Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5917 E. 2026/3268 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5917
- Karar No
- 2026/3268
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1140 E., 2025/1749 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/386 E., 2025/183 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Dosya içeriğine göre kısmen kabul edilen ve davalı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 32.538,06 TL olup 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) ek madde 1/2 maddesi uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulü ile Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; muris ...'ın davalı bankanın ... Şubesinden 15.04.2011 tarihinde 120 ay vadeli 75.000,00 TL tutarlı konut kredisi kullandığını, kredi borçlusunun 12.02.2013 tarihinde doğal ölüm ile vefat ettiğini, geriye mirasçılar olarak müvekkillerinin kaldığını, davalının kendi alacağını teminat altına aldığını ancak kredi borçlusu murisin lehine olacak şekilde hayat sigortası yaptırmadığını, bunun dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davalı bankanın muris ve mirasçılarını zarara uğrattığını ileri sürerek; davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bilirkişi incelemesinden sonra taleplerinin belirli hale geldiğinde artırılmak üzere mirasçılar ve kefillerin kullanılan konut kredisi nedeniyle davalı bankaya şimdilik 100,00 TL borçlu olmadıklarının tespitine, istirdatı gerektiren alacağın tespiti ile şimdilik 100,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı bankadan istirdatına, Hayat Sigorta poliçesi bakiyesi 100,00 TL'nin faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 10.03.2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile; istirdat talebini 116.438,40 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; hayat sigortasına krediyi kullanan müteveffanın talebi üzerine muafiyet uygulandığını, kredi kullanan tarafın bu talebi kabul edilerek krediye onay verildiğini, bankanın bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun 1. sayfasında “ Hayat Sigortası, Konut Sigortası gibi isteğe bağlı sigortaların yapılması zorunlu değildir” ibaresinin bulunduğunu, davacıların bu durumdan haberdar olduklarını, öğrenme tarihine göre davanın süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan raporda; murisin vefatından sonra taksitlerin ödendiği ve kredinin kapatıldığı, kredi sözleşmesinin 9. maddesine göre tarafların krediye bağlı hayat sigortası yapılması hususunda anlaştıkları, hayat sigortasının kredi borçlusu ve banka tarafından yaptırılmadığı, banka tarafından bu husus bildirilmediği gibi muris tarafından da kontrol ve takip edilmediği, sigorta poliçesi düzenlenmiş olsaydı riziko tarihindeki vefat tazminatının 65.076,12 TL olacağının bildirildiği, mahkemece resen yapılan tespitte basiretli tacir olan banka tarafından bildirim yapılmaması, muris tarafından da kontrol ve takibi yapılmadığından tarafların müterafik %50 kusurlu oldukları ve kredinin tamamı kapatıldığından riziko tarihi itibariyle teminat bedelinin %50'si olan 32.538,06 TL'nin davalıdan istenebileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 32.538,06 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; özellikle bilirkişi raporunun karar vermeye yeterli, taraf, mahkeme ve istinaf denetimine elverişli olması ve bu konuda Dairece kabul edilen temel ilkeler doğrultusunda hazırlanması karşısında, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, başvuruların esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; Mahkemece hataya düşülerek müvekkillerine de kusur izafe edildiğini, bankaların basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, sözleşme kapsamında, davalı bankanın sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediğini, müvekkilleri ve murisin kusuru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıların murisi ile davalı arasında imzalanan kredi sözleşmesine bağlı hayat sigortasının yapılmaması nedeniyle ödenen kredi taksitlerinin iadesi istemine ilişkindir. Hükme esas alınan raporun Yargıtay denetimine elverişli olduğu, davacıların murisi tarafından imzalanan Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun 1. sayfasında “ Hayat Sigortası, Konut Sigortası gibi isteğe bağlı sigortaların yapılması zorunlu değildir” ibaresinin bulunduğu ve murisin durumdan haberdar olması nedeniyle müterafik kusurlu olarak kabulünün yerinde olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.