Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/12091 E. 2013/23790 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/12091
- Karar No
- 2013/23790
- Karar Tarihi
Kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 106/1, 125/1-4, 52 ve 62 , maddeleri gereğince 5 ay hapis, 1.740,00 Türk lirası ve 2.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Gaziantep 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/02/2012 tarih ve 2011/74 esas, 2012/75 sayılı kararına sanık tarafından yapılan itirazın, sanığın önceden sabıkası olması gerekçesiyle kabulüne ilişkin, (GAZİANTEP 8. ASLİYE CEZA) Mahkemesinin 10/05/2012 tarih ve 2012/133 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/03/2013 gün ve 77016 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “ Dosya kapsamına göre, 1-Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara sanık tarafından itiraz edilmiş bulunulması karşısında, itiraz merciince sanığın aleyhine olacak biçimde bir karar verilemeyeceği, 2-Sanığın sabıkasında yer alan Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/04/2005 tarihli ve 2004/395 esas, 2005/93 sayılı ilâmının adlî sicilden silinme koşullarının oluştuğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmediği cihetle, itirazın reddi yerine, yazılı şeklide kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, Gaziantep 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/02/2012 tarihli kararı ile, hakaret suçundan 1.740 TL, tehdit suçundan 5 ay hapis ve yaralama suçundan 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, koşulları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın beraat etmesi gerektiğine yönelik itirazı üzerine, merci Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/05/2012 tarihli kararı ile itirazın kabulüne karar verildiği, kesin olan bu karara yönelik Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını itiraz üzerine inceleyerek sanığın kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunduğu gerekçesiyle kaldıran merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6. fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir. CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir. Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür. CMK’nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir. CMK’nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; “İtiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK'nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” şeklindeki gerekçesiyle itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir. İnceleme konusu somut olayda; itiraz merciince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel kabul edilen ilamın, Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2005 tarih ve 2005/273 esas, 2005/394 karar sayılı ilamı olduğu, bu ilam incelendiğinde sanık hakkında 765 sayılı TCK’nın 504/3, 80, 522, 55/3, 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4. maddesi uygulanarak 1.720 TL adli para cezası verilip cezanın ertelendiği, hüküm tarihinin 18/10/2005 olduğu ve hükmün sanık ... yönünden temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Erteli olan bu ilamın silinme koşullarının oluşup oluşmadığı ile ilgili olarak 765 sayılı TCK’nın 95/2. maddesi çerçevesinde sanığın UYAP sisteminden alınan adli sicil kaydı incelendiğinde, sanığın 5 yıllık deneme süresi içerisinde 09.05.2009 tarihinde yağma suçu işlediği ve TCK’nın 149/1. maddesi gereğince hükmolunan 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasının 04.06.2013 tarihinde kesinleştiği, bu mahkumiyetin deneme süresi içinde işlenen kasıtlı bir suça ilişkin olması nedeniyle adli sicil kaydının silinmesine engel teşkil ettiği anlaşılmıştır. Yukarıda yer verilen Ceza Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere, itirazı inceleyen merciin hem usul hem esas yönünden inceleme yaparak her türlü hukuka aykırılığı denetleyebileceği, temyiz kanun yolunda aleyhe başvurunun olmaması durumunda cezanın aleyhe değiştirilemeyeceğine ilişkin kuralın, somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı ve sanığın adli sicil kaydında yer alan ilamın silinme koşullarının oluşmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil ettiği anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.