Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2038 E. 2025/5310 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2038
- Karar No
- 2025/5310
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/572 E., 2025/531 K. DAVA TARİHİ : 20.01.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2023/38 E., 2023/406 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili avukat ile davalı arasında "muris muvazaası nedeniyle tapu iptal tescil ve tenkis davasının" takibi hususunda 06.09.2021 tarihinde avukatlık hizmet sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmeye göre davanın ön inceleme duruşmasına kadar 30.000,00 TL ödeneceği, ödenmediği takdirde davalının hissesine düşen taşınmazların bilirkişiler tarafından o günkü piyasa değeri hesaplanarak bu değerin %20'sinin vekalet ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davanın ileri safhalarına gelindiğinde eksik harcı tamamlamak üzere Mahkemece verilen kesin süre içerisinde davanın taraflarının müvekkilinin bilgisi dışında vekalet ücreti ödememek için gizli sulh anlaşması yaptıklarını, davalının Mahkemeye 18.11.2022 tarihinde feragat dilekçesi sunduğunu ve aynı tarihte müvekkilini azlettiğini, 25.11.2022 tarihinde de müvekkiline sadece 30.000,00 TL ödeme yaptığını, davalının borcundan mahsup edilmek kaydıyla şerhli olarak parayı kabul ettiğini, müvekkilin vekalet görevini sadakat ve özenle ifa ettiğini, sözleşmenin 6. maddesine göre gizli sulh anlaşması ile davadan feragat ettiğinden ücretin tamamını isteyebileceğini ileri sürerek; avukatlık ücret sözleşmesi gereği sözleşmeye konu olan taşınmazların tespit edilecek değerinden sonra talep arttırma hakları saklı tutularak, şimdilik 50.000,00 TL'nin haksız azil ve feragat tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının 09.08.2021 tarihinde müvekkilinin vekilliğini üstlendiğini, 5.000,00 TL masraf, 30.000,00 TL vekalet ücreti hususunda anlaştıklarını, masrafın vekalet ile birlikte verildiğini, davanın 30.08.2021 tarihinde açıldığını, mahkemenin 01.11.2022 tarihli duruşmasında 62.172,64 TL eksik harcın tamamlanması için müvekkiline süre verilmesine rağmen bu durumdan müvekkilinin haberdar edilmediğini, adli yardım koşullarını taşımadığını bildiği halde rızası ve bilgisi dışında müvekkili adına adli yardım talebinde bulunduğunu, Mahkemece reddine karar verildiğini, kalan kesin süre içerisinde de harca ilişkin bedeli yatıramayacağından davayı kaybedeceği düşüncesi ile ve davacıya karşı güveninin zedelenmesi nedeniyle davacıyı haklı nedenle azlettiğini ve davadan feragat etmek zorunda kaldığını, davaya konu avukatlık sözleşmesinin bir suretinin müvekkiline verilmediğini sonradan verilen sözleşmedeki ilk sayfadaki imzanın da müvekkile ait olmadığını, sözleşmenin yapıldığı andaki gibi düzenlenmediğini, çelişkili ifadelerin bulunduğunu, başka avukatlara yetki vererek davayı takip ettirdiğinden ve bilgisi dışında adli yardım talebinde bulunduğundan güveninin sarsıldığını, davacıya borcunun bulunmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak fazla vekalet ücreti talep ettiğini, talimata uygun ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini, avukatlık görüşmesinde yanlarında kimse olmadığı halde sonradan müvekkiline verilen sözleşmede tanık olarak iki kişinin eklendiğini, yargılama esnasında dava hakkında bilgi vermediğini, sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça, davalı ile imzalanan avukatlık hizmet sözleşmesinin 3.2 maddesi ile diğer külfet oluşturan ve cezai şart niteliği taşıyan maddelerin davalı tüketici ile müzakere edildiğini herhangi bir delil ile ispat edemediği, bu sözleşmenin standart sözleşme olduğu ve genel işlem koşulları ihtiva ettiği, tüketici aleyhine aşırı külfet, dengesizlik oluşturan ve cezai şart niteliği taşıyan sözleşme maddelerinin mutlak butlan ile batıl halde olduğunun anlaşıldığı, davacı avukat ile davalının 5.000,00 TL peşin ve sonrasında 30.000,00 TL ödeme konusunda anlaştığı, davalının davacı avukata toplamda 35.000,00 TL ödediği, davacı avukat ile 35.000,00 TL ücrete anlaşılmış iken, ön inceleme duruşmasına kadar ödeme yapılmaması durumunda taşınmazın %20 oranında vekalet alacağının doğacağı şeklindeki hüküm, davalı tüketici aleyhine cezai şart niteliğinde olup tüketici aleyhine genel işlem şartı ile matbu sözleşmede cezai şart konulamayacağından bu maddenin kesin hükümsüz olduğu, kaldı ki 35.000,00 TL bedele anlaşılmış iken geç ödeme nedeniyle taşınmazın %20 oranında nispi bedel talep edilmesinin davalı tüketici aleyhine dürüstlük kuralına aykırı bir dengesizliğe yol açtığı, taşınmazın %20 oranındaki bedelin, başlangıçta anlaşılan 35.000,00 TL den onlarca kat daha yüksek bir bedeli ihtiva edeceği, bunun yanında davalı tüketicinin davacı olduğu dosyadan feragat etmesinin yasal ve doğal bir hak olup bu nedenle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacının iddialarının ve davasının, genel işlem koşullarına, 6502 sayılı Kanun'un 5. maddesinde düzenlenen tüketici sözleşmelerindeki haksız şart hükümlerine, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddede düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davaya konu sözleşme maddesi cezai şart taşımadığı halde mahkemece bu hususun cezai şart olarak değerlendirildiğini, sözleşmenin münazara edilerek tanıklar huzurunda imzalandığını, Mahkemece yeterli delil toplanıp azlin haklılığı ya da haksızlığı hususunda değerlendirme yapılmadan gizli sulh anlaşması yapıldığının tespitine gidilmeden davanın reddine karar verildiğini, eksik inceleme yapıldığını, davalının kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında vekalet ücretine ilişkin net bir ücretin ancak yapılacak tahkikat sonucunda belirleneceğini, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, avukatlık ücret sözleşmesinde ücretin belli olmadığı, Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesinde alacağı asıl belirleyenin avukatın takip ettiği ve ücret alacağına esas kıldığı dava ve işin değeri olduğu, bu değer belli ve azil de haksız ise avukatın bu değerin %10-%20 arasında bir ücret alacağına hak kazanacağını, söz konusu madde ile vekalet ilişkisi sona erdiği takdirde yahut azil halinde cezai bir koşula bağlanmadığını aksine tarafların vekalet ilişkisinin devamı yönünde davalıya yeni bir imkan sunulduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, avukatlık ücret sözleşmesinden doğan alacak istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle taraflar arasında imzalanan Avukatlık Ücret Sözleşmesinin niteliği itibariyle tüketici sözleşmesi olduğu, Avukatlık Ücret Sözleşmesindeki davaya konu maddenin haksız şart niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.