Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4890 E. 2026/2525 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4890
- Karar No
- 2026/2525
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/548 E., 2025/984 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/671 E., 2023/826 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalıların murisi müteveffa ...'ın müvekkilinin avukatı olduğunu, 140,000,00 TL, 5.000,00 TL ve 5.000,00 TL tutarlı senet alacaklarının tahsili amacıyla adına icra takipleri başlatıldığını, itirazın iptali davalarının takip edildiğini, bu dosyalarda teminatın eksik yatırıldığını, senetlerin tahsil kabiliyetlerinin ortadan kalktığını, avukatın ihmal ve kusuru nedeniyle neden olduğu zarardan şimdilik 2.000,00 TL'nin, dosya masrafı olarak verilen ücretten dosya masraflarına harcanmayan kısmından şimdilik 1.500,00 TL'nin mirasçılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04.03.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 223.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; davacının müvekkilinin murisini 2011 yılında azletmiş olmasına rağmen davayı şimdi açtığını, icra ve davalarda kullanılmak üzere 17.000,00 TL alındığına dair beyanı kabul etmediklerini, 140.000,00 TL bedeli teminat senedinin icraya konularak itirazın iptali davasının açıldığını, murisin başlangıçta harcamaları kendisinin yaptığını daha sona avans ödemesi aldığını, davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Diğer davalılar, davaya cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin 200/2077 E, sayılı dosyasında ilk olarak 05.05.2010 tarihinde teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı alındığı, 13.10.2010 tarihinde ise ihtiyati haciz kararının teminatsız olarak verildiği, davacı tarafın dava dilekçesinde beyan edilen taşınmazlar hakkında ihtiyati haciz kararının uygulandığı, davacı her ne kadar taşınmazların devrediliğini beyan etmiş ise de dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların devredilmediği, bu nedenle de alacağın tahsil kabiliyetinin ortadan kalkmadığı, gider avansının ve celse harcının yatırılmaması nedeni ile yargılamanın uzadığı ve bu nedenle alacağın tahsil kabiliyetinin kalmadığı iddiasına yönelik olarak da, salt yargılamanın uzamasına neden olmanın alacağın tahsili kabiliyetini ortadan kaldırmayacağı, 30.07.2010 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli bononun 09.08.2010 tarihinde Konya 9. İcra Dairesinde takibe başlandığı, borçlu adına çıkan ödeme emrinin bila tebliğ iade geldiği, dosyada başkaca bir işlem yapılmadığı, 30.12.2011 tarihinde takip dosyasının takipsizlik nedeni ile işlemden kaldırıldığı, iş bu dosya ile ilgili olarak davacı adres araştırılması, mernis adresine veya ... adresine tebliğ vs. talepler yapılması gerekir iken bunların yapılmadığı, bu nedenle de vekilin bu dosya açısından kusurlu olduğu, ancak salt bu kusurun alacağın tahsil kabiliyetini ortadan kaldırmayacağı, davalı vekilin kusuru nedeni ile sadece yapılan masraflardan sorumlu olduğu, bu miktarın ise 26.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda 59,63 TL olarak belirtildiği, 5.000,00 TL bedelli ve 30.06.2021 vade tarihli senedin 9 ay sonra iade edildiğini beyan ederek tazminat talep etmiş ise de, öncelikle davalı vekil tarafından alınan iş bu senedin tahsil amacı ile takibe konmadığı, alacağın tahsil işlemlerinin başlanmadığı, bu nedenle davalı vekilin kusurlu olduğu, ancak bu kusurun alacağın tahsil kabiliyetini ortadan kaldırmadığı, senedin davacı tarafından geri alınmasından sonra takibe konabileceği, zamanaşımına uğrasa bile temel ilişkiye dayanılarak alacağın talep edebileceği veya ilamsız takibe konu edilebileceği, bu senet yönünden davacı tarafın isteyebileceği bir tazminatın olmadığı, 17.000,00 TL'lik alacak (masraf artanı) talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise kök bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere yapılan masrafların 17.000,00 TL bedelden düşüldüğünde bakiye olarak 14.355,41 TL alacağın kaldığı, davalılar her ne kadar kartvizit üzerindeki imzanın murise ait olmadığını beyan etmişler ise de, bu itirazın murisin terekesini ilgilendiren bir savunma olduğu, bunun ise tüm mirasçılar tarafından yapılması gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 14.415,04 TL'nin 3.500,00 TL'sini dava tarihinden, bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 04.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı, davalı ... ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; avukata karşı açılacak tazminat davalarında bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle dava hakkının düşeceği belirtilmiş ise de fiilin aynı zamanda suç teşkil etmesi hâlinde uzun olan ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, buna göre 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 20.12.2017 tarihinde eldeki tazminat davasının ikame edildiği, senetlerin tahsil kabiliyetlerini kaybetmedikleri, masraf artanının iade edilmesi gerektiği, buna göre İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; avukatın özen ve sadakat borcu ile bağdaşmayan işlemlerinden dolayı haklı olarak azledildiğini, alacağını geç almasının bile zarar olarak kabul edilmesi gerektiğini, Baro tarafından avukata disiplin cezası verildiğini, avukatın kusuru sebebiyle aracına haciz konularak itibar kaybına uğradığını, teminat bedelinin eksik yatırıldığını, Mahkemece vekilin kusurlu olduğu belirlenmesine rağmen, avans iadesi dışında davanın reddedildiğini, bilirkişi raporlarına karşı itirazların karşılanmadığını, dosya masrafı olarak verilen bedelin avukata ödenmiş olduğu tarihten itibaren faiz işletilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Katılma yoluyla temyiz eden davalı ... (vasisi) vekili; davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu, murisin davacının alacaklarının tahsil kabiliyeti ortadan kaldırmadığını, avukatın mecbur olmamasına rağmen avans almadan birçok işlemi zamanında yaptığını, murisin kusurunun bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, avukatın özen borcuna aykırı davranması nedeniyle müvekkiline zarar verdiği iddiasına dayalı maddi tazminat ile bakiye avansın iadesi istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalıların murisi avukatın takip ettiği icra takipleri ve davalar nedeniyle müvekkilini zarara uğrattığının isbatlanamamış olmasına, avans olarak alınan bedelin masraflar yapıldıktan sonra mahsubuyla bakiye olan kısmın iade edilmesi gerektiğinin anlaşılmasına göre, davacı ve davalı ... vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.