Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2048 E. 2025/5572 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2048
- Karar No
- 2025/5572
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2257 E., 2025/309 K. DAVA TARİHİ : 28.06.2013
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili eczacının ... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı Kurumun 07.06.2013 tarihli yazısıyla; fatura edilen reçetelerde bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığı gerekçesiyle; 2009 yılı Protokolünün (6.3.3.) maddesi uyarınca 1. kez yazılı uyarı ve 10.589,80 TL cezai şart, hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait fiyat küpürlerinin yer aldığı reçetelerin fatura edildiği gerekçesiyle; Protokolün (6.3.10.) maddesi uyarınca 1. kez yazılı uyarı ve 34.845,65 TL cezai şart uygulanacağının ve 7.140,65 TL reçete bedelinin müvekkilinin Kurum nezdindeki alacaklarından mahsup edileceğinin bildirildiğini, Kurum işlemine konu ilaçların Protokol ve mevzuata uygun olarak teslim edildiğini ileri sürerek; Kurum işleminin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Kurum denetim servisi tarafından davacı hakkında düzenlenen 26.11.2012 tarihli ve 37 sayılı inceleme raporunda yapılan tespitler doğrultusunda davacı hakkında 2009 yılı Protokolünün (6.3.3.), (6.3.10.) ve (4.3.6.) maddeleri uyarınca cezai işlem uygulandığını, Kurum işleminin Protokol ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli kararıyla; davacıya ait eczane hakkında düzenlenen cezaların müfettiş soruşturma raporlarına istinaden verildiği, rapora konu eylemler nedeniyle davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından yapılan yargılamada davacının beraatine karar verildiği, Kurum müfettişlerince düzenlenen soruşturma raporlarına konu eylemlerin davacı tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesiyle; davanın kabulüne, Kurum işleminin iptaline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 18.11.2020 tarihli kararıyla; davacının, yanında çalışan O.E.nin eylemlerinden de sorumlu olduğu, Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda O.E.nin özel belgede sahtecilik suçundan sonuç olarak 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, O.E.nin ifadelerinden davacı ile Kurum arasındaki Protokole aykırı olarak reçetelerin arkasının yazılmış olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davacının reçete bedellerinden ve reçete bedeline ilişkin cezai şarttan sorumlu olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesi kararında, adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında davacının sorumluluğuna işaret edildiği, davacının bu kapsamda sorumluluğunun bulunduğu, davalı Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli kararıyla; davacının yanında çalışan O.E.'nin Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında yargılandığı ve 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı, her ne kadar davacı bu kişinin çalışanı olmadığı bildirmiş ise de, O.E.nin ceza davasına konu eylemlerini davacının eczanesi vasıtasıyla icra ettiği, eczanesi aracılığıyla iş tevdii ettiği kişinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle davacının hukuki sorumluluğunun bulunduğu, hak sahibi hasta C.Y. adına düzenlenen reçetelerdeki imzaların O.E. tarafından imzalandığı, reçeteye konu ilaçların hak sahibi hastaya teslim edilmediğinin ceza mahkemesi dosyasından anlaşıldığı, bu nedenle davacının 2009 yılı Protokolünün (6.3.3.) ve (6.3.10.) maddelerini ihlal ettiği, bu kapsamda davacıya verilen cezaların esas bakımından usule aykırılık içermediği, ancak 2009 yılı Protokolünün 20 16... yıllarında değiştirildiği ve 2009 yılı Protokolünde 5 katı olarak ön görülen cezai şartın 2 kat olarak düzenlendiği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 45.435,45 TL cezai şartın 27.261,27 TL'lik kısmı bakımından Kurum işleminin iptaline, bakiye cezai şart, reçete bedelinin mahsubu ve yazılı uyarı işlemlerinin iptali taleplerinin reddine karar verilmiş; karar, süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 13.03.2023 tarihli ilamıyla; davalının tüm ve davacının sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, Bölge Adliye Mahkemesince davacı hakkında tesis edilen cezai işlem yerinde görülüp, sonraki Protokol hükümlerinin olaya uygulanmasının doğru olduğu, ancak 2020 Protokolünün (6.17.) maddesinin ve hastaların reçete muhteviyatı ilaçları alıp almadığının değerlendirilmediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının Protokollere aykırı davrandığı, hakkında lehe olan 2020 yılı Protokolünün uygulanması gerektiği, hastaların reçete muhteviyatı ilaçları alıp almadığının değerlendirilmesi için davaya konu reçete sahiplerinin tanık sıfatıyla dinlenildiği, davaya konu cezai işlemle ilgili olarak 6.016,02 TL cezai işlem ve bir kez uyarı yönünden davacının sorumlu olmadığı, diğer Kurum işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacı hakkında 2009 yılı Protokolünün (6.3.3.) maddesi uyarınca uygulanan 1. kez yazılı uyarı ve 10.589,80 TL cezai şart işleminin, 20 16... yılı Protokollerinin (5.3.2.) maddesi uyarınca 1. kez yazılı uyarı ve 4.573,78 TL cezai şart olarak uygulanmasına, 6.016,02 TL'lik kısım yönünden Kurum işleminin iptaline, 20 16... yılı Protokollerinin (5.3.5.) maddesi uyarınca uygulanan cezai şart ve yazılı uyarı işleminin iptaline, reçete bedelinin mahsubunun iptali talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; müvekkilinin eczanesine yardım amaçlı olarak giden O.E'.nin daimi veya süreli çalışan kalfa ve stajyer eczacı olmadığını, adı geçen şahıs hakkında verilen mahkumiyet kararının müvekkilini etkilemeyeceğini, davalı Kurumun somut araştırma yapmadan hasta beyanına dayalı olarak cezai işlem uyguladığını, müvekkili eczacının ilgili reçete bedellerinden sorumlu tutulması hususunun hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; reçete sahiplerinin alınan ifadelerinde, reçetede yazılan ilaçları almadıklarını beyan ettikleri, uygulanan cezai işlemlerin yerinde olduğunu, tamamlanmış işlemler için o dönemde geçerli Protokol hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 2020 yılı Protokolüne göre değerlendirme yapılmasının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacı eczacı hakkında 2009 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacılar Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol uyarınca uygulanan uyarı ve cezai şart işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olmasına göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Kesinleşmiş olan bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamında; davacı hakkında uygulanan cezai işlemlerin yerinde olduğu belirtilerek, 2020 yılı Protokolünün (6.17.) maddesinin ve hastaların reçete muhteviyatı ilaçları alıp almadığının değerlendirilmediği belirtilerek kararın bozulduğu, bu nedenle Protokolün (5.3.5.) maddesi uyarınca davacı hakkında uygulanan cezai işlemin kesinleştiği ve davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince davalının usuli kazanılmış hakkı ihlal edilerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.