Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/584 E. 2025/3868 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/584
Karar No
2025/3868
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2114 E., 2024/1582 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/391 E., 2021/455 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, davalı Kurumun taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata aykırı olarak 2020 yılı Temmuz ayı için 243.981,38 TL'lik kesinti yapılacağını bildirdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu kesinti işleminin iptali ile borçlu olunmadığının tespitine, kesinti yapılması halinde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen 2020/392 E. sayılı davada davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, davalı Kurumun taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata aykırı olarak 2020 yılı Haziran ayı için 253.937,85 TL'lik kesinti yapılacağını bildirdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu kesinti işleminin iptali ile borçlu olunmadığının tespitine, kesinti yapılması halinde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen 2020/393 E. sayılı davada davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, davalı Kurumun taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata aykırı olarak 2020 yılı Mayıs ayı için 217.749,69 TL'lik kesinti yapılacağını bildirdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu kesinti işleminin iptali ile borçlu olunmadığının tespitine, kesinti yapılması halinde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 4. Birleşen 2020/394 E. sayılı davada davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, davalı Kurumun taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata aykırı olarak 2020 yılı Nisan ayı için 186.179,46 TL'lik kesinti yapılacağını bildirdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu kesinti işleminin iptali ile borçlu olunmadığının tespitine, kesinti yapılması halinde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 5. Birleşen 2020/395 E. sayılı davada davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, davalı Kurumun taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata aykırı olarak 2020 yılı Mart ayı için 81.834,99 TL'lik kesinti yapılacağını bildirdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu kesinti işleminin iptali ile borçlu olunmadığının tespitine, kesinti yapılması halinde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 6. Birleşen 2020/396 E. sayılı davada davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, davalı Kurumun taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata aykırı olarak 2020 yılı Şubat ayı için 83.316,59 TL'lik kesinti yapılacağını bildirdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu kesinti işleminin iptali ile borçlu olunmadığının tespitine, kesinti yapılması halinde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 7. Birleşen 2020/397 E. sayılı davada davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, davalı Kurumun taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata aykırı olarak 2020 yılı Ocak ayı için 74.072,04 TL'lik kesinti yapılacağını bildirdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu kesinti işleminin iptali ile borçlu olunmadığının tespitine, kesinti yapılması halinde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından tesis edilen işlemlerin sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığı, davacının davalı Kurumun hakedişlerinden haksız olarak kesinti yapılmasına karar verildiğini ileri sürerek yapılan işlemin haksız olduğunun tespitini talep ettiği, hükme esas alınan ve SUT, FİUE, hasta tedavileri, ilgili mevzuatlar ve genelgeler gözönüne alınmak suretiyle hazırlanan bilirkişi raporuna göre davacının 1.141.072 TL'lik borcun 50.670,24 TL'sinden borçlu olmadığı, kalan 1.090.401,76 TL'sinden ise borçlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, davacının 1.141.072 TL'lik kesintinin 50.670,24 TL'sinden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya ve istinaf denetime elverişli olduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen karada usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun oy çokluğu ile esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; Mahkemece verilen kararı gerekçesiz olduğunu, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından yapılan kesintilerin sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, sağlık hizmeti sağlanması konusunda yapılan sözleşme kapsamında yapılan işlemler nedeniyle gönderilen fatura tutarından davalı Kurum tarafından yapılan kesintilerin iptali istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Kanun’un 297 ve devamı maddeleri gereğince; bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin (vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte) ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince; asıl dava ve birleşen davalar yönünden 6100 sayılı Kanun’un 297 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/584, K. 2025/3868, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-584-e-2025-3868-k-ae6e6c621f90