Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2018/5001 E. 2018/18292 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2018/5001
Karar No
2018/18292
Karar Tarihi

Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle, 125/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetim süresine tâbi tutulmasına, herhangi bir denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yer olmadığına dair ... 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2014 tarihli ve 2014/203 esas, 2014/435 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde basit yaralama suçunu işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine sanık hakkındaki hükmün açıklanması ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümle, 125/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2017 tarihli ve 2017/784 esas, 2017/1061 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 03/07/2018 gün ve 94660652-105-06-8293-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/07/2018 gün ve 2018/59452 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi: Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. maddesinde yer alan ''Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." şeklindeki düzenleme ile sanığın 17/03/2016 tarihinde taksirle bir kişinin yaralanması suçundan ceza aldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın denetim süresi içinde taksirli bir suç işlediği dikkate alınmayarak, kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle, 125/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetim süresine tâbi tutulmasına, herhangi bir denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yer olmadığına dair ... 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2014 tarihli ve 2014/203 esas, 2014/435 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde basit yaralama suçunu işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine sanık hakkındaki hükmün açıklanması ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümle, 125/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2017 tarihli ve 2017/784 esas, 2017/1061 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. maddesinde yer alan ''Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." şeklindeki düzenleme ile sanığın 17/03/2016 tarihinde taksirle bir kişinin yaralanması suçundan ceza aldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın denetim süresi içinde taksirli bir suç işlediği dikkate alınmayarak, kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Açıklanması geri bırakılan hükmün, sanık ...'in denetim süresi içerisinde işlediği taksirle yaralama suçu nedeniyle CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanıp açıklanamayacağının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanunun 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkrayla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı kanunun 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanunun 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır. Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden ve şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan, bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, maddenin altıncı fıkrasına, 25/07/2010 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun 7. maddesiyle "sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi eklenmiş, yine maddenin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi eklenmiştir. CMK'nın hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kenar başlıklı 231. maddesinin onuncu, on birinci ve on ikinci fıkraları " (10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. (12) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir." biçimindedir. Bu düzenlemeler dikkate alındığında; sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, hakkındaki mahkûmiyet hükmü açıklanacak, yükümlülüklerin yerine getirilememesi durumunda da, kısmen infaza karar verilebileceği gibi koşulları bulunmakta ise, hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi suretiyle yeni bir mahkûmiyet hükmü de tesis edilebilecektir. Ceza Genel Kurulu'nun 05.12.2017 tarih ve 2014/8-811 esas, 2017/523 sayılı kararında belirtildiği üzere, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlenmesi halinde yerel mahkemece, CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması sırasında önceki hükümde değişiklik yapılarak, daha ağır bir cezaya karar verilemeyecektir. Ayrıca hüküm açıklanırken Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarih ve 2013/3-752 esas, 2014/200 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesinde yer alan seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğu gibi hususlar dikkate alınabilecektir. TCK'nın 89. maddesinin birinci fıkrası; "Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklindedir. İncelenen dosyada; Sanık ... hakkında TCK'nın 106/1-1. cümle, 43/1, 125/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, yargılama neticesinde ... 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2014 tarihli ve 2014/203 esas, 2014/435 sayılı kararıyla sanığın, TCK'nın 106/1-1. cümle, 62, 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince sırasıyla 5 ay hapis ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetim süresine tâbi tutulmasına, sanık hakkında herhangi bir denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın 05/01/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip sanığın suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2017 tarihli ve 2017/784 esas, 2017/1061 sayılı kararıyla sanığın, TCK'nın 106/1-1. cümle, 62, 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince sırasıyla 5 ay hapis ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına hükmolunduğu, hükümlerin kesinleştiği anlaşılmıştır. Sanığın denetim süresi içerisinde işlediği ihbar edilen ... 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26/01/2017 tarihli ve 2016/680 esas, 2017/89 sayılı kararının incelenmesinde; suç tarihinin 17/03/2016 olduğu, sanığın taksirle yaralama suçu nedeniyle TCK'nın 89/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün verildiği tarih itibariyle kesin nitelikte olduğu görülmüştür. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; CMK'nın 231. maddesinin onbirinci fıkrasında sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağının belirtilmesi, denetim süresi içerisinde işlendiği ihbar edilen ... 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26/01/2017 tarihli ve 2016/680 esas, 2017/89 sayılı kararında, sanığın taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine hükmolunduğunun anlaşılması karşısında; denetim süresi içerisinde işlenen taksirli suç nedeniyle hükmün açıklanamayacağı gözetilip sanığın bu süre içerisinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tehdit ve hakaret suçlarından sanığın TCK'nın 106/1-1. cümle, 62, 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince sırasıyla 5 ay hapis ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2017 tarihli ve 2017/784 esas, 2017/1061 sayılı kararında isabet bulunmamaktadır. IV-Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2017 tarihli ve 2017/784 esas, 2017/1061 sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 25/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2018/5001, K. 2018/18292, T. 25.10.2018, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2018-5001-e-2018-18292-k-397d53310519