelişki oluşturulması nedenleriyle hükmün bozulması talebine yöneliktir.
III. GEREKÇE Yusufeli Asliye Ceza Mahkemesi'nin 06.12.2017 tarih ve 2014/163 Esas, 2017/224 Karar sayılı kararı ile sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçeli kararın sanığa tebliğ edilmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yöntemince kesinleşmediğinin ve denetim süresinin başlamadığının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşulları oluşmadığından, hükmün açıklanmasına ilişkin hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği dikkate alındığında, sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1. maddesi gereği öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin, anılan Kanun'un 67/2-(a) maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 07.09.2015 tarihinden itibaren gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının anılan Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Yusufeli Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,04.03.2025 tarihinde karar verildi.