Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/5772 E. 2013/15956 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2013/5772
Karar No
2013/15956
Karar Tarihi

İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Kemalpaşa Asliye Ceza Mahkemesince verilen 16.07.2009 tarih ve 2009/72 esas, 2009/638 sayılı hükmün müşteki vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 15/11/2012 gün ve 2012/7489 esas, 2012/25337 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Yöntemince kamu davasına katılmadığı, Anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi uyarınca müşteki Kemalpaşa Belediye Başkanlığı vekilinin tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE " karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/01/2013 gün ve 2010/60831 sayılı yazısı ile; "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesi ile “ Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılama hakkına sahiptir..” ve yine aynı yasanın 141/4.maddesi ile de “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” hükümleri haizdir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6/1. maddesi ile “Herkes, gerek hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir sure içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…” seklindeki ifadelerle makul süre içerisinde adil yargılanma hakkını güvence altına almıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi makul sürede adil bir yargılanmayı mahkemelere ödev, talep edenlere de bir hak olarak öngörmüştür. Ceza Muhakemesi Kanununun 234. maddesi mağdur ile şikâyetçinin haklarını sayarken, kamu davasına katılma ve davaya katılma şartıyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yoluna başvurma haklarını belirtmiş, bu hakların mağdur ve şikayetçiye anlatılarak tutanağa geçirilmesi gerektiğini de işaret etmiştir. Yine Ceza Muhakemesi Kanununun 237. maddesi, kamu davasına katılmayı “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.” hükmü ile aynı yasanın 238.maddesi ise katılma usulünü “ Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun tutanağa geçirilmesi suretiyle olur….” Şeklinde hüküm altına almıştır. CMK.nın 260. maddesi kanun yoluna başvurma hakkına sahip kimseleri Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık ve katılan sıfatı almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatı alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar olarak saymıştır. Somut olayda; Taraflara duruşma gününü bildiren davetiye tebliği üzerine, şikayetçi vekili 16/07/2009 tarihli oturuma katılarak bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ve sanığın cezalandırılmasını talep ettiklerini belirtmiştir. Ancak mahkemece şikayetçi vekiline davaya katılmak isteyip istemediği sorulmadan karar verilmiştir. İmar kirliliğine neden olma suçunun şikayetçisi olan, dolayısıyla suçtan doğrudan doğruya zarar gören şikayetçi vekilinin, yargılama sırasında, katılma isteğinin mahkeme tarafından sorulmadığı ve karara bağlanmadığı, şikayetçi vekilinin ise hükmü temyiz ettiği, temyiz isteğinde kararın usul, yasa, ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda şikayetçi Kemalpaşa Belediyesi'nin CMK’nın 260. maddesi uyarınca, katılma isteği sorulmamış ve karara bağlanmamış olmasına rağmen hükmü temyize hakkı bulunmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanununun 237. maddesinin ikinci cümlesi, "Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır" hükmü incelendiğinde, şikayetçi vekilinin beraat kararının hukuka uygun olmadığına, bozulması gerektiğine ilişkin temyiz isteminin mahkemenin beraat kararına yönelik esasa dair bozma talebine ilişkin temyiz dilekçesinin, usulüne uygun olarak sorulup karara bağlanmayan katılma isteği hususunda da Yüksek Yargıtay tarafından bir karar verilmesi talebini de içerdiği seklinde anlaşılmalıdır. Fıkra hükmünü, şikayetçi vekilinin katılma isteği ile ilgili açıklayıcı bir beyanın bulunması şeklinde anlamak, yasanın lafzına sıkı sıkıya bağlı kalmak olacaktır ki, bu hususun doğru bir yaklaşım olmayacağı anlaşılmaktadır. Diğer yandan hükmün esasına girilmeden bozulması, Anayasanın 141/4. maddesinde yazılı ‘Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir’ hükmüne de uygun bir sonuç doğurmadığı açıktır. Nitekim Ceza Genel Kurulu’nun 19.06.2012 gün 2012/638 E ve 2012/238 K ile yine 19.06.2012 gün 2012/359 E ve 2012/239 K sayılı kararlarıda aynı aynı mahiyetedir. 1- İtirazımızın KABULÜNE, 2- Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/11/2012 gün ve 2012/7489 Esas, 2012/25337 Karar sayılı temyiz isteminin reddi kararının KALDIRILMASINA, 3- Kemalpaşa Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.07.2009 tarih, 2009/72 Esas, 2009/638 karar sayılı hükmü için katılma hususunda karar verilerek ve esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılmasına, 4-Yüksek Daireniz aksi kanatte ise, itirazın incelenmesi bakımından 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, Karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 15/11/2012 gün ve 2012/7489 esas, 2012/25337 karar sayılı ret kararının KALDIRILMASINA, İncelenen dosya içeriğine göre, şikayetçi Kemalpaşa Belediye Başkanlığı vekilinin, 16/07/2009 tarihli oturumda sanığın cezalandırılmasını istediği, ancak mahkemece CMK’nın 238/2. maddesine aykırı olarak katılma hakkının hatırlatılmadığı, yapılan yargılama sonucu sanığın cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararı müşteki vekilinin temyiz ettiği anlaşıldığından, Ceza Genel Kurulu’nun 19.06.2012 tarih ve 2012/2–638- 2012/238 sayılı kararı da gözetilerek, 5271 sayılı CMK’nın 237 vd. maddeleri uyarınca katılma iradesini ortaya koyan müşteki Kemalpaşa Belediye Başkanlığı vekilinin davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına, 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre, adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/5772, K. 2013/15956, T. 23.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2013-5772-e-2013-15956-k-290d29f8a0c0