Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/139 E. 2026/3672 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/139
- Karar No
- 2026/3672
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1530 E., 2025/2036 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/714 E., 2021/693 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında 10.01.2016 tarihinde ".... Evleri Satış Vaadi ve İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, müvekkili şirket tarafından inşa edilecek olan "..... Evleri .... İstanbul" projesinde bulunan E Blok 8 No'lu dairenin alıcı davalıya 700.000,00 TL bedel karşılığında satışının kararlaştırıldığını, davalının satış bedelinin tamamını ödemediğini, kalan bakiye üzerinden davalı tarafa karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak karşı tarafın haksız itirazları nedeniyle icra takibinin durdurulduğunu ileri sürerek; icra dosyasına yapılan itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; taşınmazın müvekkiline 21.10.2020 tarihinde, taşınmazdaki eksik ve ayıplar da tespit edilerek, tutanakla geç teslim edildiğini, taraflar arasında 24.02.2017 günü tanzim edilen protokole göre, kalan bakiye borcu ödemesi koşuluyla, kat irtifakı tapusunun verileceğinin vaat ve taahhüt edildiğini, aynı gün tapu dairesinde satış işlemiyle davaya konu kat irtifaklı taşınmazın tapusunun verildiğini, keza davalı tarafın tapu memuru huzurunda "satış bedelini nakden ve tamamen aldığını" tapu senedine de kaydedilmek suretiyle ifade ve beyan ettiğinin de resmi senet ile sabit olduğunu, protokole göre tarafların karşılıklı olarak taahhütlerini yerine getirdiklerini, eğer satış bedeli eksik kalsaydı davacının tapuda ferağa yanaşmayacağını, müvekkilinin sözleşme ile öngörülen taahhütlerini yerine getirdiğini, taşınmazın sözleşmede öngörülen sürede teslim edilmediğini, halen iskan ruhsatı alınmadığını savunarak, davanın reddini, aksi takdirde, takas/mahsup talep ve beyanları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmeye konu bağımsız bölümün 24.02.2017 tarihinde davalı adına tapuda satış sebebi ile tescil işleminin gerçekleştirildiği, anahtar teslim protokolü ile davalının ihtirazı kayıt koymak suretiyle sözleşmeye konu bağımsız bölümü fiilen 19.10.2020 tarihinde teslim aldığı, taraflar arasında tapuda devir işleminin gerçekleştirildiği 24.02.2017 tarihinde sözleşmeye ek protokol yaparak davalının kalan borcunun 100.000,00 TL olduğunun ve bu borcun kat irtifakı tapusu alınırken kalan bakiye miktarı ödeneceği hususunda anlaşmaya varıldığı, resmi senetten de anlaşıldığı üzere bağımsız bölüm bedelinin sözleşmede kararlaştırılan bedelden daha düşük gösterilmek suretiyle satış bedelinin nakden ve tamamen davacı şirkete ödendiği, ödemenin kesin delil niteliği taşıyan resmi senet suretiyle ispat edildiği, satış bedelinin nakden ve tamamen davalı tarafından davacıya ödendiği, davalı vekili her ne kadar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, davacının icra takibi başlatmakla kötü niyetle hareket ettiğinin dosyaya sunulan deliller kapsamı ile ispat edilemediği gerekçesiyle; davanın reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; resmi senette davacının taşınmaz bedelini nakden ve tamamen aldığı beyanı karşısında, davacının alacak iddiasını aynı kuvvette bir delil ile ispatlayamadığı, yasal şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; taraflar arasında 10.01.2016 tarihinde imzalanan sözleşmede taşınmazın satış bedelinin 700.000,00 TL olarak belirlendiğini, tapu devir tarihi olan 24.02.2017 tarihinde ise taraflar arasında imzalanan belge ile davalının 100.000,00 TL bakiye borcu kaldığının bu borcun kat irtifakı tapusu alınırken ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığını, davalının cevap dilekçesinde bu protokolün varlığını kabul ettiğini, ancak borcun ödendiğini, aksi halde tapunun devredilmeyeceğini iddia ettiğini, daha az vergi ve harç ödemek amacıyla tapuda satış bedelinin düşük gösterildiğini, ödeme protokolünün tarafların gerçek iradesini yansıtan ve resmi senedin muvazaalı olduğunu ortaya koyan inançlı bir işlem niteliğinde bulunduğunu, davalının protokolün varlığını kabul ederek bedelde muvazaa olgusunu zımnen ikrar ettiğini, davalının bakiye 100.000,00 TL'yi ödediğini yasal delillerle ispatlama yükü altında bulunduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; davacının alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, aldığı satış bedelini bir daha almak için icra takibi başlatmasının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini belirterek; hükmün bu yönden bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan satış sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 1. Taraflar arasında düzenlenen 24.02.2017 tarihli protokolde; 24.02.2017 tarihi itibariyle ödemelerin yapıldığının, kalan bakiye borcun 100.000,00 TL olduğunun, kat irtifakı tapusu alınırken kalan borcun ödeneceğinin belirtildiği, aynı tarihte sözleşmeye konu taşınmazın tapuda davacı adına tescil edildiği, protokolün düzenlendiği tarihte sözleşmeye konu taşınmazın tapuda davacı adına tescil edilmesi karşısında, bu durumda 24.02.2017 tarihli protokole göre bakiye borcun davalı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, bu durumun aksini iddia eden davacının dosyaya yazılı bir delil ibraz edemediği, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının başlattığı takipte haksız çıkması yeterli olmayıp kötü niyetinin varlığının tespit edilmesi gerektiği, takibin miktarı, şekli ve dosya kapsamı dikkate alındığında kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.