Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/35922 E. 2024/10600 K. – Görevi Yaptırma

Konu: Görevi Yaptırmamak İçin Direnme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2021/35922
Karar No
2024/10600
Karar Tarihi
Konu
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/754 E., 2019/2820 K. SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılanlar vekili ve sanığın istinaf başvuruları üzerine duruşma açılarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesi uyarınca düzeltilerek istinaf başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; üzerine atılı suçu işlemediğinden beraat hükmü kurulması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1. Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinde "görevi yaptırmamak için direnme" başlığıyla "seçenekli hareketli" ve "amaçlı bir fiil" olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin "cebir veya tehdit" şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı göz önüne alındığında, sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, katılan ...'un ''Bu şahsın tezgahını alacağım esnada, Cuma tezgaha bir yumruk attı, bu tezgahın yüzüme çarpmasına ve dudağımdan yaralanmama sebep oldu'' şeklindeki beyanı, bu beyanı doğrulayan adli rapor içeriği ve diğer katılanların da benzer beyanları karşısında; sanığın, katılan ...'a yönelik eyleminin görevi yaptırmamak için direnme niteliğinde olmadığı, diğer katılanlara yönelik olarak da ''cebir veya tehdit'' şeklinde icrai davranışta bulunduğuna dair katılanların soyut beyanları dışında her türlü şüpheden uzak, yeterli ve somut delil bulunmadığından ''şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi uyarınca sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/35922, K. 2024/10600, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2021-35922-e-2024-10600-k-3901d4f903f6