Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6178 E. 2026/1897 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6178
- Karar No
- 2026/1897
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2025/266 E., 2025/409 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 18.10.2017 tarihli düzenleme şeklinde ön ödemeli konut sözleşmesi imzalandığını, sözleşme konusu dairenin satış bedeli olarak 722.150,00 TL kararlaştırıldığını, 5.000,00 TL'nin peşinat olarak davalıya ödendiğini, kalan 717.150,00 TL'nin sözleşmenin ekinde yer alan ödeme planında belirtilen miktar ve vadelerle 41 adet senet tanzim edilerek davalıya teslim edildiğini, müvekkilinin sözleşmedeki cayma hakkını kullanarak 30.10.2017 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, fesihten sonra, peşinat olarak verilen 5.000,00 TL'nin müvekkiline ödendiğini, ancak davalıya verilen senetlerin iade edilmediğini belirterek, sözleşmeden cayıldığı halde müvekkiline iade edilmeyen toplam 717.150,00 TL tutarındaki 41 adet senetten dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespitini, senetlerin müvekkiline iadesini, olmadığı takdirde senetlerin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının taşınmazı yatırım amacıyla aldığını ve tüketici olmadığını, müvekkili şirketin aldığı iddia edilen senetlerin kambiyo hukukunun konusu olduğunu ve davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında davacıdan herhangi bir senet teslim almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve delil vasfı taşıdığı, ticari defter kayıtlarının da ödeme ile alakalı 18.10.2017 tarihinde ... yevmiye numarası ile 5.000,00 TL ...bank posttan çekilen (davacı ödemesi) ve 15.12.2017 tarihinde ... yevmiye numarası ile 5.000,00 TL (davalı iade ödeme) ... hesabından havale yapılmak suretiyle hesap bakiyesinin sıfır olduğu, ticari defter kayıtlarında borç ve alacak kalmadığı, yevmiye defter kayıtlarında davacının iddiasını kanıtlayan senetlerin varlığını gösteren kayda rastlanılmadığının tespit edildiği, ödeme planının incelemesinde senet ibaresinin ödeme planında yazmadığı, davalı ile davacı arasında borç ve alacak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2024 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 21.04.2025 tarihli ilamla; Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı ile davacı arasında borç-alacak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının ödeme planında belirtilen 41 adet taksit ve ara ödemeden borçlu olmadığını ispat ettiği ve talebinin menfi tespit olduğu dikkate alınarak, sözleşme nedeniyle davalıya borçlu olmadığı tespiti yapıldıktan sonra gerekçe ile çelişki oluşturacak şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği, kabule göre de dava konusu borca esas senetlerin davalıya teslim edildiğine ilişkin ispat yükü kendisinde olan davacının, senetleri davalıya teslim ettiğine dair iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığının anlaşılmasına rağmen, Mahkemece senetlerin iadesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddedilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ticari defter kayıtlarında borç-alacak kalmadığının tespit edildiği, yevmiye defter kayıtları incelemesinde davacı tarafın iddiasını kanıtlayan senetlerin varlığını gösteren kayda rastlanılmadığı, ödeme planı incelemesinde belge sayısının 42, ödeme türünün (taksit, peşin, ara ödeme) şeklinde belirtildiği, senet ibaresinin ödeme planında yazmadığı, davacı tarafın imza ettiğini iddia ettiği senetleri kanıtlayan dayanak bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine, davacının senetlerin iadesi yönündeki talebi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, davanın, menfi tespit davası olduğu, müvekkilin borçlu olmadığı dosya kapsamında sabit olmasına rağmen, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, konut satış sözleşmesindeki ifadelerden davalıya senet/bono verildiği açıkça anlaşılmasına rağmen senet verildiğinin ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının senetle konut sattığı, davalının basına verdiği beyanatlardan sabit olmasına rağmen senetlerin ticari defterde kayıtlı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalıya senetlerin verildiğinin tanık beyanı ile sabit olduğunu, davalının senetlerle ilgili olarak verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiş olması senedin alındığının ispatı olduğunu, Mahkeme gerekçesi ile kurulan hükmün çelişkili olduğunu, davalı tarafından herhangi bir istinaf ve temyiz olmadığından usulü müktesep hakkı ihlal eder şekilde davalı lehine fazladan vekalet ücretine kümedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı davalıya karşı açılan benzer davalarda davanın kabulüne karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, davalıya verildiği ileri sürülen senetler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti, senetlerin iadesi, olmadığı takdirde senetlerin iptali istemine ilişkindir. Kural olarak bozma ilamına uyulmakla; orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda, lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan, bozma ilamı dışında kalan yönler ise kesinleşir. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma ilamına uyması sonunda, kendisi için o ilamda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma ilamında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hâkimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz. Yapılan bu açıklamalar ışığında, somut olay incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de; bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Zira uyulmasına karar verilen kesin bozma ilamı uyarınca; davacının ödeme planında belirtilen 41 adet taksit ve ara ödemeden borçlu olmadığının tespitine ve senetlerin iadesi talebi yönünden de karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın reddedilmesi doğru görülmediğinin belirtilmiş olmasına ve Mahkemece de bozmaya uyularak senetlerin iadesi yönünden bozmaya uygun olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine rağmen menfi tespit istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi bozma ilamına uyulması ile davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.