Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5030 E. 2026/4218 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5030
- Karar No
- 2026/4218
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/349 E., 2025/737 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması asıl davada davacı vekilince istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı/birleşen davada davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı/birleşen davada davacı vekili Avukat....'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; 08.10.2013 tarihinde müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ‘Ortaklık Sözleşmesi’ başlıklı belge imzalandığını, adi ortaklığın amacının ‘‘Antalya ili .... İlçesi 128 22... parselde bulunan 7045 m² taşınmazın’’ alınması, satılması ve sözleşmede belirlenen usullerde kârın bölüşümü olduğunu, adi ortaklığın bu kuruluş amacı içerisinde çok kısa zamanda çalışmaya başladığını ve müvekkili şirketin üzerine düşenleri eksiksiz yerine getirerek, 128 22... parselin hissedarlarından hisselerini ortaklık adına toplayarak davalı şirket adına tapuda tescilini sağladığını, davalı şirketin ödemeyi vaat ettiği 16.000.000,00 TL’yi ödediğini, bu aşamada tapu masrafları dahil toplam yapılan ödemenin ise 16.458.914,00 TL olduğunu, tapu işlemlerini gerçekleştiren müvekkili şirketin yetkilisi ....'ın 456.914,00 TL harcadığını, adi ortaklıktan bu miktar kadar alacaklı olduğunu, davalı şirketin 6 yıl boyunca hiç bir işletme giderine iştirak etmediğini, tarafların 17.09.2014 tarihinde bir araya gelerek ... yevmiye numaralı ortaklık sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme ile adi ortaklığın kapsamı ve neler yapabileceği sözleşmelerin imzalanmasından sonraki süreçte ülkede yaşananlar, ekonomik koşullar nedeniyle kupon bir mülk olarak hastane ve okul müşterisine, AVM müşterisine satılması, değerlendirilmesi mümkün olan taşınmaz için çok sayıda görüşme yapıldığını, bugüne kadar başarıya ulaşmadığı gerekçesi ile davalı tarafın 22.05.2019 tarihli ihtarnameyi keşide ederek adi ortaklık ilişkisini sona erdirerek sözleşmeleri feshettiğini bildirdiğini, cevaben 13.06.2019 tarihli ihtarnamenin düzenlendiğini ve "adi ortaklığı feshetmelerinin yeterli olmadığı, tasfiyesinin gerektiği bunun da ancak ortaklık amacına uygun şekilde tasfiye memuru atanarak, satışın yapılmasını müteakip ortaklık borçlarının ödenmesi ve karın da sözleşme koşullarında bölüşülmesi suretiyle mümkün olacağı" belirtilerek, tasfiye memuru adaylarının da bildirildiğini, vaki fesih sebebiyle adi ortaklığın tasfiyesi sürecinin dava yolu ile başlatılmasının zorunlu hale geldiğini, davacının adi ortaklıktan 458.914,00 TL alacağının olduğunu, taşınmazın halen davalının mülkiyetinde bulunduğunu ileri sürerek; yargılama sırasında adi ortaklığa tasfiye memuru atanmasına, adi ortaklığın yapılacak bilirkişi incelemesi ile alacak ve borçlarının tespitine, tasfiye sürecinde gerektiğinde tasfiye memurluğunca Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, Çaybaşı Malı, 12822 ada, 2 parselde bulunan taşınmaza kıymet takdiri yaptırılarak taşınmazın satışının gerçekleştirilmesine, tasfiye aşamasında öncelikle adi ortaklığın borçlarının ödenmesi suretiyle adi ortaklığın tasfiyesine, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesine uygun olarak tasfiye payının bölüştürülmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunu, davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, katılım payını koymadığını, ortak amaca yönelik bir menfaat sağlayamadığını, bu nedenle müvekkili tarafından ortaklığın haklı nedenle feshine ilişkin noter kanalıyla ihtarname tanzim edilerek davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı tarafın, adi ortaklığın kurulduğu 18.06.2014 tarihinden dava tarihine kadar hiçbir taahhüt ve edimini yerine getirmediğini, pilot ve idareci ortak olarak hiçbir emek, çaba ve gayret sarf etmediğini, taşınmazdan gelir sağlayıcı hiçbir proje gerçekleştirmediğini, ortaklığın kurulmasının amacının kâr elde etmek olduğunu, müvekkili şirketin bu süreçte hiçbir şekilde fayda sağlayamadığını ileri sürerek; adi ortaklığın müvekkil tarafından haklı nedenle feshedildiğinin tespitine ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; davacının iddia ettiğinin aksine ortaklığın kuruluş amacının bu taşınmazın alım satımına ilişkin olmadığını, müvekkilinin 18.06.2014-17.09.2014 tarihli sözleşmelerle kurulmuş olan ... -UB ortak girişimine sermaye olarak gayrimenkulün mülkiyetini koymadığını, 08.10.2013 tarihli sözleşme incelendiğinde bunun ileride bir ortaklık kurma niyetini içeren bir yol haritası niteliğinde olduğunu, taşınmazın ortaklığa ait olduğu hususunda sözleşmelerde bir kayıt bulunmadığını, davacı şirket tarafından yapılan işin emlak komisyonculuğundan öte başkaca bir hizmet olmadığını, ortaklıklığın satın alma işlemlerinden sonra sermaye olarak her bir tarafın 10.000,00 TL koymasıyla 18.06.2014 tarihinde kurulduğunu, kurulan ortaklığın amacının müvekkili şirkete ait taşınmazı değerlendirerek kâr sağlamak olduğunu, söz konusu taşınmazın tasfiyeye de dahil edilemeyeceğini, sözleşmede ... ortak girişimine 21 ay gibi bir süre verilmesine rağmen davacının hiçbir vaadini yerine getirmediğini, ilgili proje için yatırımcı bulamadığını, bunun için çaba sarf etmediğini, bu süreçte davacının adi ortaklığa ilişkin hükümlerinin hiçbirini yerine getirmediğini, kâr elde etmek için uğraşmadığını, sermaye ve emeğini dahi koymadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı vekili; davacının birleştirme talepli davayı açarak yargılama sürecini uzatma amacında olduğunu, tarafların bir araya gelmelerindeki amacın bu adi ortaklığa ait olan taşınmazın kazanç elde edilmek suretiyle satılması ve müvekkili tarafından 16.000.000,00 TL'ye alınmasına rağmen 20.800.000,00 TL bedelin aşağısında satılmayacağı ve yatırımcı tarafın kârını realize edebilmesi için üstünde kalan değerin de bölüşülmesi şeklinde olduğunu, müvekkili şirketin bu noktada herhangi bir yükümlülüğünü ihlal etmesinin söz konusu olmadığını, zararın olmadığını, ortada ciddi bir kârın olduğunu, birleştirme isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... Birliğinin 30.05.2019 tarihli ihtarname ile fesih bildiriminde bulunduğu, davacı şirketin de 13.06.2019 tarihli cevabi ihtarname ile fesih iradesini ortaya koyduğu anlaşılmakla, tarafların adi ortaklığın feshi hususunda anlaştıkları, her ne kadar davalı taraf sözleşmenin haklı sebeplerle feshedildiğini öne sürse de, haklı sebeple feshin ancak mahkeme kararı ile olacağına dair kanuni düzenleme karşısında sözleşmenin her iki tarafın ortak iradesi ile sonlandırıldığı, haklı sebep hususunun irdelenmesinin söz konusu olmayacağı, davalı/birleşen dosya davacısı tarafından adi ortaklığın haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmesinin talep edildiği, fesih iradesinin uyuşmasıyla adi ortaklığın 13.06.2019 tarihinde feshedildiğinin tespitine karar verildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler ve adi ortaklığa ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında, taşınmaz üzerinde taraflar arasında oluşturulacak adi ortaklığın tasarrufta bulunabilmesi şartına bağlandığı, taşınmazın adi ortaklık tarafından değerlendirilmesi ile elde edilen ilk gelirden gelen 28.500.000,00 TL'nin davalıya aktarılacağının 8 Ekim 2013 tarihli sözleşmede kararlaştırıldığı, davalının taşınmaz bedeli olarak sağladığı meblağı öncelikle alma amacında olduğu, bu anlamda gerek taşınmaz üzerinde adi ortaklığın tasarrufta bulunmasının şarta bağlanmış olması, gerekse davalının taşınmazın değerlendirilmesi ve elde edilen ilk gelirden taşınmaz için ödediği bedeli karşılama beklentisinde olmasından ve 8 Haziran 2014 tarihli sözleşmede de ortaklığın sermayesinin 20.000,00 TL tarafların payının %50 olduğuna ilişkin düzenleme karşısında, davalının taşınmazın mülkiyetini sermaye olarak adi ortaklığa koymadığı, sözleşmede yukarıda belirtilen şartında gerçekleşmediği, dolayısıyla taşınmazın değerleme hakkının da henüz adi ortaklığa bu anlamda geçmediği ve davalının taşınmazın değerleme hakkını adi ortaklığa devir borcunun da doğmadığı, bir anlamda adi ortaklığa dair yapılan son anlaşmanın hükümlerinin henüz yürürlüğe girmediği, davacının iddia ettiği gibi Antalya ili .... ilçesi ..... Mahallesi 128 22... parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin davalı/ birleşen dosya davacısı tarafından adi ortaklığa devir borcu doğmadığı gibi taşınmazın değerleme hakkının da adi ortaklığa devir borcu doğmadığı, davacı birleşen dosya davalısının taşınmazın satın alma aşamasındaki emek ve mesaisinin objektif kriterler esas alınarak 566.400,00 TL olduğu, ancak satın alma aşamasında davalı/birleşen dosya davacısı tarafından 55.000,00 TL'lik fazla ödemenin davacıya yapıldığı dikkate alındığında, davacıya ödenmesi gereken katılım payının 511.400,00 TL olduğu ve tasfiyenin 511.400,00 TL'nin davalı/birleşen dosya davacısından tahsili ile davacı/birleşen dosya davalısına verilmesi ile sonlandırılmasının uygun olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerde taşınmazın davacı/birleşen dosya davalısı tarafından satın alınması aşamasında emek ve mesai gösterilmesinin ve bu taşınmazın değerlendirilmesinin kararlaştırıldığı, ancak buna ilişkin olarak somut bir projenin kararlaştırılmadığı, aksine taşınmazın değerlendirilmesine ilişkin taraflar arasındaki 17... tarihli sözleşmede; taşınmazın kısmi veya tamamen satışı, gayrimenkul üzerinde projeler hazırlanması, yapılacak yapılmakta olan veya bitmiş projenin kısmi veya tamamen satışı, vs. şekillerde taşınmazın her türlü tasarrufunun gerçekleştirilmesine karar verildiği, ancak somut bir projenin belli bir zaman diliminde tamamlanması hususunda ...'ye yüklenmiş bir yükümlülüğün bulunmadığı (belli bir süre içinde taşınmazın kiraya verilmesi, satılması, vs.) görülmekle sadece sözleşmedeki genel ifadeler dikkate alındığında, birleşen dosya davacısının zarar talebinin yerinde olmadığının kabulü gerektiği, vekalet ücreti yönünden yapılan hesaplamada tasfiyeye konu miktarın davacı birleşen dosya davalısına ödenmesi gereken 511.400,00 TL üzerinden vekalet ücreti hesaplandığı gerekçesiyle; asıl dava dosyası ve birleşen dava dosyası yönünden taraflar arasındaki adi ortaklığın 13.06.2019 tarihinde fesholunduğunun tespitine, ... Mimarlık Şirketinin adi ortaklığa katılım payı olan 511.400,00 TL’nin davalı ... Birliği A.Ş’den tahsiline, tasfiyenin bu şekilde sonlandırılmasına, bu aşamada yapılması gereken başkaca işlem bulunmadığından tasfiye kurulunun görevine son verilmesine, birleşen dava dosyasında davacı şirketin tazminat talebinin reddine, asıl dava dosyası yönünden davacı şirketin fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 8 Ekim 2013, 18 Haziran 20 14... Eylül 2014 tarihli 3 adet ortaklık sözleşmesi bulunduğu, 8 Ekim 2013 tarihli sözleşme gereğince davalı ... Birliği şirketinin sağladığı finans ile davacının Çaybaşı mahallesi 128 22... parseldeki taşınmazın şerhlerinin kaldırılarak hissedarlardan satın alma işlemini gerçekleştirdiği, anılan sözleşmeye göre taşınmazın 16.000.000,00 TL'ye satın alındığı, taşınmazın satışı ve tasarrufundan sonra 20.800.000,00 TL'nin ... Birliği şirketine, artan bedelin taraflar arasında ortak olarak paylaşılacağının kararlaştırıldığı, bilahare yapılan iki adet sözleşme ile de taşınmaz üzerinde KKİS, inşaat anlaşmaları, hasılat paylaşımı gibi amaçlara binaen projeler hazırlanması ve uygulanması hususunda tarafların anlaşmaya vardığı, ancak dosya kapsamına göre bu amacın gerçekleşmediği ve tarafların karşılıklı ihtarnameleri ile de ortaklığın feshedildiği, adi ortaklığın başlangıcı olan 8 Ekim 2013 tarihli sözleşme gereğince taşınmazın satılmadığı gibi üzerinde herhangi bir tasarruf işleminde bulunulmadığı, proje üretilmediği, dolayısıyla Mahkemece hükme esas alınan tasfiye kurulu ek raporuna göre davacının taşınmazın alımına sağladığı katkının karşılığı olarak belirlenen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesinde tüm dosya içeriğine göre usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı vekili; adi ortaklığın tasfiyesi sürecinin dava yolu ile başlatılmasının zorunlu olduğunu, Mahkeme tarafından satışla beraber de tasfiyenin gerçekleştirilmesi ve müvekkilinin adi ortaklıktan 458.914,00 TL olan alacağının adi ortaklığın tasfiyesi aşamasında hak sahibi olan Atilla Tanhan’a ayrıca ödenmesi gerektiğini, tarafların emek ve sermayelerini birleştirerek edindikleri taşınmazın adi ortaklığın kuruluş sebebini ve amacını oluşturduğunu, ortaklığa sermaye olarak davalıların para, müvekkilinin ise emeğini ve bir kısım parasını koyduğu ve bu surette taşınmazı aldıklarını, güven temini amacıyla taşınmazın mülkiyetinin davalı üzerinde kaldığını, bu durumda taşınmaz mülkiyetinin kimin üzerinde olduğunun önemi olmayacağını, amaç ürünü olan taşınmazın ortaklığın malvarlığı olmasına rağmen tasfiye dışına itilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davada davacı asıl davada davalı veliki; uyuşmazlıkta Mahkemenin görevli olmadığını, taşınmaz tasfiye dışı tutulmuş olmasına rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığını, davacı- birleşen dosya davalısı lehine katılım payı olarak 511.400,00 TL'ye hükmedilmiş olmasının hukuki dayanağı bulunmadığını, tasfiye kurulunca; taşınmazın satın alma süresince davacı şirket yetkilisince harcanan emek ve mesainin parasal karşılığının, adi ortaklık ilişkisi kapsamında değerlendirilerek hesaplanmasının hatalı olduğunu, şahsi emeği ile ortaklığa katılan ortağın bu emeği için ayrıca tazminat isteyemeyeceğini, ortaklık sözleşmelerinde bu yönde bir düzenleme yer almadığını, taşınmazın satın alma süresince ortada ortaklık ilişkisi bulunmadığını, adi ortaklığın taşınmazın satın alma sürecinin tamamlanması ile kurulduğunu, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin yükümlülük ve vaatlerini yerine getirmediği için adi ortaklığın amacına ulaşamadığını, bu nedenle birleşen davada davacı şirketin uğradığı kâr kaybının varlığı tespit edilmiş iken ek rapor talepleri dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verildiğini, haklı nedenle fesih halinde amacı kâr elde etmek için kurulmuş olan adi ortaklığın sözleşmede yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortağın kâr kaybından sorumlu tutulacağını, davalı taşınmazın değerlendirilmesi için proje üretmek ve uygulamakla yükümlü olduğu halde bu konuda çaba gösterdiğini ispat edemediğini, davalının adi ortaklık kurulduğu esnada ve devamında finansal gücünü ve iş deneyimlerini kanıtlayacak ticari defterlerinin ve vergi kayıtlarının incelenmesi istenmişse de bu delillerin Mahkemece incelenmediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı, özellikle taraflar arasında yapılan ortaklık sözleşmelerinde ortaklığın amacının ve ortaklık sermayesinin hüküm altına alınmasına, ortaklığın tarafların anlaşması ile sona ermesine, tasfiye edilmesi istenin taşınmazın ortaklığın mülkü olduğunun asıl davada davacı tarafından ispat edilemesine, ortaklık sözleşmesi hükümleri gereğince birleşen davada davacı şirketin zarar ettiğinin ispat edilememesine, hükmedilen vekalet ücretinin yasaya ve dosya kapsamına uygun olduğunun anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin ... Mimarlık Şirketinden alınıp ... Birliği A.Ş.ye verilmesine, 30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.