Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/28095 E. 2013/22071 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2012/28095
Karar No
2013/22071
Karar Tarihi

Hakaret ve kasten yaralama suçlarından sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-e, 62, (iki kez), 125/1, 125/4 ve 62. maddeleri gereğince iki kez 5 ay hapis cezası ve 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair, (SÖĞÜT) Sulh Ceza Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli ve 2009/31 esas, 2010/30 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından Kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/07/2012 gün ve 189538 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/6-a maddesinde, "sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması" şeklinde belirtilen şartın bulunması karşısında, dosya kapsamında bulunan adlî sicil kaydına göre daha önce işlediği kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği dikkate alınmadan bu yönde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA I- Olay: Hakaret ve yaralama suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, Söğüt Sulh Ceza Mahkemesinin 16.02.2010 tarihli kararı ile, bıçakla yaralama suçundan iki kez 5 ay hapis, hakaret suçundan ise 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunmaması ve bir daha suç işlemeyeceğine kanaat edinilmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine, sanığın sabıkalı oluşu nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle her iki suç yönünden Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Sanığın adli sicil kaydında bulunan ilam nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. Her ne kadar mağdur ...’ın şikayetçi olmamasına karşın, bu mağdura yönelik hakaret suçu yönünden mahkumiyet kararı verilmiş ise de, Kanun yararına bozma konusu yapılmayan bu hususun, bozma sonrası mahallinde değerlendirilmesi mümkün görülerek inceleme taleple sınırlı yapılmıştır. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle, - Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması, - Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması, - Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, - Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması, - Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır. İnceleme konusu somut olayda; sanık ...’nun adli sicil kaydı incelendiğinde; Söğüt Asliye Ceza Mahkemesinin 24/10/2007 tarih ve 2006/211 esas, 2007/106 sayılı kararı ile silahla tehdit suçundan erteli 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildiği, kararın 20.11.2007 tarihinde kesinleşmesinden sonra, yeni suçun 23/02/2009 tarihinde işlendiği, adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas teşkil eden bu ilamın silinme koşullarının oluşmaması nedeniyle, CMK’nın 231/6-a maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olduğu anlaşılmıştır. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, 1- (SÖĞÜT) Sulh Ceza Mahkemesinin 16/02/2010 tarih ve 2009/31 esas, 2010/30 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2- Aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/28095, K. 2013/22071, T. 12.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2012-28095-e-2013-22071-k-1bc4cd3f340a