Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4484 E. 2025/5907 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4484
- Karar No
- 2025/5907
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2 E., 2025/3 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, müvekkili şirketin sahibi olduğu maden işletme izni ile ruhsatlandırılmış bulunan demir cevheri maden sahasının işletmeye alınması, işletme için gerekli araç gereç, makine ve ekipmanın temini, %60-62 tenörde demir cevherinin maden sahasından istihsali ve satışını en az 600.000 metrik ton miktarına ulaşıncaya kadar işletilmesi konulu adi ortaklık sözleşmesinin 27.05.2021 tarihinde imzalandığını, sözleşmede tahkim yerinin İstanbul olarak belirlendiğini, davalının sözleşmesel edimini yerine getirmediği halde haksız olarak 30.07.2024 tarihinde ad-hoc tahkim yoluna başvurduğunu, baş hakem seçilemediğinden dolayı tahkim baş hakeminin Mahkeme kararı ile belirlendiğini, hakem heyeti başkanı ile hakem heyeti üyesi tahkim duruşmasında açıkça ihsası reyde bulundukları için 07.04.2025 tarihinde reddi hakim talebinde bulunduklarını, ancak henüz bir karar verilmediğini ve reddedilen hakemler karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda olduğundan reddi hakem talebi hakkında karar verilmesi için reddi hakem davası açarak suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkili adına davalı şirket aleyhine aynı tahkim dosyasından karşı tahkim davası açtıklarını, ancak karşı tahkim davasının asıl dava ile birlikte yürütülmesi gerekirken kamu düzenine aykırı olarak tefrik kararı verildiğini, tahkim dosyası tefrik edildikten sonra davanın atiye bırakıldığı, harcı ödenmediği ve ıslah da yapılmadığı halde açılmamış sayılmasına karar verilerek 571.244.000,00 TL hakem kurulu ücretine, 30.000,00 TL maktu vekalet ücretine, 2.100,00 TL fotokopi ve dosyalama giderine hükmolunduğunu, harcı ödenmemiş bir dava için ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) tarifesine göre maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken fahiş miktarda nispi ücretlere hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek; müvekkili ile davalı şirket arasında adi ortaklıktan kaynaklanan uyuşmazlık neticesinde ad-hoc tahkim olarak devam eden tahkim yargılamasında asıl dosya ile görülmesi gereken karşı tahkim davasına ilişkin olarak verilen 19.03.2025 tarihli tefrik ara kararı ile 20.03.2025 tarihli nihai hakem kararının 6100 sayılı Kanunun 439. maddesinin 2/f, ğ fıkraları kapsamında iptaline karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili ile davacı şirket arasında 27.05.2021 tarihinde iş ortaklığı sözleşmesi imzalandığını, davacının Baş Hakem ...., Hakem Prof. .....ve ....'dan müteşekkil hakem heyetinin teşekkülüne ilişkin beyanlarına itirazlarının bulunmadığını, tahkim anlaşmasına uygun olarak her iki tarafın birer hakem atadığını ve hakemlerin baş hakemin tayini konusunda anlaşmaya varamadıkları için, baş hakemin Mahkemece atandığını, davacının karşı davayı geri alma talebinde bulunduğunu, bu talebin kabul edildiğini, Hakem Heyetinin gördüğü lüzum üzerine dava yönetimine ilişkin yetkisini kullanarak davaların ayrılmasına karar vermesinin hukuka uygun olduğunu, kamu düzenine aykırı olduğuna dair hiçbir delil sunulmadığını, 12 numaralı usuli ara kararın hukuka uygun olup karar bakımından 6100 sayılı Kanunda öngörülen iptal nedenlerinin mevcut olmadığını, davacının bu iddiaları hangi iptal sebebi bağlamında ileri sürdüğünün dava dilekçesinden anlaşılamadığını, davacının talebi ve davalının onayı ile verilmiş karşı davanın açılmamış sayılması yönündeki nihai karar ve içerdiği yargılama giderlerine ilişkin hükümlerin hukuka uygun olduğunu, davanın ıslah edilmemiş olmasının yargılama giderleri üzerinde hiçbir etkisinin bulunmadığını, tahkim yargılamasında da davanın geri alınması halinde açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiğini, tahkim anlaşmasında "hakem kararı isteyen taraf, hakem ücretlerini ve tahkim giderlerini yatıracaktır. Bu ücret ve giderler daha sonra hakem heyetinin kararına göre haksız taraf haklı taraf ödeyecektir.” hükmünün yer aldığını, bu kapsamda Hakem Heyetinin, geri alınması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilen karşı davanın tüm yargılama giderlerini davacıya yüklediğini, bu yaklaşımın davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceğini öngören madde ile de uyumlu olduğunu, davalı aleyhine hükmedilen kalemler arasında yalnızca hakem ücreti, vekalet ücreti ve Baş Hakem tarafından yapılan fotokopi ve dosyalama giderlerinin bulunduğunu, bu kalemlerin de 6100 sayılı Kanunun 441/1 hükmünde yargılama gideri olarak sayıldığını, hükmedilen yargılama giderlerinin asgari tutarlar üzerinden belirlendiğini, tahkim anlaşmasında hakem ücretinin nasıl belirleneceği kararlaştırılmamış olduğundan ve taraflarca da bu konuda anlaşma sağlanamadığından 6100 sayılı Kanunun Hakem Ücret Tarifesi'ne göre hesaplama yapılarak hakem ücretine hükmedildiğini, 23.10.2024 tarihli Hakem Ücret Tarifesi Tebliğinin 6. maddesi uyarınca tahkim yargılamasında delillerin sunulması süreci tamamlanmadan önce davanın geri alınması nedeniyle, sona ermesi halinde hakem ücret tarifesine göre belirlenen hakem ücretinin yarısına hükmedileceğinin belirtildiğini, karşı davanın açılma tarihindeki kura göre 10.980.000 Euro'luk dava değeri üzerinden yapılan hesaplama sonucu hakem ücretinin yarısına hükmedildiğini, fotokopi ve dosyalama masrafından oluşan dava giderlerine ilişkin dekont bulunduğunu, hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerinin uygulanacağını, bu Tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tahkim kurulunun yetkili ve görevli olduğu konuda tahkim konusu ile sınırlı olarak yargılama yaptığı, karşı davanın tefriki yönünde verilen 19.03.2025 tarihli usulü ara karar ve tahkim yargılamasının sona ermesi ile (geri alma nedeniyle) davanın açılmamış sayılması yönündeki nihai kararda hukuka aykırılık tespit edilemediği gerekçesiyle, iptal talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkili şirketin sahibi olduğu maden sahasının işletilmesi amacıyla davalı şirket ile adi ortaklık kurulduğunu, davalı şirket tarafından tahkim yoluna başvurulması üzerine müvekkilin de karşı tahkim davası açtığını, hakem heyetince karşı davanın hukuka aykırı olarak esas dosyadan tefrik edildiğini ve açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerine hükmedildiğini, karşı tahkim davasının atiye bırakıldığını, harç ödenmediğini, ıslah edilmediğini, bu nedenle hakem kurulu ücretine, maktu vekalet ücretine, fotokopi ve dosyalama giderlerine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, sadece maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken harcı ödenmemiş bir dava için fahiş miktarda müvekkili aleyhine nisbi ücretlere hükmedildiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen tutarların hangi gerekçe ile ne şekilde, hangi kur üzerinden, nasıl bir hesaplama yöntemi ile hesaplandığının anlaşılamadığını, verilen karar ile tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediğini, kararın kamu düzenine aykırı olarak verildiğini, hakem heyeti başkanı ve hakem heyeti üyesi hakkında tahkim duruşmasının neticesine yönelik ihsası reyde bulunmalarından dolayı müvekkili tarafından suç duyurusunda bulunulduğu nazara alındığında, nihai hakem kararı verilirken adil bir karar veremeyeceklerini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arsında görülen tahkim yargılamasında hakem heyeti tarafından verilen 19.03.2025 tarihli ara karar ile 20.03.2025 tarihli nihai hakem kararının 6100 sayılı Kanunun 439. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanunun 439. maddesi uyarınca, hakem kararlarına karşı yalnız iptal davası açılabilecek olup iptal nedenleri tahdidi olarak sayılmıştır. Bu sebepler dışında kalan nedenlerle hakem kararı iptal edilemeyeceği gibi, bu doğrultuda kararın, esası yönünden hukuka uygun ve yerinde olup olmadığının yani maddi hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığının incelenmesi mümkün değildir. Maddi hukuka ilişkin konularla ilgili uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve tahlili de hakeme aittir. Buna göre; a) Tahkim sözleşmesinin taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, sözleşmede belirlenen veya bu Kısımda öngörülen usule uyulmadığı, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediği, ç) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği, d) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı, e) Tahkim yargılamasının, usul açısından sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması hâlinde, bu Kısımda yer alan hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili olduğu, f) Tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği, g) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı, ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, tespit edilirse, hakem kararları iptal edilebilir. Hakem kararının iptali davalarında iptal sebepleri tahdidi olarak sayıldığından, kararın esası yönünden hukuka uygun ve yerinde olup olmadığının incelenmesi mümkün değildir. Yargıtay içtihatları ile de Hakem Heyeti kararının esasının, yerinde olup olmadığının, hakemlerin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların, Hakem Heyeti kararının iptali davalarında inceleme konusu yapılamayacağı kabul edilmektedir. Tahkim dosyasının incelenmesinde; taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia, savunma ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, istemin tamamı hakkında karar verildiği, yargılamanın yasada öngörülen usul kurallarına uygun olarak yürütüldüğü, kamu düzenine aykırılığın söz konusu olmadığı, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve yorumunun hakem heyetine ait olduğu, hakem seçimine bir itiraz bulunmadığı, tarafların hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediği, hükmedilen yargılama giderlerinin yerinde olduğu ve özellikle iptal davasında maddi hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı hususunun değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.