Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/8056 E. 2022/24444 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2022/8056
Karar No
2022/24444
Karar Tarihi

KARAR Hakaret suçundan sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4, 52/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 2.180,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 01/11/2019 tarihli ve 2018/264 esas, 2019/371 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/04/2022 gün ve 2022/38407 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında; "5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 231. maddesinin 5, 6 ve 8. fıkralarında yer alan "(5)Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6)Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez (8)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" şeklindeki düzenlemeler karşısında, hükmolunan cezaların adlî para cezası olması veya iki yıldan az süreli hapis cezası olması, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanması, sanığın dosyaya kişilik özellikleri ile ilgili herhangi bir olumsuzluk yansımaması, suç tarihi itibariyle de adli sicil kaydı bulunmaması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluştuğu gözetilerek sanık hakkında kasten yaralama ve konut dokunulmazlığını ihlâl etme suçlarından verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakıldığı halde, herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hakaret suçundan kurulan 2.180,00 Türk lirası adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle, - Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması, - Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması, - Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, - Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itiraz etmemesi, - Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, “sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.” Kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için, CMK'nın 231. maddesinde sayılan objektif ve subjektif koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Objektif koşulların değerlendirilmesindeki hatalar kanun yararına bozma konusu olabilecekken, subjektif koşula yönelik hukuka uygun gerekçeler takdire ilişkin olduğundan, kanun yararına bozma konusu yapılamayacaktır. Bununla birlikte, sanık veya müdafiinin bu kurumun lehlerine uygulanmasına yönelik talepleri bulunması ve objektif koşulların oluşmasına karşın, koşullu bir düşme nedeni olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun tartışılmaması da, yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık kabul edilerek, kanun yararına bozma konusu yapılabilecektir. İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında, hakaret suçundan 1.800,00 Türk lirası adli para cezası verildiği ve sanığın 31.01.2019 tarihli celsede, hakkında ceza verilecek ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır. 5271 sayılı CMK'nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, cezanın bireyselleştirilmesine yönelik istemlerin kabul veya reddinde gerekçe gösterilmesinin zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Ancak yargılama safhasında sanığın açık bir talebinin bulunmasına karşın, mahkemece kısa karar veya gerekçede hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu tartışılmamıştır. Ayrıca, sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hakaret suçu açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususu tartışılmadan karar verildiği, bu suretle çelişkiye yol açıldığı belirlenmiştir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun objektif şartlarının oluşması ve mahkemece sanığa atılı iki suç yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında subjektif koşulun da gerçekleştiği anlaşılmakla; sanık hakkında hakaret suçu yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesi hukuka aykırıdır. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, A) Hakaret suçundan sanık ... hakkında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 01/11/2019 tarihli ve 2018/264 esas, 2019/371 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, B)Karardaki hukuka aykırılığın, aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrası uyarınca, Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden, yerel Mahkemece yapılan uygulama da gözetilerek, hükmün 6. fıkrasından sonra gelmek üzere; "7)Sanık hakkında hükmolunan cezanın niteliği ve miktarı, suçtan doğan maddi bir zararın bulunmaması, kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları değerlendirilen ve engel sabıkası bulunmayan sanığın, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmış olması karşısında 5271 sayılı CMK.’nun 231. maddesi gereğince sanık hakkında verilen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA, 8)Sanığın BEŞ YIL SÜREYLE denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına, sanığa takdiren CMK 231/8 maddesinde düzenlenen yükümlülüklerin yüklenmesine YER OLMADIĞINA, sanığın bu süre içinde kasten yeni bir suç işlemesi halinde CMK 231/11. maddesi gereğince geri bırakılan hükmün açıklanacağının, bu süre içinde kasten yeni bir suç işlenmediği takdirde CMK 231/10. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak düşmesine karar verileceğinin sanığa ihtarına (ihtar edilemedi), 9)CMK 231/13. maddesi uyarınca ancak bir soruşturma ve kovuşturma ile bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenilmesi halinde ve bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilmek amacıyla bunlara mahsus bir sisteme kaydedilmesi amacıyla ilamın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” ibarelerinin eklenmesine C)Hükümdeki diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/8056, K. 2022/24444, T. 06.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2022-8056-e-2022-24444-k-cb802f60d451