Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1002 E. 2024/4637 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1002
Karar No
2024/4637
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/195 E., 2022/391 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl Dava Kabul, Birleşen Dava Ret 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın müvekkili hakkında Aksaray 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1950 Esas sayılı dosyasında 15.05.2013 tanzim, 24.12.2013 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli 3 adet bonoya istinaden, davalı ...'in de Aksaray 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1951 Esas sayılı dosyasında 10.01.2012 tanzim, 15.06.2012 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli 1 adet bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yaptıklarını, her iki takibin toplam asıl alacak miktarının 200.000,00 TL olduğunu, takibe konu senetlerin teminat senetleri olduğunu ve daire teslimlerine güvence için verildiğini belirterek, takibe konu teminat senetleri nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2-Birleşen dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle, davacı ile davalının sözlü olarak arsa karşılığında daire alınacağı hususunda anlaştıklarını, davacının mülkiyeti davalıya devrettiğini, bunun karşılığında da takip konusu bonoyu aldığını, dairelerin 2014 yılı sonunda teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, ancak bu edimin yerine getirilmemesi nedeniyle bonoların haklı olarak takibe konulduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından bonoların teminat bonosu olarak kabul edilemeyeceğini, senedin arkasındaki ibarenin de bu bonoların teminat bonosu olduğunu göstermeyeceğini, bononun sebepten mücerret olduğunu, davalının halen daireleri teslim etmediğini, icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir 3-Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalılar ile dava dışı Bin Yapı... Ltd. Şti. arasında sözlü olarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmede teslim edilecek dairelerin güvencesi olmak üzere takibe konu bonoların düzenlendiği, 2 adet dairenin karşılığı olmak üzere toplam: 300.000,00 TL'den 6 adet bono verildiği, bu bonoların üzerine daire karşılığı olduğu hususunda şerh verildiği hususunun davacı ve davalı taraf tanıkları, müşterek tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olmasına rağmen güvence bedeli olarak verilen bonoların takibe konulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle asıl davada menfi tespit talebinin kabulüne, birleşen davada ise itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir. 4-Kararın asıl dosya davalıları ve birleşen dosya davacısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3963 Esas, 2019/ 597 Karar ve 05.02.2019 günlü kararı ile, asıl davada davalıların tanık dinlenmesine muvafakatleri olmadığı halde dinlenilen davacı tanıklarına dayanarak davanın kabul edilmesinin doğru olmadığı, davacının iddialarını kanuni delillerle ispat etmesi gerektiği, birleşen davada ise takibe dayanak bonoda keşideci imzası bulunmayıp, bu şekilde davacının davalıdan alacaklı olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. 5-Bozma sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda, asıl davada davacının, Yargıtay bozma ilamı uyarınca davalı tarafın tanık dinlenmesine muvafakat etmemesi nedeni ile tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı, teminat senedi olduğuna yönelik iddialarının yazılı delille ispat edilememesi nedeni ile asıl davanın reddine, birleşen davanın da mahkemece verilen ilk ret hükmünün yerinde görülüp yalnızca gerekçe yönünden bozulduğundan birleşen davanın da reddine karar verilmiştir. 6-İlk Derece Mahkemesi kararına karşı asıl dava davacısı tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 27.01.2022 tarihli, 2021/3161 Esas, 2022/306 Karar sayılı kararı ile,"...davacı davaya konu senetlerin teminat olarak verildiğini göstermek için senetlerin arka yüzüne “bu senet 2/6 daire karşılığında verilmiştir” ibaresinin yazıldığını, ancak davalıların senet aslına zarar vermeyecek şekilde bu kısmı yırttıklarını iddia etmiş, Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/457 Esas sayılı dava dosyasında Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda da, asıl davaya konu senetler dahil “ödeyecek” ibarelerinin sol tarafındaki dikey kenar hattı boyunca senetlerin kesilmiş olduğu belirtilmiş,davalılar cevap dilekçelerinde de senet arkasında yazılı olan ibareyi kabul etmişlerdir. Davalılar ceza davasında, sanık olarak verdikleri ifadelerinde, o dosyada müşteki ... ile sözlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması konusunda anlaştıklarını, arsayı devrettiklerini, karşılığında 2 daire alacaklarını, teminat olarak da ... tarafından düzenlenen altı adet her biri 50.000,00 TL değerinde senet aldıklarını, ancak 1 yıl sonra arsaya gidip baktıklarında hiçbir faaliyetin olmadığını gördüklerinde senetleri takibe koyduklarını belirtmişler, aynı şekilde davaya cevap dilekçelerinde de benzer beyanlarda bulunarak takibe konu senetlerin teminat senedi olarak verildiğini ikrar etmişlerdir. İş bu durumda davalıların ceza mahkemesi ve davaya cevap dilekçelerindeki beyanları mahkeme içi ikrar mahiyetinde olup, mahkemece takibe konu senetlerin teminat olarak verildiğinin kabulü ile menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 7-İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan inceleme neticesinde; asıl davanın kabulü ile; Aksaray 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1950 ve 2015/1951 Esas sayılı dosyalarında davacı ...' nın ... ve ...' e borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın tazminat talebinin reddine, birleşen davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı ve birleşen dosya davalısı vekili tarafından süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 7.1 Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapıldığı, bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleşerek lehine olan taraf hakkında usuli kazanılmış hak oluşturduğu, davalılarının ağır ceza mahkemesindeki ikrarlarının senetlerin teminat senedi olduğunu gösterdiği anlaşılmakla davacı ve birleşen dosya davalısı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 7.2. Davacı ve birleşen dosya davalısı vekilinin vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece davacının kötüniyet tazminatı talebi yönünden karar verilmemiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun 72/5. fıkrasında “... takibinin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararının da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz" hükmü yer almaktadır. Davalılar ceza davasında, sanık olarak verdikleri ifadelerinde, o dosyada müşteki ... ile sözlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması konusunda anlaştıklarını, arsayı devrettiklerini, karşılığında 2 daire alacaklarını, teminat olarak da ... tarafından düzenlenen altı adet her biri 50.000,00 TL değerinde senet aldıklarını, ancak 1 yıl sonra arsaya gidip baktıklarında hiçbir faaliyetin olmadığını gördüklerinde senetleri takibe koyduklarını belirtmişler, aynı şekilde davaya cevap dilekçelerinde de benzer beyanlarda bulunarak takibe konu senetlerin teminat senedi olarak verildiğini ikrar etmişlerdir. İş bu durumda davalıların ceza mahkemesi ve davaya cevap dilekçelerindeki beyanları mahkeme içi ikrar mahiyetindedir. Mahkemece de takibe konu senetlerin teminat olarak verildiğinin kabulü ile asıl davada menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davalılar ceza yargılamasında senetlerin teminat senedi olduğunu ikrar etmişlerdir. Teminat senedi olduklarını bile bile senetleri takibe koyan davalıların haksız ve kötüniyetli olduğu ortadadır. Bu durumda mahkemece davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu talep hakkında hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda (7.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve birleşen dosya davalısı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (7.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve birleşen dosya davalısı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının "A) asıl dava dosyası" kısmının 1. bendinden sonra gelmek üzere "davalıların kötüniyetli talepte bulunduğu 200.000,00 TL'nin %20'si olan 40.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine," cümlesinin eklenmesine, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1002, K. 2024/4637, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-1002-e-2024-4637-k-0553c38cfe84