Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2139 E. 2026/553 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2139
Karar No
2026/553
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/86 E., 2025/3 K. DAVA TARİHİ : 08.05.2019

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde taraflardan gelen olmadığı anlaşılmakla; işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı idare arasında 19.03.2009 tarihli bir protokol düzenlendiğini, bu protokole göre 25 yıl süre ile davalı idarenin 30-45 derece sıcaklıkta ve 15 lt/sn sıcak suyu müvekkiline vermeyi taahhüt ettiğini, bunun üzerine proje hazırlandığını ve Tarım Bakanlığı ile hibe sözleşmesi imzalandığını ancak yapılan tüm işlemlere rağmen davalı idarenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkil şirketin zarara uğradığını, protokolün halen ayakta olup feshedilmediğini, davalı idarenin sorumluluğunun 25 yıl olduğunu, suyun verilmesinin mümkün olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın 22.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 15.12.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 545.739,68 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça bugüne kadar sıcak su akışkanı elde etmek için sıcak su kuyularının başına herhangi bir pompaj apart takılma işlemi yapılmadığını, bu nedenle de alacaklının temerrüdünün söz konusu olduğunu, sıcak su kuyuları ile Toki konutları ve dava konusu seraları birleştiren sıcak su hattının kuyu bağlantısının yapıldığına dair bir kanıtın davacı tarafından sunulmadığını, bugüne kadar davacı tarafça bir üretim yapılmadığını, açılan davanın dürüstlük kuralarına aykırı olduğunu savunarak, reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporlarında, 19.03.2009 tarihli protokol hükümleri kapsamında mevcut fiziki ekolojik şartlar ve optimum koşullar değerlendirilerek 2014-2019 dönemi için net gelir yöntemiyle yapılan hesaplamada davacının zararının 545.739,68.TL olarak hesap edildiği, bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu, davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek su hattı ve sera işini tamamladığı ancak davalı idarenin suyu temin edememesi nedeniyle zarara uğradığının sabit olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne 1.000,00 TL'nin dava tarihinden kalan 544.739,68.TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2023 tarihli kararıyla; taraflar arasında aynı konuda önceki dönem zararlarının tahsili amacıyla görülen davanın, kabulüne dair verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, Mahkemece sahasında uzman bilirkişiden alınıp hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin, ayrıntılı, bilimsel, taraf ve kanun yolu denetimine elverişli ve somut olayın özelliklerine uygun nitelikte olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 28.02.2024 tarihli ilamla; dosya kapsamından, alınan hibe desteği ile tamamlanan sera tesislerinin, üretimde kullanılamayacak kadar deforme olduğu, davacı tarafça hasarlı ve bakımsız durumda bırakıldığı, bu nedenle de atıl vaziyette bulunan seraların kullanıma uygun olmadığı, yine bu süre zarfında davacı tarafça seraların kullanımı için gerekli jeotermal kaynak kullanımının sağlanması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı anlaşılmakla davacının, seraları kaynak kullanımı dışında üretimde kullanmayarak atıl bırakması ve neticede fesih hakkını kullanmaması karşısında, 25 yıllık tahsis süresi boyunca oluşan gelir kaybının tahsili gerektiğini ileri sürmesi, 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, verilen teminat mektubunun iade edildiği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, bu haliyle sözleşmenin halen ayakta olduğu kabul edilemeyeceğinden, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, davalı tarafça sözleşme gereği verilen teminat mektubunun iade edildiği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, bu haliyle sözleşmenin halen ayakta olduğun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; tesisin deforme olma nedeninin davalı İdare tarafından sözleşmeye uygun davranılmayarak tesise su verilmemesi olduğunu, dürüstlük ve iyiniyet kurallarının davalı tarafça çiğnendiğini, verilen teminatın keyfi olarak iade edilmiş olmasının sözleşme ile ilgisi olmadığını, davalı İdarenin sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle uğranılan zararın talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşme yürürlükte kaldığı sürece zararın karşılanmasının istenebileceğini, dava konusu sera tesislerinin, jeotermal su ile domates üretimi için kurulmuş olduğunu, su olmadan kullanılmasının mümkün olmadığını, tesisin deforme olmasının sözleşmenin geçersizliğini göstermeyeceğini ileri sürerek, kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine imkan bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2139, K. 2026/553, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-2139-e-2026-553-k-633e09999f19