Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/1126 E. 2026/3440 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1126
Karar No
2026/3440
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2021/372 E., 2024/426 K. BİRL....1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2014/390 E., 2014/380 K. SAYILI DOSYASI

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar bir kısım davalılar ile davacılar vekilince temyiz edilmekle, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekilince istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ..., davalı asil ... ... ve davalılar vekili ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'de Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; müvekkillerinin ......Mah., 12 80... parselde bulunan binada kat maliki olduklarını, 2009 yılında binanın alt katında bulunan dükkanlardan birinin kiraya verilmesi aşamasında dükkanı kiralayan kişinin ikazı üzerine binada bulunan kolon, perdelerde beton çatlaklarına rastlanıldığını bildirmesi üzerine binanın hali hazır durumunun tespiti amacı ile...2. ASHM'nin 2009/41 D.İş sayılı dosyası ile inceleme yapıldığını ve 05.05.2009 tarihli rapor alındığını, bu raporda kısaca binanın hali hazır durumda ikamete elverişli olmadığı, binanın güçlendirilerek tam güvenliğin sağlanabileceğinin tespit edildiğini, davalıların binanın yapımında gerekli özeni göstermediklerini, binanın yapıldığı tarihten bu güne 20 yıl gibi bir zaman geçmemesine rağmen binada kullanılan demirlerde 3 mm den fazla korozyon oluştuğunun anlaşıldığını, binada olumsuz bir durumun yaşanmaması için binada güçlendirme çalışması yapılması gerekmekte olduğunu, davalıların ihmali nedeni ile müvekkillerinin zarara uğratıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu binanın güçlendirme maliyet masrafları ile kat maliklerinin kira gideri, binanın güçlendirilmesi ile oluşacak değer kaybı için şimdilik 20.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davacılar vekili 26.12.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle; güçlendirme işi için 257.390,01 TL, güçlendirme sonrası yapılan onarımlar tutarı 28.097,561 TL ve güçlendirme süresindeki kira bedeli 103.500,00 TL olmak üzere toplam 388.987,62 TL’nin tahsilini istemiştir. 2. Birleşen...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/390 E., 2014/380 K. sayılı dosyasında davacı vekili; müvekkilinin davaya konu taşınmazın arsa sahibi olduğunu, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/172 Esas sayılı dosyasında 04.03.2014 tarihli duruşmada verilen ara karar gereğince arsa sahibi olan müvekkilinin davaya dahil edilmesi için taraflarına süre verildiğini, dava konusu binanın güçlendirme maliyet masrafları ile kat maliklerinin kira gideri, binanın güçlendirilmesi ile oluşacak değer kaybının tahsilini talep ettiklerini ileri sürerek; şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesine talep etmiştir. 3. Birleşen...3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/39 E., 2014/29 K. sayılı dosyasında davacı vekili; müvekkilinin davaya konu taşınmaz üzerindeki binada kat maliki olduğunu, 2009 yılında binanın alt katında bulunan dükkanlardan birinin kiraya verilmesi aşamasında dükkanı kiralayan kişinin ikazı üzerine binada bulunan kolon, perdeler beton çatlaklarına rastlanıldığının bildirilmesi üzerine binanın hali hazırının tespiti amacı ile bina üzerinde tespit yapılarak rapor alındığı, bu raporda kısaca binanın hali hazır durumda iken ikamete elverişli olmadığının tespit edildiğini, ayrıca binanın güçlendirilmesi için bina değeri olan 150.000,00 TL.nin %10 ve %20'si arasında bir maliyetin söz konusu olacağının bildirildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları baki kalmak kaydı ile binanın güçlendirme masrafları için 2.000,00 TL, tamirat giderleri için 1.000,00 TL, kira bedeli olarak da 2.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin dava konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu binanın mimari projesini çizen mimar olduğunu, binanın yapımını gerçekleştiren müteahhit olmadığını, projenin usul ve esaslara uygun olarak çizildiğini ve binanın tamamlanmasından sonra Belediye iskan ruhsatının 1991 yılında verildiğini, böylece müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak; davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... ve ... vekili; davaya konu olan inşaatın yapımına 10.11.1988 tarihinde başlandığını, 1991 yılında da inşaatın tamamlanarak kat sahiplerine dairelerin teslim verildiğini, 1997 yılı itibariyle de binanın iskan ruhsatının alındığını, binanın ayıpsız ve kusursuz olarak yapılarak kat maliklerine dairelerin teslim edildiğini, inşaatın kat maliklerine tesliminden ve iskan ruhsatının alınmasının ardından 10 yıldan fazla süre geçtiğini, dolayısıyla kat maliklerinin müvekkilleri aleyhine dava açması için 10 yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğunu, binada oluşan çatlakların ve beton dökülmelerinin binanın sudan korunmasının davacılarca yapılmaması sonucunda meydana geldiğini, çevredeki suların binanın zemin katına akmasının engellenmediğini, binanın zeminden su almasına sebebiyet verildiğini, bu durumdan da kat maliklerinin sorumlu olduğunu savunarak; davanın öncelikli zamanaşımı nedeniyle reddine, mahkemenin esasa girmesi halinde ise esastan reddine karar verilmesini istemiştir. 3. Davalılar ..., ..., ... ..., ..., ...; davaya konu olan inşaatın yapımına 10.11.1988 tarihinde başlandığını, 1991 yılında da inşaatın tamamlanarak kat sahiplerine dairelerin teslim edildiği, 1997 yılı itibariyle de binanın iskan ruhsatının alınarak binanın ayıpsız ve kusursuz olarak kat maliklerine dairelerin teslim edildiğini, inşaatın kat maliklerine tesliminden ve iskan ruhsatının alınmasının ardından 10 yıldan fazla süre geçtiğini, 10 yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğunu, binada oluşan çatlakların ve beton dökülmelerinin binanın sudan korunmasının davacılarca yapılmaması sonucunda meydana geldiğini, çevredeki suların binanın zemin katına akmasının engellenmediğini, binanın zeminden su almasına sebebiyet verildiğini, bu durumdan da kat maliklerinin sorumlu olduğunu savunarak; davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, mahkemenin esasa girmesi halinde ise esastan reddine karar verilmesini istemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.12.2009 tarihli kararıyla; eser sözleşmesine dayanılarak ayıp nedeniyle yükleniciden bir talepte bulunulabilmesi için davanın, ya sözleşmenin tarafı olan arsa sahiplerince veya arsa sahibinden şahsi hakları temellük eden kişilerce açılması gerektiği, davacıların sözleşmenin tarafı olmadıkları, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, davacı tarafın aktif husumet ehliyetlerinin olduğu düşünülse bile 08.01.1988 tarihli inşaat sözleşmesinden doğan tüm hakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle; aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan ) 13. Hukuk Dairesinin 28.12.2010 tarihli ilamıyla; davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılarak karar verilmesi gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 08.12.2018 tarihli kararıyla; bir kısım davacılar yönünden, davanın derhal ihbar yükümlülüğüne aykırı hareket ettiklerinden reddine, bir kısım davacılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/390 Esas sayılı dosyasında; davacının dava tarihi itibariyle taşınmazda hak sahibi olmadığı, birleşen davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairenin 10.12.2020 tarihli ilamıyla; mahkemece, asıl dava ve birleştirilen...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/390 Esas sayılı dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmuş ise de, yargılama esnasında dava dosyası ile birleştirilen...3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/39 Esas sayılı dava yönünden mahkeme gerekçeli karar başlığında, dava taraflarının adına, adresine ve vekil bilgilerine yer verilmediği gibi, olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğinden bahisle karar bozulmuştur. 4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her bir davacının, bağımsız bölümü teslim aldıkları tarihler değişkenlik göstermekle birlikte hepsinin gizli ayıbın ortaya çıktığı 1997 yılı itibariyle ya hak sahiplikleri bulunanlar için bu tarihten itibaren derhal, 1997 yılından sonra devralan davacı tüketiciler için ise devraldıkları tarih itibariyle zaten mevcut olan gizli ayıpların derhal bildirme yükümlülüğüne uymadıkları gibi kullanımları esnasında gerekli tedbirleri almamış olmalarının tahribatı artırdığı, bölge koşulları dikkate alınarak her bir tüketicinin kullanım esnasında kendisinden beklenen bakım onarımı yapmaması sonucunda oluşacak zarar nedeniyle satıcıya 2009 tarihinde başvurmuş olması "derhal" bildirim yükümlülüğüne uymadığını gösterdiği, asıl davada davacı olan ... adına vekil tarafından dava açıldığı, mahkemece verilen süreye rağmen aradan geçen sürede vekilin bu davacıya dair vekaletname sunmadığı, asil tarafından da işlemlerin kabul edildiğine dair dilekçe sunulmadığı görülmekle bu davacı yönünden açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacılardan ...'ın yargılama sırasında vefat ettiği, mirasçılarının davaya eklenerek adlarına tebligat çıkarılmasına rağmen duruşmaya gelerek veya kendilerini vekille temsil ettirerek davaya devam etmedikleri görülmekle 27.06.2024 tarihli celsede bu kişiler yönüyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, dosyanın işlemden kaldırılmasından itibaren 3 ay içerisinde yenileme talep edilmediği görülmekle ... mirasçıları yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacılardan ...'un (her ne kadar dava dilekçesinde ve önceki kararlarda...olarak belirtilmiş olsa da gerek tapuda 47. bağımsız bölüm eski maliki olması gerekse dosya arasında bulunan...3. Noterliği 19.08.20 09... yevmiye numaralı vekaletname dikkate alındığında ilgili kişinin ... olduğu ve dava dilekçesinde maddi hata yapılarak soy isminin yanlış yazıldığı) yargılama sırasında vefat ettiği görülmekle mirasçıları olan ... ve ...'a duruşma günü tebliğ edildiği, ilgililerin davaya devam edeceklerine ilişkin dilekçe sunmalarına rağmen şahsen veya vekillerinin duruşmaya katılmadıkları görülmekle 21.03.2024 tarihli celsede bu kişiler yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı, bu tarihten itibaren 3 ay içerisinde yenileme talep edilmediği görülmekle ... mirasçıları yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı ...'in dava sırasında vefat ettiği, mirasçılarına tebligat çıkarıldığı, bir kısım mirasçılarının avukata vekalet verdiği, mahkemece 27.10.20 22... .01.2023 ve tarihli celsede terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olup tüm mirasçıların birlikte davayı takip etmesi gerektiğinden bir kısım mirasçılar vekiline terekeye temsilci atanması veya diğer mirasçıların muvafakatinin sunulması için kesin süre verildiği, davacılar vekilinin 16.03.2023 tarihli celsede tereke temsilcisi atanması davası açmadıklarını ve dosyanın bu haliyle karara çıkarılmasını talep ettiği görüldüğünden ... mirasçıları yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 198. maddesi hükmü ile gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “derhal ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükünün davacılar bulunduğu, dosyada alınan bilirkişi raporlarında dava konusu binadaki ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, ayıbın davalıların ağır kusuru veya hilesi ile gizlenmediği, yöredeki mevsim durumları dikkate alındığında ayıpların tam olarak ne zaman meydana geldiğinin tespit edilemediği, 1997-2009 yılları arasında oluştuğu kanaatine varıldığı, ayrıca kullanım sürecinde yeterli bakım yapılmaması, çevre sularının uzaklaştırılmaması nedeniyle bozulmaların hızlandırılmasına yol açtıkları için davacıların da kusurlu bulunduğu, 1997 yılından başlayarak 2009 yılına kadar geçen süre diliminde gizli ayıpların anlaşılır hale geldiği, davacıların da zamanında bakım yapmadıklarından zemin kattaki zorlamaları hızlandırdıklarından sorumlu olduğu, davacıların derhal ihbar yükümlülüğüne uygun hareket ettikleri ispatlanamadığı gerekçesiyle; asıl dava yönünden, davacı ...'ın mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ..., ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı ... yönünden açılan davanın 6100 sayılı Kanunun 77. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına; diğer davacılar yönünden açılmış olan davanın reddine; birleşen...1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/390 Esas sayılı dosya yönünden, davanın reddine; birleşen...3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/39 Esas sayılı dosya yönünden, davacı muris ... (mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ...) tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı bir kısım davacılar vekili ile bir kısım davalılar ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Bir kısım davacılar vekili; binada bulunan eksik ve ayıp işlerin 2009 yılında dava süreci ile öğrenildiğini, yerel mahkemenin gizli ayıbın 1997 yılında ortaya çıktığı ve derhal ihbar yükümlülüğüne uyulmadığı şeklindeki gerekçesinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin binada meydana gelen ayıbı öğrendikleri anda davalılara ihbarda bulunduklarını, Mahkeme kararında gizli ayıbın davalılar tarafından gizlenilmediği şeklindeki tespitin de alınan raporlarla tamamen çeliştiğini, binada oluşan bu zararın gizli ayıp niteliğinde bulunduğunu, davacılardan ..... ve ...’in dava konusu yerden bağımsız bölüm aldıklarını, bağımsız bölümleri satın aldıkları kişilerin yerine geçerek davaya devam edebilme hakları bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2- Davalılar ..., ... ..., ... ve ... vekili; asıl ve birleşen davaların, asıl ve birleşen davalardaki ıslah taleplerinin zamanaşımına uğradığı, binada ayıplı imalatların bulunmadığı, kusurlarının olmadığı gerekçeleriyle mahkeme kararının düzeltilerek onanmasını karar verilmesini istemiştir. 3- Davalı ...; asıl ve birleşen davaların, asıl ve birleşen davalardaki ıslah taleplerinin zamanaşımına uğradığı, binada ayıplı imalatların bulunmadığı, kusurlarının olmadığı gerekçeleriyle mahkeme kararının düzeltilerek onanmasını karar verilmesini istemiştir. 4- Davalı ...; asıl ve birleşen davaların, asıl ve birleşen davalardaki ıslah taleplerinin zamanaşımına uğradığı, binada ayıplı imalatların bulunmadığı, kusurlarının olmadığı gerekçeleriyle, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasını karar verilmesini istemiştir. 5- Davalı ...; asıl ve birleşen davaların, asıl ve birleşen davalardaki ıslah taleplerinin zamanaşımına uğradığı, binada ayıplı imalatların bulunmadığı, kusurlarının olmadığı gerekçeleriyle, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasını karar verilmesini istemiştir. 5- Davalı ... ..., ......; asıl ve birleşen davaların, asıl ve birleşen davalardaki ıslah taleplerinin zamanaşımına uğradığı, binada ayıplı imalatların bulunmadığı, kusurlarının olmadığı gerekçeleriyle mahkeme kararının düzeltilerek onanmasını karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda taşınmazdaki ayıp iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 1- Dava konusu sözleşmenin yapıldığı ve taşınmazın davacılara teslim edildiği tarih itibari ile uygulanması gereken 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin 2. fıkrası gereğince; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Ayıp ihbarının süresinde yapılmadığının ileri sürülmesi defi niteliğinde olup, davalıların cevap dilekçesinde, 30 günlük süre içerisinde ihbar yapılmadığına dair herhangi bir savunması bulunmamaktadır. Def'inin süresinden sonra ileri sürülmesi de savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Hal böyle olunca mahkemece, işin esasına girilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Davacılar vekili, davacılardan ..... ve ...’in dava konusu yerden bağımsız bölüm aldıklarını, bağımsız bölümleri satın aldıkları kişilerin yerine geçerek davaya devam edebilme hakları bulunduğunu beyan ederek bu kişilerin davacı sıfatıyla davaya dahil edilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemenin 08.02.1018 tarihli kararında bu kişiler yönünden dava tarihinden sonra dosyaya vekaletname sunulduğu, satışın dava tarihinden sonra gerçekleştiği gerekçesiyle; usulünce açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmiş olup davacılar vekilinin temyiz itirazı üzerine yargıtay tarafından usülden bozma yapıldığı için davacının temyiz itirazları incelenmeden kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmadan sonra yapılan yargılama sonucu verilen kararın karar başlığında bu davacılarn isminin yer almadığı ve kararın hüküm fıkrasında bu davacılarla ilgili kararın olmadığı görülmüştür. Hal böyle olunca hükmün bu yönden de bozulmasına karar verilmesini gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Mahkeme kararının temyiz eden davacılar yararına HUMK 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre, davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Fazla alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacılara verilmesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/1126, K. 2026/3440, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-1126-e-2026-3440-k-a20c3f8e11f8