Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5230 E. 2026/4066 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5230
- Karar No
- 2026/4066
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/80 E., 2025/1375 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/280 E., 2024/27 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekilince istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat.... ile davalı vekili .....'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 31.03.2021 tarihinde genel işlem koşulu niteliğinde sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile katılımcıların ödeme güçlerine göre gruplar halinde organize edilerek gayrimenkul bedeline sahip olmalarının sağlandığı bir sistem olduğunu, yapılan anlaşma gereği müvekkilinin organizasyon ücreti ve anapara olarak taksitler halinde ödeme yaptığını, müvekkilinin organizasyon bedeli olarak belirlenen tutarı sözleşme anında, ana parayı ise sözleşme tarihinden itibaren de düzenli olarak her ay taksitleri gecikmesiz ödediğini, ancak ilerleyen süreç içerisinde davalı şirketle yaşadığı güven sorunundan dolayı sözleşmeden vazgeçtiğine dair ayrılma dilekçesi verdiğini ve ayrıldığını, organizasyondan ayrılmasına rağmen kendisinin yapmış olduğu organizasyon ve taksit ücretlerinin iadesinin yapılmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme genel işlem niteliğinde bir sözleşme olup sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, sözleşmenin içeriği, esaslı unsurları hakkında açıkça bilgi vermesi gerektiğini, ancak sözleşmeyi düzenleyen davalı şirketin müvekkiline açıkca bilgi vermediği gibi eksik ve anlaşmaya aykırı tutarlar üzerinden bilgi verip müvekkilini aldatma kastıyla yanıltarak sözleşme ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin söz edilen tutar üzerinden bir sözleşme yapma gibi bir iradesi olmadığını, sözleşmedeki organizasyon bedeline yönelik maddelerin haksız şart niteliğinde ve kanun gereği kesin hükümsüz olduğunu, sözleşmenin iptal edilerek davalıya ödenen taksitlerin toplamının ve müvekkilinden tahsil edilen organizasyon bedelinin iadesi ve toplam ödenen paranın denkleştirici adalet ilkesi gereği değer kaybının davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek; sözleşmenin kesin hükümsüz sayılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmeye binaen ödenen organizasyon bedelinin şimdilik 100,00 TL’lik kısmının iade edilmesine, (kısmi dava), sözleşmeye binaen her ay ödenen toplam taksit bedelinin şimdilik 100,00 TL’sinin iade edilmesine (kısmi dava), denkleştirici adalet ilkesi gereği müvekkilin ödediği tüm paranın değer kaybının şimdilik 100,00 TL’sinin (belirsiz alacak davası) iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı arasında 31.03.2021 tarihinde çekilişli konut finansman sözlemesi imzaladığını, finansman sözleşmesi gereği 40.000,00 TL organizasyon ücreti, 40.000,00 TL peşinat ve bakiye tutarı taksitler halinde ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin kanuna tabi olarak imzalandığını ve hukuki ilişki sürecinde müvekkili şirketçe kanun hükümleri tatbik edilerek işlem yapıldığını, sözleşmede kararlaştırılan şartların gerçekleşmesi halinde sözleşmede kararlaştırılan şekilde sözleşme bedelini ödeyen şirketin, değişen ekonomik koşullarda üstlendiği bu riskli hizmetin karşılığı aldığı tek kazanımının ise organizasyon ücreti olduğu, organizasyon ücretinin 6361 sayılı kanunda düzenlendiğini, müvekkili şirketin müşterilerinden öncelikle organizasyon ücreti aldığını, müvekkilinin kendi ücreti olup uhdesinde tutulduğunu, müşterilerin peşinatının, taksit ödemelerinin ise tasarruf fon havuzunda biriktirildiğini, yani organizasyon ücreti ve diğer ödemelerin ayrı ayrı tutulduğunu, müşterinin fesih beyanına karşılık müşteriye düşenin kanun ve sözleşmeye uygun olarak peşinat ve taksitlerin aynen iade etmek olduğunu, davacının arabuluculuk başvurusuna kadar yani yaklaşık 1,5 yılda sadece organizasyon ücreti ve bir miktar peşinat ödemesi yaptığını, davacının üyelik sözleşmesini feshettiğine dair dilekçesini müvekkili şirkete iletmesi üzerine müvekkili şirketin fesih işlemlerini başlattığını, davacının fesih dilekçesi vererek sözleşmesini feshettiğine dair iradesini ortaya koyduğunu, açılan davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 31.03.2021 tarihinde imzalanan sözleşmenin kanunda düzenlemesi yapılan tasarruf finansman sözleşmesi olduğu, resmi bir şekil şartı bulunmadığı, davacının organizasyon ücreti ödediği, çekilişe katıldığı ,ödediği tüm taksit bedellerinin ve organizasyon ücretinin KDV hariç tüm tutarının iade edildiği, sözleşmeye ve kanuna göre organizasyon bedelinin talep edilemeyeceği, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin, 6361 sayılı Kanunun 39/A maddesinde düzenlenen Tasarruf finansman sözleşmesi olduğu,yazılı şekilde yapılmış olmasının yeterli olduğu, bu nedenle taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin yapıldığı, kesin hükümsüz sayılamayacağı, Yüksek Yargı kararlarına göre yalnızca geçersiz sözleşmelerin feshi halinde ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre ulaştığı bedelin istenebileceği, ayrıca sözleşmenin feshedilmesinde davalının kusurunun bulunduğunun ispatlanmadığı, ödeme için gerekli olan 6 aylık süre dava tarihinden sonra dolduğundan davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği ve konusuz kalan kısım yönünden davacı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmediği gerekçesiyle; sözleşmenin kesin hükümsüz sayılması talebinin reddine, organizasyon bedelinin iadesi talebinin reddine, taksit bedellerinin ödenmesi talebinin dava açıldıktan sonra davalı taraf tarafından ödeme gerçekleştiğinden konusuz kaldığı anlaşıldığından bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ödenen bedellerin denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplanarak ödenmesi talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; taraflarca mutabakata varılan sözleşme ve 7292 sayılı yasanın 7. maddesi ile eklenen 6361 sayılı yasanın 39/A-4. maddesi gereği organizasyon bedeli dışında kalan kısmın iade edileceği, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan bu yasa maddesi uyarınca da organizasyon bedelinin iadesi talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "Ayrılma ve Devir" başlıklı 11.maddesinde de, ayrılma durumunda müşterinin ödediği taksit ve peşinatın toplamının, ayrılma dilekçesini verdiği tarihten 6 ay sonra iade edileceği hükmü gereğince, davacının davalıya sunduğu 31.07.2022 tarihli dilekçesi ile organizasyondan ayrılma iradesini davalıya bildirdiği dikkate alındığında, ifa zamanı gelmemiş (vadesi gelmemiş, muaccel olmayan, müeccel) bir alacak için açılmış dava, erken açılmış dava niteliğinde olduğu yönündeki kabulü kapsamında, söz konusu taksit bedellerinden ibaret alacak yönünden, dava tarihinde henüz muaccel olmayan davanın açılmasında hukukî yarar bulunmadığı, davacının sözleşmenin kesin hükümsüz sayılması ve denkleştirici adalet sistemine göre maddi zararın tazmini talebi yönünden, dava konusu sözleşme atipik bir sözleşme niteliğinde olduğu, yani genel olarak bir satış ya da satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olmadığı, sözleşmenin genel unsurlarının ise 6361 sayılı Kanunla belirlendiği ve feshedilmeden önce geçerli bir sözleşme olduğu hususları da dikkate alındığında, davacının iş bu sözleşmenin kesin hükümsüz sayılması ve sözleşme gereğince zararlarının tazmini taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; sözleşme genel işlem niteliğinde bir sözleşme olup sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, sözleşmenin içeriği, esaslı unsurları hakkında açıkça bilgi vermesi gerektiğini, ancak söz konusu olayda sözleşmeyi düzenleyen şirketin müvekkiline açıkca bilgi vermediği gibi eksik ve anlaşmaya aykırı tutarlar üzerinden bilgi verip müvekkilini aldatma kastıyla yanıltarak sözleşme ilişkisi kurulduğunu, sözleşmenin ilgili maddesinin haksız şart kapsamında değerlendirilerek taksit bedelinin, organizasyon ücretinin iadesinin ve ayrıca paranın kaybetmiş olduğu değerin denkleştirici adalet ilkesi gereği karar verilmesi gerektiğini, sözleşmenin 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da öngörülen şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, kanuni şekil şartlarına aykırı olan bu tip sözleşmelerin geçersiz kabul edildiğini, tüketicinin hakkının denkleştirici adalet kapsamında korunarak GİK içerisinde yer alan sözleşme maddesinin haksız şart olduğu kabul edilmesi ve tazminat olarak ödenmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında, sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunun tespiti, ödenen bedelin- organizasyon bedeli dahil- iadesi ile denkleştirici adalet sistemine göre maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. 07.03.2021 tarihli ve 31416 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7292 sayılı ... Kiralama, .....ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un; 1. maddesi ile 6361 sayılı Kanun'un 3/1 maddesine eklenen (j) bendi; “Organizasyon ücreti: Müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında ödeyecekleri tutarı,", 7. maddesi ile aynı Kanun’a eklenen 39/A-1 maddesi; “Tasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşmedir.” hükmünü içermektedir. Dava konusu sözleşme 31.03.2021 tarihinde imzalanmış olup, sözleşme hükümleri sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan Kanun hükümleriyle paralel nitelikte olup haksız şart niteliğinde olmadığı, yazılı şekilde yapılmakla geçerli nitelikte bulunan sözleşmeden dönen davacının denkleştirici adalet ilkelerinin uygulanmasını talep edemeyeceği anlaşılmakla usul ve Kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.