Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/717 E. 2025/4137 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/717
Karar No
2025/4137
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2826 E., 2024/2896 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/569 E., 2022/847 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı kiracı ... arasında 24.09.2013 tarihinde perakende satış sözleşmesi imzalandığını, dava dışı ...'nin 04.02.2017 tarihinden itibaren elektrik tüketim bedellerini ödemediğini, bu nedenle hakkında icra takibi başlatıldığını, 22.10.2020 tarihinde de dava konusu yeri davalı şirkete devrettiğini ancak bu devir muvazaalı olduğundan davalı şirketin elektrik aboneliği talebinin reddedildiğini, davalı şirket yetkilisince EPDK'ya yapılan şikayet üzerine 12.04.2021 tarihinde davalı ile perakende satış sözleşmesi yapıldığını ileri sürerek; davalı şirket ile imzalanan perakende satış sözleşmesinini iptalini, aksi takdirde ödenmemiş elektrik tüketim bedellerinden davalının önceki abone dava dışı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; muvazaalı devrin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muvazaa iddiasının yerinde olmadığı, davalı aboneli tarafından enerjinin kullanıldığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, sözleşmenin iptali yönünden talebin reddine, 22.10.2020 tarihinden davalı adına devredildiği 12.04.2021 tarihleri arasındaki elektrik kullanımına ait ana para ödenmemiş ise, gecikme faizlerinden ve eklentilerinden önceki abone ... ile birlikte davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı şirket ile önceki abone ...'nin işbirliği içerisinde olup ortak irade ile hareket ettiğini, müvekkili şirkete ait borçtan kaçma çabası içinde olduklarını, davaya konu aboneliğin 205.319,36 TL elektrik kullanım borcu bulunduğunu, davalı şirketin abonelik sözleşmesine esas olmak üzere sunduğu belgelerin şaibeli ve muvazaalı olduğunu, müvekkili şirketin saha çalışanlarınca bu hususun tutanak altına alındığını, kira sözleşmesinde mülk sahibinin imzasının sahte olduğunu, davalı ile önceki abone arasında muvazaalı işlem olup olmadığının araştırılması taleplerinin nazara alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan elektrik perakende sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptali, aksi takdirde elektrik tüketim bedellerinden borçlu olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Kamu düzenine ilişkin temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen yapılan temyiz incelemesinde; 1. Bir hükmün neleri içermesi gerektiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesinde tek tek sayılmıştır. Buna göre; hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir. Bu şekilde dava sonunda mahkemenin kimin lehine, kimin aleyhine karar verdiği, davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının neye göre mahkum edildiği tereddütsüz şekilde anlaşılmalıdır. Biçim koşullarının getiriliş amacı, hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamaktır. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratacağı gibi dava içinden yeni davaların doğmasına neden olacaktır. Somut olayda; davacı vekili 13.07.2021 tarihli dava dilekçesi ile eldeki davayı sadece davalı şirkete karşı açmış, talep kısmında ise muvazaalı elektrik abonelik sözleşmesinin iptaline, Mahkeme aksi kanaatte ise ödenmemiş olan elektrik tüketim bedellerinden davalı tarafın önceki abone ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; davacının asıl talebi olan elektrik abonelik sözleşmesinin iptali isteminin reddine, davacının terditli talebinin kısmen kabulü ile; davalı şirket adına abonelik tesis edilen ... tesisat numaralı aboneye ait 22.10.2020 tarihinden davalı adına devredildiği 12.04.2021 tarihleri arasındaki elektrik kullanımlarına ait anapara ve ödenmemiş ise gecikme faizlerinden ve eklentilerinden önceki abone ... ile birlikte davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hüküm, davanın tarafları hakkında verilir. İlk Derece Mahkemesince, davada taraf olmayan ve hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmayan dava dışı önceki abone ... hakkında davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Diğer taraftan, temyize konu hükümde "...22.10.2020 tarihinden davalı adına devredildiği 12.04.2021 tarihleri arasındaki elektrik kullanımlarına ait anapara ve ödenmemiş ise gecikme faizlerinden ve eklentilerinden... " şeklindeki ifade ile davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, ana para ve gecikme faizinin miktarının ne kadar olduğunun tespit edilmediği dolayısıyla hükmün açık ve anlaşılır olmadığı gibi infaz kabiliyetininde bulunmadığı görülmüştür. Bu itibarla, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/717, K. 2025/4137, T. 18.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-717-e-2025-4137-k-09a9e0b12d14