Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2245 E. 2025/5755 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2245
- Karar No
- 2025/5755
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/24 E., 2023/111 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; ...Eczanesinin sahibi olduğunu, davalı Kurum ile Türk Eczacıları Birliği arasında 17.01.2005 tarihinde imzalanan protokol uyarınca, 2005 yılı için 1479 sayılı Kanun ile 2926 sayılı Kanuna tabi Bağ-Kur sigortalıları ile hak sahiplerinin reçete muhteviyatı ilaçlarını protokolde belirlenen indirimle ve katılım payı alarak karşılamak üzere sözleşme yaptıklarını, davalı Kurumun soruşturma raporuna dayalı olarak 7 yıl süre ile sözleşmesinin feshedildiğini ve 6.426,05 TL Kurum zararı tespit edildiğini, işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; feshin iptaliyle, 6.426,05 TL borçlu olmadığının tespitine ve 4.102,00 TL'nin el koyma tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacıya ait eczanede güvenlik görevlileri tarafından yapılan aramada 92 adet kesik kupür, 28 adet boş ilaç kutusu, kupür kısımları kesilmiş 50 adet ilaç kutuları, 35 adet sağlık karnesi bulunduğunu, bu çerçevede Kurumun sözleşme hükümlerini uyguladığını, yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.06.2019 tarihli kararıyla; davaya konu olay ile ilgili olarak Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ceza davasında, davacının da içerisinde bulunduğu sanıklar hakkında kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, ceza dosyası incelendiğinde, reçetelerin kayıtlı olduğu protokol kayıtlarında usulsüz ya da olumsuz olarak nitelendirilebilecek herhangi bir durumun tespit edilemediği, ceza mahkemesinde dinlenen tanık beyanlarından sözleşmenin feshini gerektiren herhangi bir bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, Bağ-Kur Genel Müdürlüğünün 02.02.2006 tarihli ve 5388 sayılı kararının iptaline, davacının davalı Kuruma 6.426,05 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı Kurum tarafından haksız bloke edilen 4.102,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 02.07.2020 tarihli ilamla; davacı ve diğer sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda, sanıklar hakkında açılan kamu davasının olağanüstü zamanaşımı hükümlerinin karar tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle düşürüldüğü ve söz konusu kararın Yargıtay 21.Ceza Dairesinin 2015/9460 E., 2015/4789 K. sayılı ilamı ile kararın onanarak 09.11.2015 tarihinde kesinleştiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 74.md.) gereğince, kural olarak ceza mahkemesince verilen beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, verilecek mahkumiyet kararı ve belirlenen maddi olgular hukuk hâkimi yönünden bağlayıcı olduğu ve dosyanın konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan denetime elverişli bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı yönünden fiilin haksız işlemden kaynaklandığının ispat olunamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece uyulan bozma ilamında teknik bilgi için bilirkişi incelemesi önerildiğini, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda hukuki görüş bildirildiğini, ceza dava dosyasının celbi ile ek rapor alınması talebinin kabul edilmediğini, sözleşmenin 02.02.2006 tarihinde 7 yıl süreyle feshedildiğini, fesih tarihinden karar tarihine kadar 17 yıl süre geçtiğinden bu konuda verilecek kararın hukuki sonuç doğurmasına imkan kalmadığını, müvekkilinin bu olaydan bir süre sonra kamu görevine geçtiğini ve kamu hastanesinde eczacı olarak çalıştığını, sözleşme feshinin iptali davasının konusuz kaldığını, bozma ilamında bilirkişi raporunun ceza davasındaki bulgularla birlikte değerlendirilmesi istendiğini, ceza soruşturma dosyasındaki belge ve bilgilerin bilirkişi tarafından incelenmediğini, müvekkilinin ödenmeyen alacağın daha önce hastalara verilen ve bedeli alınmayan ilaç bedellerine ait olduğunu, bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, müvekkilinin sebep olduğu kamu zararının bulunmadığını, haksız biçimde el konulan ve ceza davasına konu olayla ilgisi bulunmayan alacağın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 7 yıl süre ile sözleşmenin feshi, Kurum zararı olarak bildirilen işlem nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemlerine ilişkindir. 2001 yılı Eczane Sözleşmesinin, "Sözleşmenin Feshini Gerektiren Hususlar" başlıklı V.bölümün (r) fıkrasında; "...Daha önce gerek resmi gerekse özel kurum ve kuruluşlarda yapılan tedavilerde kullanılan ilaçların toplanan fiyat küpürlerinin, reçetelere eklenmek, yapıştırılmak ve benzeri fatura edilmesi ayrıca sigortalı ve hak sahiplerine teslim edilmeyen ilaçların küpürlerinin kuruma fatura edilmesi hallerinde fesih süresi 7 yıldır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Diyarbakır 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/343 E., 2013/210 K. sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacı eczacı hakkında, Bağ-Kur Genel müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığınca soruşturmaya başlanıldığı, yapılan soruşturma neticesinde, ....Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olan davacı eczacı ile eczane çalışanı İ.Y.nin birlikte suç tarihleri arasında bir çok kez sigortalı ve hak sahiplerinin bilgisi dışında yazılan reçetelerle ilaçların alınmadığı ve kullanılmadığı halde, bu ilaçların kupürlerini Kuruma fatura etmek ve bu şekilde haksız kazanç sağlamak suretiyle Kurumu zarara uğrattıkları iddiasıyla nitelik dolandırcılıktan kamu davası açılmış ise de, davacı hakkında açılan kamu davasının zaman içerisinde düşmesine karar verilmiş ve düşme kararının; Yargıtay 21. Ceza Dairesinin 09.11.2025 tarihli ve 2015/9460 E., 2015/4789 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği görülmüştür. Mahkemece; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda, davanın haksız bir fiilin işlenmesi neticesinde uygulanan yaptırıma itiraz olduğu, “Arama Yakalama ve Zaptetme Tutanağı” nda açık bir şekilde belirtildiği ve Eczane çalışanları da dahil imza altına alınan tutanakta (92 adet kesik küpür, 28 adet boş ilaç kutusu, küpür kısımları kesilmiş 50 adet ilaç kutusu ve 35 adet sağlık karnesi), davalı Kurum tarafından yapılan işlemin dosyaya sunulan protokol neticesinde uygulanan yaptırım olduğu, bu yaptırımın da denetim neticesinde tespit edilen fesih gerekçesinden kaynaklandığı, dava konusu fiilin haksız işlemden kaynaklanmasından dolayı Kurum tarafından uygulanan fiilin yerinde olduğu belirlenmiş ve hükme esas alınmıştır. Mahkemece, Protokol maddeleri değerlendirilmeden karar verilmiştir. Öncelikle; davalı Kurum tarafından yapılan fesih işleminin taraflar arasındaki 2001 yılı eczane sözleşmesinin V.bölümünün (r) fıkrasına uygun olup olmadığının tespit edilmelidir. Bu hususta bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda, davacı eczacı tarafından Kuruma fatura edilen reçete muhteviyatı ilaçların hastaya teslim edilmemesi hususu sabit olduğu taktirde; 2001 yılı Eczane Sözleşmesinin, "Sözleşmenin Feshini Gerektiren Hususlar" başlıklı V.bölümün (r) fıkrası gereğince 7 yıl süre ile sözleşmenin feshi işleminin, 2001 yılı Eczane sözleşmesi hükümlerine uygun olduğu kabul edilmelidir. Bu aşamadan sonra ise, Türk Eczacıları Birliğiyle dava Kurumun devredildiği Sosyal Güvenlik Kurumu arasında imzalanan 2020 yılı Protokolünün (5.3.2) maddesinde;“Eczacının Kuruma fatura ettiği reçetelerde (e-reçete olarak düzenlenenler hariç) bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da ilacı alana teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilacı alana ait olmadığının denetim ile tespitinin kesinlik kazanması halinde, reçete bedelinin 2 (iki) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı yazılı olarak uyarılır, tekrarı halinde reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın veya ilacı teslim alan kişinin ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz.” hükmü getirilmiş olup, (6.10.) maddesinde; "Bu protokolün yürürlük tarihinden önceki dönemlerde geçerli olan protokol hükümlerine göre Kuruma fatura edilen ve kontrolleri kurum tarafından bu Protokol yürürlük tarihinden sonra yapılan reçeteler için, ya da reçete kontrolleri yapılmış olmakla birlikte fesih uyarı ve cezai şarta ilişkin işlemlerin henüz tamamlanmadığı durumlarda tespit edilen filler için Kurumca bu Protokol hükümleri uygulanır. Ancak eczacı tarafından Kurumdan tebligat tarihinden itibaren bir defaya mahsus olmak üzere yazılı olarak talep edilmesi halinde, ilgili protokol hükümleri uygulanır."; (6.12.) maddesinde; "Bu Protokolün yürürlük tarihinden önce herhangi bir nedenle Kurumca veya Kuruma devredilen kurumlarca sözleşmesi feshedilen ve/veya cezai şart uygulanan eczacının bu işleme karşı dava açmış olması ve açılan davanın Protokolün yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş olması halinde yazılı talebi ile; Kurumca tespit edilen ve sözleşmesinin feshedilmesi ve/veya cezai şart uygulanmasına ilişkin fiil/fiiller için bu Protokolün (5) ve (6) numaralı maddelerinde yer alan hükümler uygulanır. Ancak Kurumca tahsil edilmiş olan cezai şart ve yersiz ödeme tutarları geri ödenmez, mahsup edilmez. Bu protokolden önceki protokollerde sözleşmenin feshi ve cezai şart gerektiren maddelerden bu protokolde kaldırılmış olanlar nedeniyle sözleşme feshi ve/veya cezai şart uygulanmış olan işlemler, konusu kalmadığından durdurulur ve işlem yapılmaz. Bu Protokolün yürürlük tarihinden önce (5.3) numaralı maddede sayılan fiillerden dolayı sözleşmesi feshedilen ve/veya cezai şart uygulanan eczanelerin yazılı talebi üzerine, bu Protokoldeki cezai şart ve fesih hükümleri uygulanır. Ancak eczanenin feshine ilişkin fiil için; bu Protokol hükümlerinde eczacının yazılı olarak uyarılması ve/veya “tekrarı halinde” yeni bir yaptırım belirtilmiş ise, bu Protokolün yürürlük tarihinden önce yapılmış fesih işlemi “yazılı olarak uyarı” ve/veya fesih işlemine esas fiil ise tekrara dayalı yaptırımlar için ilk fiil olarak kabul edilir. Bu madde hükmü uygulanırken daha önce Kuruma devredilen kurumlar ile yapılan protokoller gereği sözleşmesi feshedilen eczacı için, fesih tarihinden itibaren geçen süre bu Protokol hükümlerine göre sözleşme yapılmayacak süreden düşülür." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, davacının dava açmakla lehine olan Protokol hükümlerinin hakkında uygulanmasını istediği, dava açmasının yazılı talebi olduğu kabul edilerek, 2020 Protokolünün yukarıda bahsi geçen tüm hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi ve ulaşılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.