Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/30657 E. 2024/6832 K. – Fuhuş

Konu: Fuhuş

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2021/30657
Karar No
2024/6832
Karar Tarihi
Konu
Fuhuş

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/194 E., 2016/476 K.. SUÇ : Fuhuş HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Yerel Mahkemenin 24.12.2013 tarihli kararı ile sanığın fuhuş suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 227 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 2.Kararın 15.05.2014 tarihinde kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içinde kasten işlediği suç nedeniyle dosyayı yeniden ele alan Yerel Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla açıklanması geri bırakılan hükmü aynen açıklamıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi, resen tespit edilecek hususlarda dikkate alınarak sanık hakkındaki kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi uyarınca yapılacak tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre MERNİS şerhi bulunan tebligatın bu adrese yapılmasında zorunluluk bulunmasına karşın, yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, ilk olarak sanığın Merkezi Nüfus İdare Sistemindeki adresine tebliğe gönderildiği, tebliğat yanlışlığının anlaşılması üzerine bildirdiği son adrese yapılan tebliğatın da sanığın adreste tanınmaması nedeniyle iade edilmesinden sonra 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca tebliğ işleminin yapılarak kararın kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, muhatabın bildirdiği son adrese yapılan tebligatın iadesinden sonra sanığın Merkezi Nüfus İdare Sistemindeki adresi esas alınarak 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ işlemi yapılmadan anılan Kanun'un 35 inci maddesine göre yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğu, kararın usulüne uygun olarak kesinleştirilmemesi nedeniyle de denetim süresinin işlemeye başlamayacağı anlaşılmakla Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/10/2018 tarihli ve 2017/8-952 esas, 2018/403 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de, sanığın bu süre içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden söz edilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen 12.07.2016 tarihli hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği anlaşılmıştır. 2. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 227 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 3. 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 19.09.2013 tarihli sanığın savunması olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği belirlenmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/30657, K. 2024/6832, T. 16.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2021-30657-e-2024-6832-k-d851a34ff7d3