Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/22969 E. 2012/30161 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2011/22969
Karar No
2012/30161
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye sokma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: 1-Sanık ... hakkında, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, hüküm tarihi itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi uyarınca sanık ...'ın tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, 2-Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret, sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve sanık ... hakkında ise hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyize gelince, Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanıklara yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tiplerine uyduğu, Cezaların yasal bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından sanıklar ..., ... ve ...'ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 12.12.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Gerekçe ise, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, "Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g, maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması ve Yargıtay’ın gerekçelerle tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddianamenin, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi eyleminin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu eylemin hukuki nitelendirilmesinin yapılması gerekmektedir. Bir mahkeme kararında, belirtilen öğelerin hiç veya yeterince bulundurulmaması, gerekçeden yoksunluk anlamına geleceğinden, bu durum Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesinde belirtildiği üzere adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceği (Dr. Sibel İnceoğlu, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, 2004, s. 308-316) gibi CMK'nın 289/1-g maddesi uyarınca mutlak bozma nedeni de kabul edilmiştir." Somut olayımızda, sanıklar haklarında hükmolunan cezalar bakımından, sanık ...'ın sabıkasının engel oluşturmaması ve diğer iki sanığın da sabıkasız olmalarına ve TCK'nın 62'nci maddesi gereğince takdiri indirimde bulunulmasına karşın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmama gerekçesinde "müştekilerin şikayetçi olmaları ve suçtan kaynaklanan zararın uzlaşma yönetmeliğindeki hükümlere göre giderilmemiş olması gözönüne alınarak CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" ve ertelememe gerekçesinde ise, "bir daha suç işlemeyeceği konusunda mahkememize olumlu kanaat gelmediğinden" denmiştir. Erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumları farklı olmakla beraber, mahkemenin bu kurumların uygulanmamalarıyla ilgili farklı gerekçeye dayanması doğaldır. Ancak, mahkemenin gerekçesinin, şahsileştirme bakımından uyumlu olması gerekir. Şöyle ki; mahkemenin, CMK'nın 231/5'nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ilişkin gerekçesinin, ortada somut ve maddi bir zarar sözkonusu olmadığı halde, zararın giderilmemesine endekslenmesi, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla çelişmektedir. Müştekilerin şikayetlerini sürdürmeleri, CMK'nın 231'nci maddesinin uygulanmasına engel olmadığı halde engelmiş gibi kabulü ile, örneğin; uzlaşma kapsamında olan bir suçta uzlaşmaya gidilmemesi de CMK'nın 231'nci maddesine engelmiş gibi kabulüne katılmak mümkün değildir. Bu durumda, TCK'nın 51'nci maddesinin uygulanmamasına ilişkin gerekçenin, CMK'nın 231/5'nci maddesinin uygulanmamasına da teşmili yerinde olamaz. Çünkü mahkeme, CMK'nın 231/5'nci maddesinin uygulanmama gerekçesinde, TCK'nın 51'nci maddesinin uygulanmama gerekçesine yer vermekle çelişki yaratmıştır. Çelişkili gerekçeye dayalı karar, Anayasa (m.141/3) ve Yasanın (1412, m. 308/7) benimsediği anlamda gerekçe sayılamayacağından, yerel mahkeme kararının bu noktalardan bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2011/22969, K. 2012/30161, T. 12.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2011-22969-e-2012-30161-k-52e55629cefe