Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3793 E. 2026/2539 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3793
- Karar No
- 2026/2539
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/736 E., 2025/820 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bursa 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/155 E., 2021/178 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra; işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarafların kardeş olup uzun yıllar ortak emek ve gelirle dava konusu taşınmazı satın aldıklarını, üzerine bina inşa edip birlikte hem ikamet hem ticaret yaptıklarını, ortak şirket kurarak faaliyet yürüttüklerini, en son 2006 yılında şirket hisselerini satarak ortaklığı sona erdirdiklerini, buna rağmen davalının taşınmazı tek başına sahiplenip müvekkilin payını devretmediği gibi müvekkili aleyhinde kira alacağı talepli icra takibi başlattığını ileri sürerek; taşınmazın yarı hissesinin iptali ile müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde bedelinin faiziyle tahsilini talep etmiş, 28.05.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle taşınmaz değerinin 474.125,00 TL olduğu beyanla müvekkil payına düşen 237.062,50 TL'nin tahsili ile sonradan ele geçirilen ''anlaşma'' başlıklı belgenin dosyaya delil olarak eklenmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu taşınmazın müvekkilin kendi kazancı ve başka taşınmaz satışlarıyla elde edilip müvekkil adına tescil edildiğini, tarafların birlikte ticaret yapmalarına rağmen müvekkilinin payını alamadığını, davacının ise bu süreçte mal varlığı edinerek ekonomik olarak güçlendiğini, davacının taşınmazın inançlı işlemle devredildiği iddiasını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında taşınmazın taraflarca ortak alındığına dair kesin ve inandırıcı yazılı delil bulunmadığı, tanık beyanlarının bu hususta yeterli kanaat oluşturmadığı, davalı asilin 08.10.2020 tarihli celsede yemin ederek taşınmazı tek başına satın aldığını ve davacının hiçbir hakkı olmadığını beyan ettiği, davacı vekilince sonradan sunulan “anlaşma” başlıklı el yazılı belgenin ise tahkikat aşamasında karşı tarafın muvafakati olmadan sunulmasının mümkün olmadığı ve iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirildiği, bu nedenle söz konusu delilin dikkate alınamayacağı ve davalının yeminli beyanı da gözetilerek davacının iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; tarafların kardeş olup ortak kurdukları iş ve şirketten elde ettikleri gelirlerle dava konusu taşınmazları birlikte edindiklerini ve üzerine bina inşa ettiklerini, taşınmazın kullanımının ve ticari faaliyetlerin uzun süre ortak yürütüldüğünü, ortaklığın 2006 yılında sona erdiğini ve davalı tarafından müvekkile tapuda pay devri yapılacağına dair anlaşma bulunduğu halde bunun yerine getirilmediğini, tanık beyanlarının ortak edinimi desteklediğini, yargılama sırasında sonradan bulunan ve taraflarca imzalanmış “anlaşma” belgesinin ıslah ile dosyaya sunulduğunu, Derece Mahkemelerince bu belgenin değerlendirilmediğini, davalının yeminle taşınmazı tek başına edindiğini beyan etmesine karşın 6100 sayılı Kanunun 145/2 kapsamında sonradan sunulan yazılı belgenin dikkate alınması gerektiğini, yemin delilinin şekli nitelikte olduğunu ve maddi gerçeği ortaya koyan yazılı delil karşısında üstün tutulamayacağını, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle sırf yemin deliline dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine yöneliktir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, yeminin davanın çözümü bakımından çekişmeli ve taraf kaynaklı vakıalara ilişkin kesin delil niteliğinde olduğu, yemin teklif edilip eda edildikten sonra karşı tarafın artık başka delile dayanamayacağı ve yeni delil sunamayacağı, ayrıca ıslahın ancak yeni bir vakıa ileri sürülmesi halinde delil ileri sürme imkânı doğuracağı, somut olayda davacının yemin teklif edip davalının yemin etmesinden sonra sonradan sunulan “anlaşma” belgesinin yeni bir vakıaya dayanmadığı ve ıslah şartlarını taşımadığı, bu nedenle yemin sonrası sunulan belgenin dikkate alınamayacağı, belgenin geç sunulmasının davacının kusurundan kaynaklandığı ve usul hükümleri gereği hükme esas alınamayacağının anlaşılmasına göre; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.