Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/579 E. 2025/4551 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/579
Karar No
2025/4551
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1423 E., 2024/423 K. ASIL VE BİRLEŞEN 2015/574 İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/1073 E., 2022/294 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili ... davada; müvekkili ..'ın 7 ay 10 günlük hamile iken, 11.10.2011'de davalı hastanede ikizleri olan diğer müvekkilleri .. ve ..'i dünyaya getirdiğini, ikiz bebeklerin doğumdan itibaren 28 gün boyunca yeni doğan bebek ünitesinde küvezde kaldığını, doğumdan 20 gün sonra bebeklerinin sağlık kontrolü için davalı hastanede göz doktoru olan diğer davalı ...'a başvurduklarını, davalı doktorun çocukların gözünde herhangi bir sağlık problemi olmadığını, 6 ay sonra tekrar muayene gelmeleri gerektiğini bildirdiğini, doğumdan 4-4,5 ay sonra müvekkillerinin ikiz bebeklerininden ..'nin gözlerini oynatamadığını fark ederek başka bir hastanede başka bir hekime başvurduklarını, yapılan muayene sonucunda ikiz bebeklerden ...'nin gözünde perde olduğunun kendilerine bildirildiğini, çeşitli hastanelere yapılan muayene sonucunda ...'nin gözlerinin görme ihtimalinin çok düşük olduğunun, tıbben yapılacak hiçbir şeyin kalmadığının, beyinden göze giden damarların tıkalı olduğunun ve göz bebeklerinin yeterli çapta büyümediğinin, bu tür prematüre bebeklerin doğumdan bir ay sonra mutlaka detaylı bir doktor kontrolünden geçmesi gerektiğinin ve doğumdan sonra göz muayenesini yapan davalı göz doktorunun bu konuda ihmalkâr davrandığının kendilerine söylendiğini, davalı doktor tarafından gerekli tedavi ve işlemlerin yapılmaması nedeniyle müvekkili küçük ...'nin görme yetisini kaybettiğini ve bundan sonraki hayatında başkalarına muhtaç olacağını, müvekkillerinin bu durumdan kaynaklı psikolojik sıkıntılar yaşadıklarını belirterek, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili, birleşen 2015/69 Esas sayılı davada; müvekkili küçük ... için 100.000,00 TL, küçük ... için 10.000,00 TL, küçük İbrahim için 10.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL ve ... için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili, birleşen 2020/64 Esas sayılı davada; bakıcı gideri olarak şimdilik 10.000,00 TL talep etmiştir. Davacılar vekili 06.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile işgöremezlik (kalıcı maluliyet) tazminatı yönünden 2.300.000,00 TL tazminatın, birleşen 2020/64 Esas sayılı dava yönünden 2.200.000,00 TL bakıcı giderinin, birleşen 2015/69 Esas sayılı dava yönünden 200.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacılar 27.12.2021 tarihli Temlik Sözleşmesi ile asıl ve birleşen dava dosyalarındaki alacakların tamamını ...'a temlik etmişlerdir. II. CEVAP Davalı ... vekili; dava konusu olayda zaman aşımı süresinin dolduğunu, küçüğün muayenesinin müvekkili tarafından dikkat ve özenle yapıldığını, küçüğün yapılan muayenesinde ROP hastalığı gelişimine işaret eden herhangi bir bulgu tespit etmediğini, görme kaybının zaman içinde iyileşme göstermesinin de ciddi bir ihtimal olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, hastalığın zamanında teşhis ve tedavisi yapılsa bile somut olaydaki zararlı sonucun ortaya çıkabileceğini, göz uzmanına zamanında başvurmayan ebeveynlerin meydana gelen zararda kusurunun bulunduğunu, müvekkilinin muayeneden ibaret pasif eylemi ile ortaya çıkan sonuç arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı hastane vekili, dava konusu olayda zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu olay sebebiyle davalı müvekkili hastane ve diğer davalı hekime atfı kabil kusur olmadığını, müvekkili hastane ve diğer davalı hekim tarafından tıbbi sorumluluğun tüm gereklerinin yerine getirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davanın kabulü ile 2.300.000,00 TL kalıcı maluliyet tazminatının; birleşen 2015/69 Esas sayılı dava yönünden; davacı küçük ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın; birleşen 2020/64 Esas sayılı dava yönünden; davanın kabulüyle, 2.200.000,00 TL bakıcı giderinin, her bir dava yönünden olay tarihi olan 11.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı doktor ... vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında alınan maluliyet raporu ile aktüer bilirkişi raporlarının dosya kapsamı ile uyumlu ve usulüne uygun olarak hazırlandığı, davalıların tazminat talebini her iki davalıya yönelterek müştereken ve müteselsilen talepte bulunduğu, dolayısıyla davalı ... vekilinin davanın tümden kabulü sonucu müvekkilinin fazladan tazminat ödeme yükümlüğü altına girdiği savunmasının davalılar arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği gerekçesiyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; asıl ve birleşen davalarda tazmini talep edilen zararın hastalığın zamanında teşhisle tedavi edilse bile zararın gerçekleşebileceğini, somut olayda müterafik kusur değerlendirmesinin ve hakkaniyet indiriminin yapılması gerektiğini, gelişen durumun komplikasyon olup olmadığının saptanması gerektiğini, Mahkemece zaman aşımı def'i değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, geçen uzun zaman diliminde çocuğun iyileşme sağlayıp sağlamadığı, gelişen yeni tıbbi tedavi ve imkanlarla görme yetisinin kısmen veya tamamen kazanılmasının mümkün olup olamayacağı, geçen süre içinde maluliyet oranında herhangi bir değişiklik olup olmadığı araştırılıp tespit edilmeden hüküm kurulduğunu, müteferrik kusur ve hakkaniyet indirimi yapılmadan hüküm kurulduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı hekimin hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi bu kanunun uygulanmasıyla ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için ticari ve mesleki amaçla yapılan bir işlemin olmaması gerekir. 2. Somut uyuşmazlıkta; davacılar ile davalı doktor ve hastane arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olmakla, davacıların 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici sayılacağı ve bu durumda davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğu için de yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi zorunludur. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 3. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Hükmü temyiz eden davalı ... vekilinin adli yardım kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/579, K. 2025/4551, T. 06.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-579-e-2025-4551-k-7c81e8223885