Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/564 E. 2025/4419 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/564
- Karar No
- 2025/4419
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/558 E., 2024/514 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin eczacı olduğunu, davalı Kurumun 20.12.2013 tarihli kararı ile 2012 yılı Protokolünün (5.3.2) maddesi gereğince reçete arkasında bulunan imzanın reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığı iddiası ile 1. kez uyarılmasına, aynı Protokolün (5.3.10) maddesi gereğince kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak sahte fatura ettiği iddiası ile 1. kez uyarılmasına, aynı Protokolün (5.3.14) maddesi gereğince bir hastanın eczaneye yönlendirildiği iddiasıyla 3 ay süreyle sözleşmenin feshine ve 222.184,63 TL'lik cezai şartın tahsiline karar verildiğini, ancak sözleşmeye aykırı bir eyleminin bulunmadığını ve kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 20.12.2013 tarihli kararının hukuka ve protokole aykırı olduğunun tespiti ile muarazanın men'ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; gelen şikayetler üzerine inceleme başlatıldığını, reçete sahiplerinin beyanları üzerine tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.03.2015 tarihli kararıyla; bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak, davacının MEDULA sistemi üzerinden reçeteleri davalı Kuruma fatura ettiği ve provizyon alındığı, davacının reçetelerin gerçeğe uygun olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığı, reçetelerin eczane tarafından usulüne uygun olarak davalı Kuruma fatura edildiği, davalı Kurumun 2012 Protokolü gereğince davacının uyarılmasına ve cezai şart bedelinin tahsiline ilişkin kararı yerinde bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Kurumun .../Sözleşme-.../... sayılı ve 20.12.2013 tarihli kararının iptaline ve bu nedenle muarazanın men'ine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 05.10.2017 tarihli ilamıyla; davalının sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, davacının taraf olarak imzaladığı Protokol hükümlerine göre kimlik tespiti yapma yükümlülüğü altında olduğu, buna göre Protokolün (5.3.2) ve (5.3.5) maddelerinin Mahkemece değerlendirilerek, sonuca göre bir karar verilmesi gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 15.04.2021 tarihli kararıyla; soruşturma raporunda ismi geçen kişiler ilaçları almadıklarını beyan ettikleri gibi taraflar arasındaki Protokol uyarınca davacı eczanenin ibraz edilen reçetelerin arkasına ilaçları teslim alan kişilerin kimlik bilgilerini yazması gerektiği, davacının kendisinin de taraf olarak imzaladığı protokol hükümlerine göre kimlik tespiti yapma yükümlülüğü altında olduğu kabul edilmesi gerektiği, buna göre de cezai işlemin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairemizin 07.06.2022 tarihli ilamıyla; bozma ilamında sadece Protokolün (5.3.2) ve (5.3.5) maddeleri yönünden, taraflar arasındaki Protokol uyarınca davacının ibraz edilen reçetelerin arkasına ilaçları teslim alan kişilerin kimlik bilgilerini yazma ve kimlik tespiti yapma yükümlülüğü altında olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılması gerektiği belirlenmesine rağmen, Protokolün (5.3.10) ve (5.3.14) maddeleri uyarınca uygulanan cezai işlemin iptali isteminin de reddine karar verilerek bozma ilamına aykırı davranıldığı, ayrıca 2016 yılı Protokolünün ilgili maddeleri gereğince de değerlendirme yapılıp sonuca uygun bir karar verilmesi gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak, davanın kısmen kabulü ile davacı hakkında 2016 yılı İlaç Temin Protokolünün (5.3.5) maddesi kapsamında uygulamaya konulan 40.254,84 TL cezai şart işlemin yerinde olmadığının tespitine, bu yöndeki cezai işlemin iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; Protokolün yürürlükten kaldırılmış olan (5.3.14) maddesi hakkında karar verilmediği, reddedilen hususlara ilişkin olarak değerlendirme yapılmadığı, sadece hasta ifadelerine itibar edildiği, sahtecilik konusunda kastı bulunmadığını, eczacı olarak kimlik kontrol yetkisi bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili; yapılan işlemlerin usule uygun olduğunu, bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2012 yılı Protokolünün (5.3.2), (5.3.5), (5.3.10), (5.3.14), (6.17) ve (4.3.6.) maddelerine aykırılık nedeni uygulanan cezai işlemin iptali, muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. 1. Mahkemece 24.03.2015 tarihinde, davanın kabulüne dair verilen karar, davalının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 05.10.2017 tarihli ilamıyla; davalının sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, "...Protokolün 5.3.2 ve 5.3.5 maddelerine ilişkin olarak hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda yapılan değerlendirmede; eczacının ilacı verdiği şahsın kimlik bilgilerini sorgulamasının yasalara aykırı olduğu, protokol hükümlerine göre bu maddenin konulmasının eczacıya sorgulama yetkisi vermediği yönünde görüş bildirişmiştir. Ne var ki; soruşturma raporunda ismi geçen kişiler ilaçları almadıklarını beyan ettikleri gibi taraflar arasındaki protokol uyarınca davacı eczanenin ibraz edilen reçetelerin arkasına ilaçları teslim alan kişilerin kimlik bilgilerini yazması gerektiği, davacının kendisinin de taraf olarak imzaladığı protokol hükümlerine göre kimlik tespiti yapma yükümlülüğü altında olduğu kabul edilmelidir. Mahkemece, değinilen hususlar gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi ..." gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 07.06.20222 tarihli kararıyla; sadece Protokolün (5.3.2) ve (5.3.5) maddeleri yönünden, taraflar arasındaki Protokol uyarınca davacının ibraz edilen reçetelerin arkasına ilaçları teslim alan kişilerin kimlik bilgilerini yazma ve kimlik tespiti yapma yükümlülüğü altında olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılması gerektiği belirlenmesine rağmen, Protokolün (5.3.10) ve (5.3.14) maddeleri uyarınca uygulanan cezai işlemin iptali isteminin de reddine karar verilerek bozma ilamına aykırı davranıldığı, ayrıca 2016 yılı Protokolünün ilgili maddeleri gereğince de değerlendirme yapılıp sonuca uygun bir karar verilmesi gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin, bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan biri lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durum olup buna usuli kazanılmış hak denilmektedir. Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu veyahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozma kararına uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Bozma ilamında açıkça davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilip, sadece Protokolün (5.3.2) ve (5.3.5) maddeleri yönünden, taraflar arasındaki Protokol uyarınca davacının ibraz edilen reçetelerin arkasına ilaçları teslim alan kişilerin kimlik bilgilerini yazma ve kimlik tespiti yapma yükümlülüğü altında olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılması gerektiği belirlenmesine rağmen, Protokolün (5.3.10) ve (5.3.14) maddeleri uyarınca uygulanan cezai işlemin iptali isteminin de reddine karar verilerek bozma ilamına aykırı davranılmıştır. Uyulan bozma kararının gereği, kesinleşen işlemler yönünden, karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurularak yerine getirilmesi gerekirken, Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek karar verildiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece; bozma ilamı doğrultusunda davacı hakkında 2012 yılı Protokolünnün (5.3.2) ve (5.3.5) maddelerinin uygulanması şartlarının oluşup oluşmadığı irdelenip, 2016 yılı Protokolünün bozma ilamında belirtilen ilgili maddeleri gereğince de değerlendirme yapılıp sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yeniden hatalı değerlendirme ile usuli kazanılmış hakka riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Kabule göre de, dava konusu iptali istenen ve muarazanın önlenmesi talep edilen işlem, davalı Kurumun 20.12.2013 tarihli kararına ilişkin olup, hüküm kısmında "...Davacı hakkında 2016 yılı İlaç Temin Protokolünün (5.3.5) maddesi kapsamında uygulamaya konulan 40.254,84 TL cezai şart işlemin yerinde olmadığının tespitine..." şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.