Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5076 E. 2026/1909 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5076
- Karar No
- 2026/1909
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/678 E., 2025/1539 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/417 E., 2025/29 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 28.06.2019 tarihinde müvekkili İdare yetkililerince yerinde yapılan kontrollerde, Aydın İli Kuşadası İlçesi ... Mahallesi 4 59... parselde kayıtlı taşınmazda bulunan sondaj kuyusundan, su satış izni bulunmayan davalının 09... plakalı su tankerine su verdiği ve su satışı yaptığının tespit edilerek aynı tarihli tutanağın düzenlendiğini, taşınmazın mülkiyetinin dava dışı S.D.ye ait olduğunu, davalının iki yıllık süre boyunca su satışı yaptığını beyan ettiği halde tespit tarihine kadar müvekkili İdareden su satışına dair herhangi bir izin almadığını, düzenlenen tutanağa istinaden ... Kaçak ve Atık Su Tutanakları Değerlendirme Komisyonu tarafından ASKİ Tarifeler Yönetmeliği ve Gelir Ücret Tarifesinin ilgili hükümleri uygulanmak suretiyle 163.799,51 TL kaçak/usulsüz su kullanım bedeli tahakkuk ettirildiğini, komisyon tarafından tahakkuk ettirilen su kullanım bedelinin 05.12.2019 tarihli ve 38716 sayılı Tahakkuk İhbarnamesi ile davalıya bildirilmesine rağmen, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek; itirazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacı İdarenin kaynağını yasadan almayan ceza tahakkuk ettirmeye hak ve yetkisinin bulunmadığını, davalının talep ettiği bedelin niteliğinin belli olmadığını, kaçak su bedeli veya atık su bedelinden hangisinin talep edildiğinin anlaşılamadığını, taşınmazın bulunduğu bölgede belediyenin hizmet vermediğini, atık su birikmediğinden sisteme verilmesinin söz konusu olmadığını, taşınmazında bulunan yeraltı suyunun müvekkiline ait olduğunu, tespiti yapılan tankere hatıra binaen bir kez su verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Davanın açıldığı Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli kararıyla; davacı İdareye yazılan müzekkere cevabında, dava konusu artezyenin bulunduğu mahalde altyapı tesisi ve kanalizasyon hizmeti bulunmadığının bildirildiği, yapılan keşif neticesinde ise dava konusu artezyenin tarımsal sulama için kullanıldığının belirlendiği, dava konusu atık su bedelinin ilişkin olduğu artezyen kuyusundan çıkarılan suyun herhangi bir şekilde şebekeye dahil olmadığı, bu nedenle atık su bedeli tahsilinin mümkün olmadığı, dava dışı 09... plakalı tankere verilen su için ise, suyun tanker sahibi tarafından kullanılacağı, kirleten öder mantığı gereğince bu bedelin davalıdan değil suyu alıp kullanandan talep edilebileceği, davalının kuyudan çıkan suyu şebekeye dahil ederek herhangi bir atığa sebep olmadığı, tankere izinsiz su satmasının yaptırımının başka nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2024 tarihli kararıyla; kamu düzenine göre yapılan incelemede, görevli Mahkemenin tespiti bakımından, davalının tutanak tarihi itibariyle tacir olup olmadığının usulünce araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeyle karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararı üzerine davaya bakan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunun yeterli bulunması nedeniyle usul ekonomisi ilkesi gereğince yeniden keşif yapılmasına gerek görülmediği, alınan bilirkişi raporunda; davalının eşine ait davaya konu taşınmazda bulunan artezyen kuyusundan çıkan suyun tarımsal sulamada kullanıldığının tespit edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve 3. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulamasına göre, kendi taşınmazındaki kuyudan su çıkararak su kullanan kişi ve kuruluşlardan su bedeli alınamayacağı, ancak kendi taşınmazından çıkarılan suyun, lavabo, wc, mutfak, araç yıkama vs. yerlerde kullanılarak atık su (kirli su) üretilmesi ve üretilen bu atık suyunda Belediyelerin bakım ve gözetiminde olan kanalizasyon tesislerine verilmesi hâlinde atıksu bedeli alınabileceği, bundan başka kuyu suyunun bağ, bahçe, çim ve ağaç sulamasında kullanılmasında su ve atık su bedeli alınamayacağı, mevcut durumda da davalıdan atık su bedelinin tahsil edilebilmesinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2016 tarihli ve 2017/3-964 E., 2019/476 K.; 20.01.2016 tarihli ve 2014/13-193 E., 2016/16 K.; 22.01.2014 tarihli ve 2013/13-508 E. 2014/39 K. sayılı kararlarında da, kendi taşınmazındaki kuyudan su çıkartarak kullanan kişinin fiilinin, kaçak su kullanımı olarak değerlendirilemeyeceğinin düzenlendiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; mahallinde düzenlenen ve davalının da imzasının bulunduğu 28.06.2019 tarihli tutanak içeriğinden, davalı tarafından 2 yıl süreyle artezyenden su satışı yapıldığının sabit olduğunu, davalının tespit tarihine kadar müvekkili İdareden su satışına dair herhangi bir izin almadığını, davalının söz konusu taşınmazda bulunan artezyen kuyusundan abonesiz ve sayaçsız kaçak su kullandığını, izinsiz su satışı yaparak ticari faaliyette bulunduğunu, tankerle taşınan suyun makine soğutma yapan işyerlerinde, fabrika, boyahaneler, gıda maddesi üreten imalathaneler dışındaki imalathanelerde ve inşaatlarda kullanılacak olması sebebiyle atıksu üreteceğinin açık olduğunu, davalının ilgili yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca atıksu ücretini ödemekle yükümlü olduğunu, ancak davalı tarafından söz konusu yasal yükümlülük yerine getirilmeyerek atıksu aboneliği tesis edilmediğini, Mahkemece, tankere su satıldığının ihtilaf konusu olmadığı tespit edilmesine rağmen, artezyenin tarımsal sulama için kullanıldığı değerlendirmesinin birbiriyle çelişkili olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı hakkında düzenlenen tespit tutanağına göre, kuyu suyunun izinsiz satışı nedeniyle tahakkuk ettirilen atıksu bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, kendi taşınmazındaki kuyudan su çıkararak kullanan ve kanalizasyon hizmetinden faydalanmayan davalıdan, kaçak su ve atıksu bedeli alınamayacağına ilişkin verilen kararın, Dairemizin yerleşmiş uygulamasına uygun olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.