Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/303 E. 2026/3800 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/303
- Karar No
- 2026/3800
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1773 E., 2025/2168 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/276 E., 2024/576 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili tarafından sigortalılara 2013 yılında sunulan acil sağlık hizmeti uygulamalarına ilişkin sağlık hizmetlerinin davalı Kuruma usulüne uygun olarak fatura edildiğini, müvekkilinin 2013 yılı Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin hak edişlerinden 2022 yılında davalı Kurum tarafından kesinti uygulandığını, davalı Kurum hatasından kaynaklı yersiz ödemelerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 96. maddesi gereği hatalı işlemin tespiti tarihinden önceki 5 yıl için mümkün olduğunu, davalı Kurumun faiz talebinin de haksız bulunduğunu, zira geç incelemenin davalı Kurumdan kaynaklandığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 150.000,00 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının acil servise başvuran ve acil hal tanımına uymayan hastaların tedavilerini yeşil alan olarak fatura etmesi gerektiği halde acil hal olarak gösterdiğini, yine servise yatırılmayan hastaları yatan hasta olarak tanımlayıp acil hal kapsamında fatura düzenlediğini, müvekkili Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunda, dava konusu kesinti işlemine dair hasta bazlı incelemede, tüm hastaların acil gözlemde serum takılarak semptomatik tedavi yapıldıktan sonra taburcu edildiği, bu hastaların tamamının genel durumu ve hayati bulguları stabil olup yüksek risk taşımayan ve yakınmaları hayati tehlike yaratmayacak bulgularının mevcut olduğu, başka bir merkeze sevki olmayan gözlem altı (günübirlik) dışında yatarak tedavi kapsamına alınmayan hastalar olup, sarı veya kırmızı alan gibi acil muayene olarak fatura edilen bu hastaların ''yeşil alan'' hastası olarak değerlendirildiği, davalı Kurum işleminin yerinde olduğunun bildirildiği, raporun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunduğu, acil muayene olarak fatura edilen dava dışı hastaların yeşil alan hastası olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkeme kararının bir gerekçe ihtiva etmediğini, alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmediğini, davalı Kurumun kendi kusuru ve gecikmesine dayalı olarak faiz talebinde bulunmasının da haksız olduğunu, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre davalı Kurumun hatalı işlemin tespiti tarihinden geriye dönük 5 yıllık ödeme talebinde bulunabileceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık; taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi uyarınca, davalı Kurum tarafından davacı sağlık hizmeti sunucusunun hak edişlerinden yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, taraflarca imzalanan sözleşme ile SUT hükümleri ve ilgili mevzuat esas alınarak, davalı Kurum tarafından davacı şirket aleyhine tesis edilen işlemle ilgili gerekçeyle birlikte değerlendirme yapılarak hazırlanmasına, dava konusu olayda 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin uygulama yeri bulunmadığının, zira söz konusu maddede fazla ve yersiz ödemelerin kimlerden iade alınması gerektiğinin açıkça belirtildiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.